BitkiDerman.com.tr

' "Bitki" Derman'dır. ' – Şifalı Bitkiler Bilgi Paylaşım Sitesi…



Yiyerek nasıl zayıflarım?

Yiyerek nasıl zayıflarım?

1. Her zaman tatlı şeyler yiyin!
Evet her zaman. Yemekten sonra ufak bir parça bitter çikolata yemek size kilo aldırmaz. Bunun dışında minik kekler yada meyve iyi bir seçenek olabilir.

Baştan Çıkaran Flört Sırları

Baştan çıkarıcı seksi hareketlerle hoşlandığınız kişinin dikkatini çekin.. İşte uygulanmış, etkili yöntemler.. Uzun adımlarla, salınarak ve etrafta tanıdık birini arıyor gibi bakının. Arkadaşınızın yanına doğru giderken, varlığınızı iyice belli etmek ve boyunuzu uzun göstermek için büyük adımlar atın.

 

Baştan Çıkaran Flört Sırları

Çağıran bakışlar, erkeklerin akıllarını başlarından alır, o yüzden bu cilveli bakışı mutlaka kullanın. Hoşlandığınız erkeğin gözlerinin içine en fazla üç saniye kadar bakın ve sonra gözlerinizi kaçırın. Onu istediğinizi anlaması için bunu birkaç kere tekrarlayın.

Sadece bakışmak yeterli değildir. Ona yaklaşmak daha fazla ustalık ister. Direkt yanına gitmek yerine, ona yavaş yavaş yaklaşın. Yan taraftan yaklaşmak, daha az gözünü korkutacak ve direkt karşısına çıkmadığınız için sizin daha gizemli gözükmenizi sağlayacak.

Gürültülü ve kaba olmayan bir şekilde gülmek kendinize olan güveninizi artırır. Sizi mutlu, canlı biri olarak gösterir.

Hoş bir erkekle el sıkışırken, gözlerinin içine bakın ve aynı zamanda elini hafifçe sıkın. Hiç beklemediği bir anda elinizle uyguladığınız bu basıncı, cinsel bir hareket olarak algılar. Bu gücünü sergilemekten korkmayan, cesur bir kadın olduğunuzu gösterir.

Yemek yerken veya içki içerken, ona doğru aranızda 45 santimetre kalacak kadar eğilin ve koluna ya da eline dokunun. Aranızdaki mesafeyi azalttığınız için heyecanlanabilirsiniz ama aslında bu hareket gerginliğinizi hafifletecek ve sohbetiniz daha iyi akacak. Vücutlarınızın birbirine yakın olması aranızdaki kimyayı ve çekimi güçlendirecek.

Kısık sesle konuşmak cinsel cazibenizi artırır. Kadınlar tahrik olunca, testosteron seviyeleri artar ve daha derinden konuşurlar.

Yemek sırasında, çıplak omuzlarınıza hafifçe dokunun veya göğsünüzün arasından sallanan kolyenizle oynayarak dikkatini çekebilirsiniz.

Gecenin gidişatı belli olduysa bile, seksi kedi imajınızı devam ettirmenizin yöntemleri vardır. Erkekler heyecan arayışı içindedirler, o yüzden sizi kovalamasını sağlayacak hareketler yapın.

Bu kış diyeti incecik yapıyor

Kış aylarında vücut ve metabolizma kendini koruma altına almaya çalıştığından daha yavaş çalışmaya başlıyor. İşte incelmenin sırları…

