BitkiDerman.com.tr

‘ “Bitki” Derman’dır. ‘ – Şifalı Bitkiler Bilgi Paylaşım Sitesi…



domuz gribine yakalanmamak için nasıl beslenmeli

Domuz gribi hastalığına yakalandığınız zaman virüsü yenebilmek için en önemli önkoşul, bağışıklık sisteminizin güçlü olması. İşte bağışıklık sistemini domuz gribine karşı güçlü tutmak için tüketmeniz gereken gıdalar:

Kırmızı biber: Portakalda bulunan C vitamininin 2 katını içerir. C vitamini gribin etkisini yüzde 80 oranında azaltabilecek kadar güçlü bir silahtır.

Yoğurt: İçinde bağırsaklarda mikroplarla savaşan yararlı bakteriler olan probiyotik bulunur. Böylece grip virüsü vücutta barınamaz.

Yeşil çay: Bağışıklığı güçlendiren “epigallocatechin gallate” isimli kimyasalı içerir. Günde 3 fincan tavsiye ediliyor.

Ginseng: ABD’li bilim adamları günde 2 tane 200mg’lık ginseng kökü kapsülü alan insanların grip riskinin yüzde 31 azaldığı belirlendi. Bağışıklığı harekete geçirir.

Badem: Hastalıklarla savaşan antioksidan E vitamini bakımından zengindir. Gripten korunmak için her gün bir ara öğün olarak 24 tane badem yemeye çalışın.

Taze patates: İçindeki “beta carote ”, gribe karşı koruma özelliğini verir. Vücutta A vitaminine çevriliyor ve grip tedavisinde önemli rol bir oynuyor.

Tavuk suyuna çorba: Vücutta mukus üretimini artırarak gribin boğaz ağrısı ve öksürük gibi etkilerini yatıştırmaya yardımcı olur.

Sarımsak: Sülfür maddesi grip sezonunda bu hastalığa yakalanma riskini 2.5 kat azaltıyor ve virüsü öldürme özelliği de bulunuyor. Taze sarımsak daha etkili.

Zencefil: İçeriğinde doğal olarak bulunan “gingerol” maddesi, her türlü enfeksiyonu uzakta tutmaya yardımcı. Zencefil çayını tercih edebilirsiniz.

Ceviz: Antioksidan selenyum soğuk algınlığı, grip ve kansere karşı koruma sağlar. İçindeki selenyum oranı diğer tüm gıdalardan 10 kat oranında daha fazladır.

Turunçgiller: Önemli bir C vitamini kaynağıdır. Özellikle sigara kullanıyorsanız gribe yakalanma riski daha yüksek olduğu için bol bol C vitamini almanız gerekiyor.

Bal: Doğal olarak antibakteriyel özelliklere sahiptir. Çaya ya da yoğurda katarak tüketirseniz etkisi daha da güçlü olur.

Lahana: Ispanak ve lahana gibi koyu yeşil renkli yaprağa sahip sebzeler, bağışıklık sistemini gribe karşı güçlendiren D vitamini bakımından zengindir.

Mantar: Beta-glucan isimli gribe karşı koruyan bir madde içerir. Bağışıklığın grip virüsünü tanımasını ve onu yok etmek için harekete geçmesini sağlar.

Yulaf: Lif, E ve B vitamini ayrıca bağışıklık sistemini güçlendiren mineraller ve beta-glucan’lar bakımdan zengindir.

Elma: Bilim adamları, düzenli olarak elma yiyen insanların gribe yakalanma riskinin azaldığını ortaya koydu. Günlük C vitamini ihtiyacının yüzde 25’ini karşılar.

Kırmızı et: Bağışıklık sistemini harekete geçirmek için kırmızı et tüketmek gerekiyor. Yetişkinlerin günde ortalama 40-60 gram et tüketmesi tavsiye ediliyor.

Balık: Omega 3 tüketimini artırarak grip ve benzeri enfeksiyonları uzakta tutabilirsiniz. Haftada 2 porsiyon balık tüketilmeli.

