BitkiDerman.com.tr

' "Bitki" Derman'dır. ' – Şifalı Bitkiler Bilgi Paylaşım Sitesi…



Domuz gribine karşı yüzeyler nasıl temizlenmeli?

Halk arasında “domuz gribi” olarak bilinen Pandemik A (H1N1) virüsüne karşı yüzey temizliği çok önemli. Peki bu konuda nelere dikkat etmek lazım?

Halk Sağlığı Uzmanları Derneği (HASUDER) Bulaşıcı Hastalıklar Komisyonu üyesi Yardımcı Doç. Dr. Esin Kulaç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, “domuz gribine” karşı okulların, toplu taşıma araçlarının ve kamuya açık alanların ilaçlandığını hatırlatarak, “Ancak ilaçlamada kullanılan maddelerin içeriği ve yapılan işlemin bilimselliği konusunda şüpheler bulunmaktadır. Ayrıca bu maddelerin gereksiz ve fazla kullanılması da insan sağlığına zarar verebilmektedir” uyarısında bulundu.

Güneş ışığına oldukça duyarlı olan grip virüsünün, başlıca bulaşma yolunun damlacık yoluyla olduğunun bilindiğini anlatan Kulaç, diğer damlacık yoluyla bulaşan mikroorganizmalarda olduğu gibi sıklıkla kapalı ortamlarda bulaştığını söyledi. Kulaç, bu nedenle ev, okul, hastane bekleme salonu, iş yeri ve otobüs gibi kapalı alanların iyice havalandırılmasının, pandemik gribin bulaşmasını önlemede etkin bir kontrol yöntemi olduğunu vurguladı.

“JELİN EL YÜZEYİNDE İYİCE KURUMASI BEKLENMELİ”
Kulaç, hasta kişilerin öksürüp hapşırmasıyla havaya yayılan enfekte damlacıkların, bir süre havada asılı kaldıktan sonra sandalye, masa, kapı kolu, klavye gibi yüzeylere bulaşabildiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Ortam ısısı, nem oranı, güneşlenme durumu ve yüzey özelliği gibi etkenlere bağlı olmakla beraber, grip virüsünün bu yüzeylerde 2-48 saat arasında canlı kalabildiği rapor edilmektedir.

Grip virüsünün bulaştığı bir yüzeye dokunduktan sonra, ellerin ağız, göz ve burna götürülmesiyle de hastalık bulaşabilir. Olası ya da kesin enfekte yüzeylere dokunulmamalı, kazara dokunulursa eller hemen su ve sabunla 15-20 saniye süreyle yıkanmalıdır. Bu nedenle okul ve hastane gibi toplu yaşam alanlarında su ve sabuna erişimin düzenli olarak sağlanması çok önemlidir.

Su ve sabunun bulunmadığı ortamlarda el temizliği için el dezenfektanları kullanılabilir. El temizleme jeli kullanılacaksa, jelin el yüzeyinde iyice kuruması beklenmelidir. Bununla birlikte bu dezenfektanların alerjik reaksiyonlara neden olabileceği de unutulmamalıdır.”

“KAPLARIN SICAK SU VE DETERJAN İLE YIKANMASI YETERLİ”
Grip virüsünün yayılmasını önlemek için geniş yüzeylerin dezenfeksiyonunda pek çok madde kullanılmasına karşın, deterjan ve suyla
yapılacak temizliğin yeterli olduğunun rapor edildiğini anlatan Kulaç, masa, kapı kolu, banyo, mutfak tezgahı, oyuncak gibi araç gerecin günlük temizlikte kullanılan deterjanlarla temizlenmesinin uygun bulunduğunu bildirdi.

Kulaç, günlük kullanılan temizlik maddeleri dışında klor, hidrojen peroksit, iyotlu antiseptikler ve alkol gibi bazı kimyasal maddelerin
kullanılabileceğini ifade ederek, küçük çocukların eğitim gördüğü kreşlerde çevre ve oyuncak temizliğine özen gösterilmesi ancak yapılan günlük temizliğe ek olarak dezenfeksiyon yapılmasının gerekli olmadığını söyledi.