Diyetisyen Yeşim Çelik

Kış aylarında vücut ve metabolizma kendini koruma altına almaya çalıştığından daha yavaş çalışmaya başlıyor. Böylelikle yemek yeme ihtiyacının artmasıyla daha fazla karbonhidratlı yiyecekler tüketiliyor. Terleme de çok az olduğundan dolayı metabolizma hızı en aza iniyor ve eğer dikkat edilmezse aşırı kilo alımı meydana geliyor. Soğuk havalara karşı bağışıklık sistemi, hastalıklara (grip, soğuk algınlığı, bronşit gibi) karşı kendini korumak için yağ yıkımını engelliyor. Bu durumda kış mevsimini sağlıklı geçirmek için bağışıklık sistemini biraz daha güçlendirmek gerekiyor. Güçlü bir savunma mekanizmasının temelinde ise yeterli ve dengeli beslenme yer alıyor. Bunun için de mutlaka güne iyi bir kahvaltı yaparak başlamalısınız. İyi bir kahvaltı ile güne başlamak sizin hem direncinizi koruyacak hem kilo kontrolünde siz yardımcı olacak hem de metabolizma hızınızın yavaşlamasını engelleyecektir.

Kış aylarında birçok kişi yaz aylarında olduğu gibi yoğun miktar su tüketmeyerek hataya düşerek sağlık sorunlarının meydana gelmesine neden oluyor. Bilindiği gibi su vücudumuzdaki bütün metabolik reaksiyonların temel direği. Kışın su kaybımız daha az olduğu için susama hissimiz azalıyor, ancak su ihtiyacımızı yine de karşılamamız gerekiyor. Bu yüzden dikkatli bir beslenmeyle birlikte metabolizmanızı çalıştırmak için susamasanız bile günde 2-2,5 (10-14 bardak) litre su tüketmeye önem göstermelisiniz. Eğer su yerine başka içecekler tüketmek istiyorsanız, sıcak içecek olarak genellikle kafein ve tein içeriği yüksek olan çayla kahve tercih ediliyor. Bu konuda Çelik’in önerisi bitki çaylarını tercih edilmesi. Kuşburnu çayı, C vitamini içerdiği için, rezene çayı gaz sorunlarına iyi geldiği için tercih edilebilir.

Soğuyan havalarla birlikte kışın en çok rastlanan hastalık soğuk algınlığı. Vücudumuzun direnci azaldığı için daha rahat hasta oluyoruz. Bu yüzden beslenirken savunma mekanizmanımızı güçlendirmek amacıyla bol bol A ve C vitaminli gıdalar tüketmekte fayda var. Narenciye (Portakal, mandalina, greyfurt), havuç, kivi, lahanagiller (Karnıbahar, lahana, brokoli, Brüksel lahanası), yeşil yapraklı sebze (maydanoz, tere, ıspanak) gibi kış meyve ve sebzeler yoğun miktarda vitamin almanıza yardımcı olabilir. Tabi ki beslenmenize dikkat ederken, spor yapmayı da ihmal etmemelisiniz. Kış aylarında gerek günlerin kısalması gerekse havaların soğuması ile birlikte fiziksel aktiviteler azalıyor. Güneş de yüzünü daha az gösterdiğinden, D vitamini gereksinmesini karşılamakta sıkıntılar yaşanıyor. Bu nedenle havanın güneşli olduğu günlerde 20 – 25 dakika kadar güneş ışığından direkt olarak yararlanmaya (Hafif tempolu yürüyüşler olabilir) ve haftada 2 – 3 kez balık yiyerek kalp sağlığınızı korumaya ve kemiklerimizin de güneşin eksikliğini ( D vitamini yetersizliği ) daha az hissetmesini sağlayabilirsiniz.

Gün içerisindeki tüketilmesi ve tüketilmemesi gerekilenler:

İhmal Etmeyin

- Balık, yumurta, kırmızı et-bonfile, tavuk
- Çavdar, tam tahıllı, tam buğday ekmeği, kahverengi pirinç, bisküvi, tarhana, mercimek çorbası
- Bir bardak süt
- Az tuzlu ve çok yumuşak olmayan peynir çeşitleri
- Kefir, light ayran ya da prebiotik yoğurt
- Taze ve mevsim sebze ve meyvelerinin tümü
- Kurubaklagiller
- Bal kabağı çekirdeği, keten tohumu
- Kuru meyveler (kuru erik, kayısı, dut, incir)
- Yağlı tohumlardan; her gün ortalama 8 adet ceviz, 10 adet fındık ya da badem
- Sık olmamakla beraber, 50gr siyah çikolata, sütlü tatlı ya da dondurma
- Spor durumuna göre protein ya da karbonhidrat barlar
- Her gün ortalama 2,5 litre su
- İhtiyaç duyuldukça bitki çayları ve meyve suları