Soğan: Doğal antibiyotikler içerir. Bunun yanında gribe karşı bağışıklık sistemini güçlendiren “quercetin” isimli bir madde de bulundurur.

Nazar Nedir ? Nazardan Korunma ve Kurtulma Yolları

İnanç, insanoğlunun yarattığı kültürün bir parçası olup, kişilerin günlük yaşamını, davranışlarını etkileyen ve başkalarından öğrenme yoluyla kazandıkları düşüncelerdir. İnancın edinilmesinde, kişinin deneme yoluna sapması, geçerliğini kendi yaşamında geçen bir olayla tanıması gerekli değildir. Tamamıyla toplumsal ve kültürel bir ürün olan nazar inancı da kültürümüzde yaygın olup, nazarla ilgili nazar değmeden önce korunma amaçlı ve nazar değdikten sonra kötü durumları ya da hastalığı iyileştirme amaçlı pek çok pratik bulunmaktadır. Bu bildiri sınırları içinde, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Antropoloji Bölümü tarafından yürütülen Türkiye Kültür Haritası Projesi kapsamında gidilen köylerde nazara karşı iyileştirmede tuz kullanılarak yapılan pratiklere yer verilmektedir.

‘Hiçbir insan, içinde bulunduğu kültürden bağımsız davranamaz’ . İnanç da , insanoğlunun yarattığı kültürün bir parçası olup, kişilerin günlük yaşamını, davranışlarını etkileyen ve başkalarından öğrenme yoluyla kazandıkları düşüncelerdir. ‘İnanç doğa olaylarının nedenini bilmeme yüzünden yapılan özel bir yorumdur. Bir yorum, bir sanı olan inanç, kişiden kişiye; çevreden çevreye; toplumdan topluma; ulustan ulusa değişir’

İnançlar genelde geleneksel gruplarda daha yaygın olup, yaşamın her alanına girmiş ve bütün eylemlere, davranışlara yön verici bir nitelik kazanmıştır . Modern yaşam tarzını benimsemiş gruplar , günlük yaşamlarını düzenlerken geleneksel gruplara oranla daha akılcı yolu benimsemiş olsalar da, bu grupların günlük eylem, davranış ve tutumlarında da , inançların etkisini görmek hala mümkündür. Örneğin günümüz Türkiye’sinde fal, büyü ve nazar hala kentte ve köyde oldukça yaygın olan inançlardır.

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Antropoloji Bölümü tarafından 1995-1996 yılında başlatılan ve günümüze kadar bölüm akademik personeli gözetiminde yürütülen, ‘Türkiye Kültür Haritası Projesi’ kapsamında gidilen ve sahada uzun süre gözlem ve mülakat tekniği ile çok çeşitli konularda veri toplanan Balıkesir, Denizli, Kütahya,Uşak, Isparta illerinin köylerindeki , nazar ve nazar değmesi sonucunda tuz kullanılarak yapılan uygulamalar konusunda derlenen bilgiler özetlenmektedir.

Nazar Nedir ?