Yüzey temizliğinde çamaşır suyu (yüzde 5’lik sodyum hipoklorit) kullanılacaksa, 50 ölçü suya bir ölçü çamaşır suyu konularak hazırlanan karışımla yüzey temizliğinin yapılmasının yeterli olduğunu belirten Kulaç, şunları kaydetti:

“Temizlenen yüzey iki dakika ıslak bekletilmeli ve sonra kurumaya bırakılmalıdır. Eğer enfekte bir yüzeyin temizliği yapılacaksa, dokuz ölçü suya bir ölçü çamaşır suyu katılarak hazırlanan karışım kullanılmalı. Çamaşır suyunun temizlikte kullanılamayacağı aside dayanıksız metal yüzeyler için (çelik gibi) yüzde 70’lik izopropil alkol solüsyonu kullanılabilir. Enfekte yüzey temizliğinde yüzde 70’lik alkol organik madde ile temas olduğunda inaktif duruma geçeceğinden kullanılmamalı.

Yüzey temizliğinde tek kullanımlık kağıt havlu gibi ürünler tercih edilmeli.

Grip virüsünün 70-100 derecee öldüğü bilindiğinden, kapların sıcak su ve deterjan ile yıkanması (bulaşık makinesi) yeterli.

Enfekte havlu, yatak çarşafı ve giysiler silkelenmemeli, hastane ortamında veya evde enfekte olan her türlü araç gereç taşınırken dikkatli
olunmalı. Aksi taktirde havaya bu araçlardan enfekte aerosoller karışabilir ve kişileri enfekte edebilir.

Tuvalet gibi geniş topluluklar tarafından kullanılan alanların ve çeşitli yüzeylerin temizliğinin sıklığı konusunda günlük temizliğin yeterli olduğu bildirilmektedir. Dezenfektanların odalara sprey şeklinde kullanılması sakıncalı sonuçlar doğurabileceği gibi faydası da saptanmamıştır. Kuru toz alma şeklinde veya süpürge ile yapılacak bir temizlik havada aerosollerin oluşmasına neden
olabileceğinden uygulanmamalı.

Olası enfekte yüzeylerin temizlenmesinde personelin eldiven, gözlük, cerrahi maske, tek kullanımlık önlük gibi koruyucu önlemleri alması
gereklidir.”

Uzm. Dr Pınar Baysan da Belediye ve Milli Eğitim Müdürlüğü başta olmak üzere tüm kamu ve özel kurumlarda yapılacak temizleme işlemlerinin sağlık teşkilatının danışmanlığında yürütülmesi gerektiğini bildirdi. Baysan, İl Hıfzıssıhha Kurullarında alınacak bir kararın, temizlik işlemlerinin işbirliği içinde yürütülmesi konusunda bağlayıcı olabileceğini söyledi.

Popularity: unranked

domuz gribine yakalanmamak için nasıl beslenmeli

Domuz gribi hastalığına yakalandığınız zaman virüsü yenebilmek için en önemli önkoşul, bağışıklık sisteminizin güçlü olması. İşte bağışıklık sistemini domuz gribine karşı güçlü tutmak için tüketmeniz gereken gıdalar:

Kırmızı biber: Portakalda bulunan C vitamininin 2 katını içerir. C vitamini gribin etkisini yüzde 80 oranında azaltabilecek kadar güçlü bir silahtır.

Yoğurt: İçinde bağırsaklarda mikroplarla savaşan yararlı bakteriler olan probiyotik bulunur. Böylece grip virüsü vücutta barınamaz.

Yeşil çay: Bağışıklığı güçlendiren “epigallocatechin gallate” isimli kimyasalı içerir. Günde 3 fincan tavsiye ediliyor.

Ginseng: ABD’li bilim adamları günde 2 tane 200mg’lık ginseng kökü kapsülü alan insanların grip riskinin yüzde 31 azaldığı belirlendi. Bağışıklığı harekete geçirir.

Badem: Hastalıklarla savaşan antioksidan E vitamini bakımından zengindir. Gripten korunmak için her gün bir ara öğün olarak 24 tane badem yemeye çalışın.

Taze patates: İçindeki “beta carote ”, gribe karşı koruma özelliğini verir. Vücutta A vitaminine çevriliyor ve grip tedavisinde önemli rol bir oynuyor.