Uzak Durun

- Basit şekerden yapılmış ürünler (Çikolata, pasta, börek, baklava, şerbetli tatlılar, poğaça…)
- Aşırı tuz ve baharat
- Alkol oranı yüksek içkiler (rakı, viski, votka, tekila..)
- Aşırı kafeinli içecekler
- Gazlı içecekler
- Yağda kızartılmış sosis, sucuk, salam, patates, et türevleri
- Aşırı karbonhidrat ve yağ içeren fast food gıdalar

Popularity: unranked

zayıflamak için buzlu su için

Bugüne kadar okuduğunuz ya da uyguladığınız diyet listelerini hatırlayın.Uzmanlar özellikle ne diyordu? “Günde en az 2 litre su için!”. Vücut sağlığımız için su içmeliyiz ancak amacımız kilo vermek ise sadece su yeterli değil; buzlu su içmelisiniz!Kilo vermek isteyenler gün boyunca mutlaka buzlu su, buzlu çay veya buzlu meyve suları tüketmeli. Bunun sebebi vücudunuz buzlu içeceği ısıtıp vücut derecesine çıkarabilmek için ekstradan kilo kalori yakıp enerji sağlamak zorunda kalacaktır. “Kilo vermek için neden buzlu su içmeliyim?” diye merak edenler için cevap hemen geliyor. Buzlu su içmek; vücut sisteminizi, vücut ısınızın düşmesini engellemek için metabolizmanızı hızlandırmaya zorlar. Örneğin, 340 ml’lik bir bardakla günde 8 bardak buzlu su içiyorsanız fazladan 200 kalori yakıyorsunuz demektir. Bu da kilo vermenizi hızlandırır.

Ekstra kalori yakıyor

Eğer su içmeyi sevmiyorsanız, buzlu suyu limonla tatlandırmayı deneyin. Bu arada, fazla su içmek vücudu şişirir, daha kilolu gösterir gibi yanlış bilgileri aklınızdan silip atın. Su içmek; karaciğer ve böbreklerin temizlenmesine, toksinlerin atılmasına yardımcı olan en önemli içecektir. Vücut şişkinliği az su içmekten kaynaklanır. Sadece buzlu su ile kalmıyor tabii, sıcak yaz günlerinde mutlaka bir iki bardak buzlu yeşil çay tüketmek isteyebilirsiniz. Bağışıklık sistemimizi koruyabilecek en etkili destek antioksidanlardır. Bu nedenle güneş yükseldikçe antioksidanların sağlığımız için önemi artar. Yeşil çay içindeki flavonoidler (antioksidan) sayesinde yaşlanmanın etkilerini yavaşlatırken, buzlu tükettiğiniz için ekstra kalori de yakma fırsatı bulursunuz.

500 ml. buzlu su, kaç kalori yaktırır?

Diyelim ki buzlu suyun sıcaklığı 0 dereceye yakın,
Vücut sıcaklığınız 37 dereceye yakın,
1 gram suyu 1 derece ısıtmak için harcanan enerji miktarı 1 kaloridir (kilo kalori değildir, 1 kilokalori 1000 kaloridir),
500 ml. suyun 473,18 gram olduğunu biliyoruz…

500 ml buzlu suyu 37 derece sıcaklığa çıkarabilmek için vücudunuz 17,5 kilo kalori yakmak zorunda kalacaktır. Günlük ihtiyacınız olan 2000 kilo kalorilik bir diyetiniz olduğunu düşünürseniz, 17,5 kilo kalori pek fazla görünmüyor

