Unutkanlıktan kurtulmak ve zekanın açılması için bu dua okunur.

“Bismillahirrahmanirrahim, Ferdün, Hayyün, Kayyumun, Hakemun, Adlün, Kuddüsün. İyyake na’büdü ve iyyakenesta’in. İnna fetehna leke fethen mubina” Dokuz defa okunacak.

“Ya kebirü entellezi la tehdil ukulü livasfi azameti.” Bin defa okunacak.

Sonra : “Subhane rabbiyel a’la.” denecek. Sonra, “Sübhane minennaril eflaki, biezkaril emlaki kema tüskinül arza biezkarizzakirine, kale li ezkari himiletin lil mahmuline, ve meskenetin lil miskinine, ve muherriketin lil mutehharrikine, sübhane men hüve külle yevmin hüve fi ÅŸe’nin.” okunacak.

Bundan sonra ihtiyaç neyse o söylenecek ve ÅŸunlar okunacak.: “Ya ğıyasel müsteÄŸisine vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim.” (Mecmuatül Ahzab)

Hz. İbnu Abbâs (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: “Hz. Ali İbnu Ebî Tâlib (radıyallâhu anh) Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a gelerek: “Annem ve bâbam sana kurban olsun, ÅŸu Kur’an göğsümde durmayıp gidiyor. Kendimi onu ezberleyecek güçte göremiyorum” dedi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ona ÅŸu cevabı verdi: “Ey Ebûl-Hüseyin! (Bu meselede) Allah’ın sana faydalı kılacağı, öğrettiÄŸin takdirde öğrenen kimsenin de istifade edeceÄŸi, öğrendiklerini de göğsünde sabit kılacak kelimeleri öğreteyim mi?”

Hz. Ali (radıyallâhu anh): “Evet, ey Allah’n Rasûlü, öğret bana!” dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber ÅŸu tavsiyede bulundu:

“Cuma gecesi (perÅŸembeyi cumaya baÄŸlayan gece) olunca, gecenin son üçte birinde kalkabilirsen kalk. Çünkü o an (meleklerin de hazır bulunduÄŸu) meÅŸhûd bir andır. O anda yapılan dua müstecabtır. KardeÅŸim Ya’kub da evlatlarına şöyle söyledi: “Sizin için Rabbime istiÄŸfâr edeceÄŸim, hele cuma gecesi bir gelsin.” EÄŸer o vakitte kalkamazsan gecenin ortasında kalk. Bunda da muvaffak olamazsan gecenin evvelinde kalk. Dört rek’at namaz kıl. Birinci rek’atte, Fâtiha ile Yâsin sûresini oku, ikinci rek’atte Fâtiha ile Hâmim, ed-Duhân sûresini oku, üçüncü rek’atte Fâtiha ile Eliflâmmîm Tenzîlü’ssecde’yi oku, dördüncü rek’atte Fâtiha ile Tebâreke’l-Mufassal’ı oku. TeÅŸehhüdden boÅŸaldığın zaman Allah’a hamdet, Allah’a senayı da güzel yap, bana ve diÄŸer peygamberlere salât oku, güzel yap. Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar ve senden önce gelip geçen mü’min kardeÅŸlerin için istiÄŸfat et. Sonra bütün bu okuduÄŸun duaların sonunda ÅŸu duayı oku:

“Allahım, bana günahları, beni hayatta baki kıldığın müddetçe ebediyen terkettirerek merhamet eyle. Bana faydası olmayan ÅŸeylere teÅŸebbüsüm sebebiyle bana acı. Seni benden râzı kılacak ÅŸeylere hüsn-i nazar etmemi bana nasîb et. Ey semâvât ve arzın yaratıcısı olan celâl, ikram ve dil uzatılamayan izzetin sâhibi olan Allahım. Ey Allah! ey Rahman! celâlin hakkı için, yüzün nuru hakkı için kitabını bana öğrettiÄŸin gibi hıfzına da kalbimi icbâr et. Seni benden razı kılacak ÅŸekilde okumamı nasîb et. Ey semâvât ve arzın yaratıcısı, celâlin ve yüzün nuru hakkı için kitabınla gözlerimi nurlandırmanı, onunla dilimi açmanı, onunla kalbimi yarmanı, göğsümü ferahlatmanı, bedenimi yıkamanı istiyorum. Çünkü, hakkı bulmakta bana ancak sen yardım edersin, onu bana ancak sen nasib edersin. HerÅŸeye ulaÅŸmada güç ve kuvvet ancak büyük ve yüce olan Allah’tandır.”

Ey Ebû’l-Hasan, bu söylediÄŸimi üç veya yedi cuma yapacaksın. Allah’ın izniyle duana icâbet edilecektir. Beni hak üzere gönderen Zât-ı Zülcelâl’e yemin olsun bu duayı yapan hiçbir mü’min icâbetten mahrum kalmadı.”

İbnu Abbâs (radıyallâhu anhüma) der ki: “Allah’a yemin olsun, Ali (radıyallâhu anh) beÅŸ veya yedi cuma geçti ki Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a aynı önceki mecliste tekrar gelerek:

“Ey Allah’ın Resûlü! dedi, geçmiÅŸte dört beÅŸ âyet ancak öğrenebiliyordum. Kendi kendime okuyunca onlar da (aklımda durmayıp) gidiyorlardı. Bugün ise, artık 40 kadar âyet öğrenebiliyorum ve onları kendi kendime okuyunca Kitabullah sanki gözümün önünde duruyor gibi oluyor. Eskiden hadisi dinliyordum da arkadan bir tekrar etmek istediÄŸimde aklımdan çıkıp gidiyordu. Bugün hadis dinleyip sonra onu bir baÅŸkasına istediÄŸimde ondan tek bir harfi kaçırmadan anlatabiliyorum.

Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bu söz üzerine Hz.Ali (radıyallâhu anh)’ye: “Ey Ebû’l-Hasan! Kâbenin Rabbine yemin olsun sen mü’ minsin!” dedi.” (Tirmizî, Daavât 125, (3565).

Cevap 2:

Zekanın açılması, hafızanın gelişmesi için dua okumanın yanında, maddi tedbirlere uymak ve yapılan işin gereklerini yerine getirmek gerekir. Dersine çalışması gereken bir öğrenci sadece diliyle değil haliyle ve bedeniyle de dua etmelidir. Buna fiili dua denilmektedir. Üzerine düşen görevi hakkıyla yerine getirdikten sonra diliyle dua etmek de kavli duadır. İki kanatlı bir kuş gibi, hem fiili hem de kavli duayı beraber yapmakla istediği yere uçabilecektir.

Ayrıca öğrendiklerini unutmamak ve onları korumak için de bazı tedbirler almalıdır. Çünkü unutkanlığa sebep olan konular vardır. Bunlardan sakınmak gerekir. Bazılarını kısaca söyleyelim:

1- Harama bakmak.
2- Haramla beslenmek.
3- Zihni çok yoracak olan gereksiz şeylerle doldurmak. Televizyon, bilgisayar gibi.
4- Aşırı derecede bedene zarar verecek kadar cinsel ilşkiye girmek. Özellikle kendi kendine tatmin olmak.
5- Zihnin sürekli çalışmasını engelleyecek kadar boş durmak. Unutkanlıktan kurtulmak için bu dua okunur.