Tavuk suyuna çorba: Vücutta mukus üretimini artırarak gribin boğaz ağrısı ve öksürük gibi etkilerini yatıştırmaya yardımcı olur.

Sarımsak: Sülfür maddesi grip sezonunda bu hastalığa yakalanma riskini 2.5 kat azaltıyor ve virüsü öldürme özelliği de bulunuyor. Taze sarımsak daha etkili.

Zencefil: İçeriğinde doğal olarak bulunan “gingerol” maddesi, her türlü enfeksiyonu uzakta tutmaya yardımcı. Zencefil çayını tercih edebilirsiniz.

Ceviz: Antioksidan selenyum soğuk algınlığı, grip ve kansere karşı koruma sağlar. İçindeki selenyum oranı diğer tüm gıdalardan 10 kat oranında daha fazladır.

Turunçgiller: Önemli bir C vitamini kaynağıdır. Özellikle sigara kullanıyorsanız gribe yakalanma riski daha yüksek olduğu için bol bol C vitamini almanız gerekiyor.

Bal: Doğal olarak antibakteriyel özelliklere sahiptir. Çaya ya da yoğurda katarak tüketirseniz etkisi daha da güçlü olur.

Lahana: Ispanak ve lahana gibi koyu yeşil renkli yaprağa sahip sebzeler, bağışıklık sistemini gribe karşı güçlendiren D vitamini bakımından zengindir.

Mantar: Beta-glucan isimli gribe karşı koruyan bir madde içerir. Bağışıklığın grip virüsünü tanımasını ve onu yok etmek için harekete geçmesini sağlar.

Yulaf: Lif, E ve B vitamini ayrıca bağışıklık sistemini güçlendiren mineraller ve beta-glucan’lar bakımdan zengindir.

Elma: Bilim adamları, düzenli olarak elma yiyen insanların gribe yakalanma riskinin azaldığını ortaya koydu. Günlük C vitamini ihtiyacının yüzde 25’ini karşılar.

Kırmızı et: Bağışıklık sistemini harekete geçirmek için kırmızı et tüketmek gerekiyor. Yetişkinlerin günde ortalama 40-60 gram et tüketmesi tavsiye ediliyor.

Balık: Omega 3 tüketimini artırarak grip ve benzeri enfeksiyonları uzakta tutabilirsiniz. Haftada 2 porsiyon balık tüketilmeli.

Soğan: Doğal antibiyotikler içerir. Bunun yanında gribe karşı bağışıklık sistemini güçlendiren “quercetin” isimli bir madde de bulundurur.

Domuz Gribi Salgını Sürüyor

Amerika Birleşik Devletleri` nde 1 kişi daha H1N1 Virüsü nedeniyle yaşamını yitirdi. Ülkede durumu ağır olmayan 6 bin 700 hasta bulunuyor.

Kanada`da da domuz gribinden bir kişi daha hayatını kaybetti. Ülkede H1N1 virüsü tespit edildikten sonra ölenlerin sayısın 2`ye yükseldi.

İngiltere`de ise 47 yeni domuz gribi vakası tespit edildi. Ülkedeki vaka sayısı 184`e çıktı.Virüs nedeniyle 4 kişi daha hastaneye kaldırıldı.

En çok domuz gribi virüsüne rastlanan Avrupa ülkesi konumundaki İngiltere`de, onlarca şüpheli vakanın halen araştırıldığı belirtiliyor. İngiltere`yi 133 vakayla İspanya izliyor.

Bu arada, Çin`in güneybatısındaki Guicou eyaletinde A tipi H1N1 gribine yakalanmış bir hastayla temas ettikleri gerekçesiyle 24 Amerikan turist karantinaya alındı.

Çin`de kesinleşen H1N1 vakası sayısı 12`ye çıktı.

Avustralya`nın Sydney kentinde de limana yanaşan bir seyahat gemisindeki 4 kişide domuz gribi tespit edilmesinden sonra, gemideki yolculaRdan H1N1 tehdidine karşı dikkatli olmaları istendi.

Avustralya`da iki hafta içinde 44 domuz gribi vakası tespit edildi.