Çocuklarda tiroid hastalıkları

Tiroid bezi vücudumuzun bazal metabolizmasını yani hücrelerin çalışma hızını ayarlayan en önemli hormondur. Bunun yanı sıra tiroid hormonları çocuklarda beyin ve sinir sisteminin gelişimi için çok önemlidir. Sinir hücrelerini çevreleyen miyelin kılıfının yapımı tiroid hormonu sayesinde başarılır. Vücudumuzda tiroid hormonuna ihtiyaç duymayan hiçbir doku veya hücre grubu yoktur. Tiroid hormonları çocuklarda ayrıca büyüme ve kemik olgunlaşmasını sağlarlar. Büyüme hormonunun etkilerini de güçlendirirler.

Tiroid bezinin yetersiz çalışması ve kanda T4 ve T3 hormonlarının seviyelerinde düşüklük olmasına Hipotiroidi denir. Hipotiroidili bir bebekte zamanında tedavi başlanmaz ise en önemli sorun zeka geriliğine yol açmasıdır. Daha büyük çocuklarda ise büyüme-gelişme geriliği, şişmanlık, kabızlık, cilt kuruluğu, enerji azlığı, halsizlik, isteksizlik, aşırı uyuma, saç dökülmesi gibi belirtilere yol açar.

Tiroid bezi bozuklukları doğumdan itibaren her yaşta ortaya çıkabilmekte olup ülkemizde iyot eksikliğinin ve akraba evliliğinin yaygın olması nedeniyle hipotiroidi ve guatr sıklığı oldukça yüksektir. Tiroid bezinin normalden az çalışması, Hipotiroidi, normalden fazla çalışmasına ise hipertiroidi diyoruz. Tiroid bezinin büyümesine ise guatr adı verilmektedir. En sık hipotiroidi görülür. Hipertiroidiyi daha seyrek görmekteyiz. Ergenlik çağındaki özellikle kız çocuklarında “Haşimoto Tiroiditi” denen bir tiroid hastalığı sık görülmekte. Bu çocukların genellikle ailelerinde de (annesinde, babasında, halasında vs) Haşimoto hastalığı hikayesi vardır. Bu nedenle Haşimoto hastalığı olanların özellikle kız çocuklarında tiroid hormon düzeyleri ve antikorlarına bakmakta yarar var. Haşimoto tiroiditinde vücut tiroid bezini yabancı bir protein gibi görüp buna karşı akyuvarlar vasıtasıyla antikor dediğimiz bağışıklık maddeleri üretir. Yani oto-immun türden bir hastalıktır. Sonuçta tiroid bezi akyuvarlarla istila edilir ve tiroid bezi hem büyür (guatr gelişir) hem de tiroid bezinin hormon üretimi bozulur ve tiroid yetersizliği (hipotiroidi) gelişir. Bu durumda ilaç tedavisi gerekir. Ancak tiroid bezi büyük değilse ve tiroid hormon düzeyleri normalse bu hastalarda tedavi gerekmez, takip etmek yeterlidir olup özellikle anne veya baba tarafında bu hastalık var ise dikkatli olunmalıdır.

Tanı muayene, kanda tiroid hormon düzeylerinin bakılması ve gerekli olgularda tiroid ultrasonografisi veya sintigrafisi ile konulur.

Nasıl tedavi edilmeli?

Hipotiroidinin tedavisinde vücudun üretemediği tiroid hormonunun birebir aynısı ağızdan günde 1 kez verilir. Ülkemizde sık görülen geçici hipotiroidilerde doktor kontrolü altında ilaç tedavisi azaltılarak zaman içinde kesilebilir. Ancak kalıcı hipotiroidi var ise tedavinin ömür boyu sürmesi gerekir. Gerekli doktor kontrolü ile uygun dozlarda yapılan tedavinin hiçbir yan etkisi yoktur.

Tiroid hormonları nelerdir?

Tiroid hormonları T4 ve T3’dür. Bunların özellikle serbest şekillerinin ölçülmesi önemlidir. TSH dediğimiz beyindeki hipofiz bezinden salgılanan bir hormon da tiroid bezinin fonksiyonu konusunda önemli bilgi verir.