TÜRKİYE`DE H1N1 ENDİŞESİ ARTIYOR

Bir süre önce aileleriyle birlikte Almanya`dan İstanbul`a gelen 10 ve 5 yaşındaki 2 kardeş, yüksek ateş nedeniyle anneleri tarafından Büyükçekmece`deki bir Tıp Merkezi`ne kaldırıldı.

Yapılan muayenenin ardından çocuklar, domuz gribi şüphesiyle Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi`ne sevk edildi.

Virüsün yayılma riskine karşı yüzlerine maske takılan çocuklar, görevliler tarafından hastaneye götürüldü.

Çocuklarda domuz gribi virüsü bulunup bulunmadığı, yapılacak tetkiklerin ardından kesinlik kazanacak.

Şalgam ve narenciyenin faydaları

Tüketmeye özen gösterin…Adana Ticaret Odası Başkanı Şaban Baş, insanların aşı yaptırma konusunda tedirginlik yaşadığı bir dönemde domuz gribi salgınının hızla yayıldığını belirterek, vatandaşları gribe karşı koruyuculuğu saptanan narenciye ve şalgam tüketimine davet etti.

 

Domuz gribi salgınının insan sağlığını olduğu kadar başta ihracat olmak üzere ulusal ve uluslararası ticareti de olumsuz etkilediğini kaydeden ATO Başkanı Baş, gripten dolayı Çukurova’da can kaybına ilişkin herhangi bir olay yaşanmamış olmasını, gribin yayıldığı dönemin narenciye sezonuna rastlamasına bağladı.

Baş, bölgede yüksek düzeyde tüketilen narenciyenin yanı sıra, başta C vitamini olmak üzere vitaminsel anlamda büyük zenginlikler içeren şalgamın, Çukurovalıların hastalığa yakalanma oranının düşük olmasında son derece etkili olduğunu kaydetti.

Bu gerçekten hareketle narenciye ve şalgam tüketiminin artırılmasının domuz gribine darbe vurabileceğini ifade eden Şaban Baş, grip salgını tehdidindeki okullarda, halkın yoğun olarak bulunduğu kesimlerde ve toplu alışveriş merkezlerinde ücretsiz ya da düşük fiyatla portakal suyu ve şalgam dağıtılmasının yarar sağlayacağını söyledi.

Halkın gerek hastalık, gerekse de hastalığa önlem olarak sunulan aşı konusunda büyük bir belirsizlik ve tedirginlik yaşadığını hatırlatan Baş, insanların kendileri ve çocuklarına aşı vurdurup vurdurmama konusunda kararsızlık içerisinde bulunduğunu hatırlattı. Tüm hastalıkların panzehirinin doğada bulunduğunu dile getiren Baş, “Narenciye ve şalgamı da bu anlamda hastalıktan koruyucu birer nimet olarak değerlendirilmeli. Böylelikle insanların bağışıklık sistemini güçlendirdiği saptanan C vitamini deposu narenciyeyi ve A, B1, B2, B3 ve C vitaminleri ile kalsiyum, potasyum, demir, fosfor ve sodyum gibi mineraller içeren şalgamı gribe karşı en doğal ve en etkili silah olarak kullanabilmek mümkün olacaktır. Bu ürünlerin fiyatının da son derece düşük olmasının etkili bir tanıtım ve kampanya yürütülmesi halinde talep artışında büyük yarar sağlayacağına inanıyoruz.” dedi.

Toplumun narenciye tüketimine yönlendirilmesi ve özendirilmesiyle narenciye sektöründe yaşanan sıkıntıların da aşılabileceğine dikkat çeken Şaban Baş, Türkiye’de halen 25 kilogram olan kişi başına tüketimin rahatlıkla 40 kilograma kadar çıkarılabileceğini, bu şekilde ülke içi tüketim potansiyelinin 2.8 milyon tona ulaştırılabilmesinin mümkün olduğunu kaydetti.

Cihan

Dünya Sağlık Örgütü domuz gribi aşısı hakkında ne diyor?

Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) danışmanlık yapan Stratejik Uzmanlar Danışma Grubu (SAGE) pandemi ile ilgili son gelişmeleri değerlendirdi.