Çocuğunu tiroid bezlerinde sorunu olan aileler nelere dikkat etmeli, nelerden kaçınmalı?

Tiroid hastalığı olsun olmasın tüm çocuklar iyotlu tuz kullanmalıdır. Yenidoğan bebeğinize tiroid hormonları taraması yaptırın. Annede tiroid problemi varsa çocuk sürekli izlenmeli. Çocuğunuz kolay kilo alıyor ve boyu uzamıyorsa tiroid hormonlarına baktırmak gerekir. Boy ve kilo çizelgelerine göre çocuğun büyüme grafiği doktor ile izlenmelidir.

Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Endokrinoloji Bilim Dalı Başkanı Prof Dr Abdullah Bereket

Çocuklara diyet yaptırmak doğru mu?

Dünyada olduğu gibi ülkemizde de çocuklar günümüzün hastalığı ‘obezite’ riski altında. Çocuklukta başlayan obezite, gelecek yıllarda başta kalp damar hastalıkları, diyabet ve hipertansiyon olmak üzere birçok sağlık sorununa neden oluyor. Bu nedenle bebeklikten başlayarak sağlıklı beslenme alışkanlığının edinilmesi ve hareketli bir yaşam sürme bilincinin çocuklara yerleştirilmesi büyük önem taşıyor.

Acıbadem Kadıköy Hastanesi Büyüme ve İştah Bozuklukları Merkezi’nden Çocuk Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Benal Büyükgebiz, çocuklarda obezite tedavisi için aşağıdaki konulara dikkat etmek gerektiğini belirtiyor:
* Çocuğun kendine güveni zedelenmemeli; özgüven duygusu desteklenmelidir.
* Çocuğun sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanılması sağlanmalıdır.
* Çocuğa tedavide uzun süreli bir davranış değişikliği süreci yaşanacağı baştan açıklanmalıdır.
* Çocukluk yaş grubunda obezitenin tedavisinde merkez ailedir. Ailenin de tedavi sırasında çocuğu desteklemesi gerekmektedir. Ebeveynler ve kardeşler de besin tercihlerinde ve beslenme alışkanlıklarında sağlıklı seçimler yapmalaıdır.
* Çocuğun ikinci yaşından sonra tüm aile bireyleri de yağsız veya az yağlı süt ve süt ürünlerini tüketmelidir.
* Meyve ve sebze tüketimi artırılmalıdır.
* Besinler ve beslenme koşullarında yapılan değişikliğe, tüm ailenin katılacağı daha aktif bir yaşam tarzı eşlik etmeli ve bu hayat boyu devam edecek bir alışkanlık haline getirilmelidir. Aktif yaşam koşulları sadece belirli saatlerde sürdürülen spor aktiviteleri ile sınırlandırıldığında değil; günlük yaşamın bir parçası olabildiğinde tedavi başarılı olur ve kalıcı sonuçlar elde edilir.
* Hareketsiz yaşam koşullarını sebep olan aktiviteler kısıtlanmalıdır.
* Yemek porsiyonları azaltılmalıdır.
* Çocuk yemeğini ailesiyle birlikte yemelidir. Yemekte mutlaka su içilmelidir.
* Başta kahvaltı olmak üzere hiçbir öğün atlanmamalıdır.
* Okul beslenmesi evden götürülmelidir.

NEDEN OBEZ OLUYORLAR?
Çocukların obez olmasında birçok faktör rol oynamaktadır. Beslenme konusunda en önemli görev anne ve babalara düşmektedir. Çocuklarının sadece beslenmesinde değil, günlük yaşamında da birçok konuda ailelerin dikkatli olması gerekmektedir.

Prof. Dr. Benal Büyükgebiz, obeziteye yol açan başlıca dört faktörü şöyle sıralıyor:
* Anne-babanın obez olması: Özellikle anne-babanın her ikisinin de obez olması durumunda risk daha da yükselir. Bu hem genetik olarak kilo almaya yatkınlığı oluşundan, hem de anne-baba ile aynı yaşam koşullarının ve beslenme alışkanlıklarının sürdürülmesinden kaynaklanır.

* TV izleme: Çocukların Tv izlemeleri ile obezite gelişme riski arasında belirgin ilişki vardır. Benzer şekilde bilgisayar başında geçirilen saatlerin de katkısı olumsuzdur. TV ve bilgisayar karşısında geçirilen saatler arttıkça, obezite riski de artar. Özellikle 8 saat ve daha uzun süre hareketsiz kalan çocukta obezite riski yüksektir. Sedanter yaşam, az aktiviteye neden olduğu gibi, bu aktiviteler sırasında yiyecek tüketme eğilimleri de ihtiyaçlarının üstünde kalori ve besin almalarına neden olur. Ayrıca TV seyretme sırasında besin tüketimini çağrıştıran ve özendiren reklam ve programlar da obezite gelişme riskine katkıda bulunur.

* Hareketsiz Yaşam: Bir araştırma sonucuna göre günde toplam 12 saatten daha az uyuyan çocuklarda obezite gelişme riskini daha yüksek olduğu söylenmektedir. Bunun sebebi aslında çocukların az uyuması değil, aktif bir hayat tarzına sahip olmamalarıdır. Çünkü az aktif olan çocuklar gün içinde daha az yoruldukları için daha az uyurlar. Önemli olan çocuğun aktif ve hareketli olmasıdır. Bu nedenle az uyuyan ama aktif ve hareketli çocukta obezite gelişme riski doğal olarak yüksek değildir.

* Birinci yaşta hızlı kilo: İlk yıl içinde hızlı kilo alan çocuklarda da obezite gelişme riski daha yüksektir.

ÇOCUĞUN GÜVENİNİ ZEDELEMEYİN
Çocukluk yaş grubunda obezite ile mücadelede birincil derecede önemli olan konu, obezitenin gelişmesinin önlenmesidir. Çocuklarda büyüme temel bir süreçtir ve enerji-protein olmak üzere besin gerektiren bir biyolojik fonksiyondur. Prof. Dr. Benal Büyükgebiz, bu nedenle çocuklarda özellikle de sınırları belirlenmemiş diyet uygulamalarının doğru olmadığını belirterek, şu noktaları vurguladı:
* Çocukların bulundukları yaş gruplarına göre yaklaşımlarımız da değişkenlik göstermektedir. Örneğin, anne sütünün alındığı dönemde gelişen obezitede, anne sütünü kesmek gerekmez.
* İlk iki yıl içinde kilo artış hızının azaltılması amaçlanmalıdır. Diyet uygulanırken de çocuğun büyüme parametreleri (boy-kilo) çok yakından izlenmelidir.
* Çocuğun her koşulda boyunun uzamaya devam etmesi gerekir. Altı yaşından sonra kilo vermesi de amaçlanabilir. Ancak bu koşulda dahi çocuk kilo kaybederken boyu uzamaya devam etmelidir.
* Çocuğun kilo kaybının yağ dokusundan olması sağlanmalı, adale kitlesi olumsuz etkilenmemelidir.
* Her yaş grubunda şişmanlığın tedavisinde başlıca iki yaklaşım vardır:
1. Tüketilen yiyeceklerin kısıtlanması ile alınan enerjinin azaltılması.
2. Hareket arttırılarak harcanan enerjinin arttırılması.
* Çocuğun yaş grubuna ve obezitesinin derecesine bağlı olarak tedavi yaklaşımında, kilo artış hızının azaltılması, aynı kiloda kalması ya da kilo kaybı amaçlanabilir.
* Bütün bu incelikler ve detaylar nedeniyle çocukluk yaş grubunda gelişen obezitenin tedavisi, bu konuda özelleşmiş çocuk hekimleri tarafından yürütülmelidir.

|