13 ülkeden 15 bilim adamının oluşturduğu ve domuz gribi olarak bilinen Influenza A (H1N1) virüsünün yol açtığı pandemiye karşı Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) danışmanlık yapan Stratejik Uzmanlar Danışma Grubu (SAGE) pandemi ile ilgili son gelişmeleri değerlendirdi. Görüşlerini DSÖ’ye ileten grup, dünyadaki Influenza A (H1N1) virüsünün neden olduğu domuz gribi vakalarının çoğunluğunun ergenlik çağındaki gençlerden ve genç erişkinlerden oluştuğunu, çok genç yaştaki çocuklarda ise hastaneye yatış oranlarının yüksek olduğunu bildirdi. Uzmanlar ayrıca, pandemi aşılarının güvenliliğinin mevsimsel grip aşısından farklı olmadığını ve şimdiye kadar alışılmadık bir yan etkiye rastlanmadığını kaydettiler.

18 Kasım 2009, Farklı ülkelerden 15 uzmandan oluşan ve pandemiyle ilgili konularda Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) bilimsel danışmanlık hizmeti veren Stratejik Uzmanlar Danışma Grubu (SAGE) pandemi ile ilgili son verileri değerlendirerek görüşlerini DSÖ’ye sundu. Uzmanlar halen dünyadaki vakaların çoğunluğunun ergenlik çağındaki gençler ve genç yetişkinler olduğunu, 10 yaş ve üzerindeki adolesan ve yetişkinlere tek doz aşının yeterli olacağını ve pandemik aşıların yan etkiler bakımından mevsimsel grip aşıları kadar güvenli olduğunu bildirdiler.

En çok gençler etkileniyor
Tüm dünyada, Influenza A (H1N1) virüsünün neden olduğu domuz gribinden en çok ergenlik çağında olanlar ve genç erişkinler etkileniyor. Çok genç yaşlardaki çocuklar ise en yüksek hastaneye yatış oranına sahipler.  Farklı ülkelerden alınan verilere göre, hastalığa yakalananların %1 ile % 10’u hastaneye yatış gerektiriyor. Hastaneye yatanların %10 ile %25’i yoğun bakım ünitesinde tedavi altına alınırken, bu vakaların %2 ile % 9’u ciddi ölümcül olabilecek sonuçlar doğuruyor.
Genel değerlendirmede hastaneye yatması gereken hastaların % 7 ile %10’unu hamileliğinin ikinci veya üçüncü üç aylık döneminde bulunan kadınlar oluşturuyor. Hastalığa yakalanan hamile kadınların yoğun bakım ünitesinde tedavi altına alınmaları olasılığı, genel nüfustan hastalananlara oranla on misli daha yüksek.

Uzmanlar inaktive adjuvanlı ve/veya adjuvansız pandemi aşılarıyla ilgili olarak  hamile hayvanlarda yapılan araştırmalarda doğurganlık, gebelik, embriyo ve fetusün gelişimini bozacak doğum ve doğum sonrası gelişimi etkileyecek herhangi bir etkiye rastlanmadığına dikkat çektiler. SAGE uzmanları, hamile kadınlarda pandemik gribin yaratacağı ciddi sonuçlar da dikkate alındığında, ruhsatlı herhangi bir aşının hamilelerde kullanılmasını önermektedirler.

Pandemi aşısının güvenliliği
Uzmanlar şimdiye kadar dünyada yapılan Influenza A (H1N1)  aşısı uygulamalarında beklenmedik veya alışılmadık ciddi bir yan etkinin görülmediğine dikkat çekerek, görülen yan etkilerin de güvenli olduğu bilinen mevsimsel grip aşısının yan etkileri ile aynı olduğunu belirttiler.

SAGE uzmanları ayrıca mevsimsel grip (inaktive) ve pandemik grip aşılarının (inaktive) birlikte uygulanmasında herhangi bir sakınca olmadığını açıkladılar. Güvenlilik profili açısından da herhangi bir sakınca bulunmadığını, bu şekilde uygulanan aşılar sonrasında herhangi bir yan etki artışı gözlemlenmediğini ifade ettiler.

Popularity: unranked

|