Arapça ‘nazar’ kelimesi , ‘bakış’ anlamına gelir. Türkçe’de de ‘nazar’ kimi insanların bakışlarındaki zararlı güç ve bu nitelikleriyle, bir kişiye, bir hayvana ya da bir nesneye bakmakla, canlı üzerinde hastalık, sakatlık, ölüm, nesne üzerinde kırılma gibi olumsuz etkinin meydana gelmesidir (Anadol 1987:124). Nazar sadece insanlara özgü bir olay olmayıp, mal mülk, hayvan, toprak, ağaç, çiçek, eşya ve evlerde nazara uğrayabilir. Herhangi zararlı bir olay, böyle bir sebebe yüklendiği zaman ‘nazar değdi’, ‘nazara uğradı’, ‘göz değdi’, ‘nazara geldi’, ‘göze geldi’, ‘göz aldı’vb. deyimler kullanılır. Nazar toplumsal ve kültürel bir üründür. Bugün olduğu gibi tarihi devirlerde de mevcuttur .Nazar inancını Neolitik çağlara kadar götürmek mümkündür. Balta şeklinde yapılmış olan nazarlıklar, (amuletler) Girit’te , Aşağı Mısır’da, Malta’da , Kuzey Fransa’da ve Britanya’da Bronz çağında bulunmuştur. Eski çağlardan itibaren Batı’da ve Doğu’da büyünün ve nazarın kötü etkilerine inanış ve tedbir alma bilgisi kökleşmiştir (.Uğursuz gözden çıkan fenalığı defetmek için kullanılan el şeklinde muskalar, Mısırlılar, Fenikeliler, Yunanlılar, Romalılar tarafından kullanılmıştır .Gerçeklere aykırı olmakla birlikte, gözleri fazla çukur, kaşları birbirine bitişik olanlarda ve açık çiy mavi gözlerde nazar gücü olduğu sanılır ve de mavi gözlülerin kötü niyetli, kıskanç, başkalarına zarar vermekten hoşlanan kimseler olduğuna inanılır . Kıskançlık duygusunun nazara yol açacağı inancı yaygındır. Yalnız şom göz değil, şom ağızda vardır (Westermarck 1961:9). Keskin göz ve güçlü dil, baktıkları ya da övdükleri canlıların, hastalanarak ölmelerine neden olur. Özellikle kişinin yakınlarının, fazla hayranlık ve sevgi duyguları da nazara neden olur

Nazar inancı tarihi devirlerde olduğu gibi, bugün de mevcuttur. Nazarla ilgili pratikler genel olarak iki grupta toplanabilir.

Nazar değmeden önce korunma amacıyla yapılanlar yada Nazar değdikten sonra kötü durumları ya da hastalığı sağaltmak amacıyla yapılanlara örnek; Nazarlık, Tuz Kavurma, Üzerlik Tütütme, Tuz Öveteleme, Tuz Gömdürme, Dua Okuma .

Halk inancına göre, onu üzerinde taşıyanı büyüye hastalıklara ve diğer fenalıklara karşı korumaya veya içinde bulunduğu fenalıklardan kurtarmaya hizmet eden objeye nazarlık denir (Koşay 1956:86). Nazarlığın türlü çeşitleri olup, taşlar (akik,firuze) , madenler (altın, gümüş, demir) üstüne dua yazılı parşömenler en çok kullanılanlarıdır. Ayrıca Çörek Otu, Üzerlik Otu, Sarımsak, Deve Dikeni, Hurma Çekirdeği gibi bitkiler, çeşitli hayvanların kabukları, dişleri, boynuzları, kafatasları (Kaplumbağa kabuğu ve kürek kemiği, Geyik boynuzu, Köpek ve Öküz kafatası, Kurt dişi, bazı deniz böceklerinin kabuğu gibi), (Koşay 1956:86-88), yumurta kabuğu, at nalı, göz boncuğu, Fatma Ana Eli, Meryem Ana Eli, küçük çocuk ayakkabısı, nazara karşı korunmada kullanılan unsurlar arasında yer almaktadır.

Canlı varlıklar için, nazar boncuğu, muskalar, çörek otu, kurt dişi, deniz hayvanlarının kabukları vb. elbiseye iliştirilir veya hayvanların boynuna asılır. Cansız varlıklar içinse evlerin kapılarına at nalı, nazar boncuğu, üzerlik, küçük çocuk ayakkabısı, deve dikeni asılır. Tarla, bağ ve bahçelere öküz başı, köpek kafatası at nalı, yumurta kabuğu asılır. Arabalara , nazar boncuğu, küçük çocuk ayakkabısı asılır.

Nazar değmeden önce koruma amacıyla yapılan pratikler her zaman nazarı engellemekte etkili olamaz. Nazara uğramaya en elverişli kimseler; çocuklarla, güzellikleri ve yetenekleriyle herkesin hayranlığını uyandırmış kişilerdir; çünkü çocuklar zayıftır, çabuk etkilenebilirler; güzel , yetenekli, mutlu kişiler, insanların kıskançlık duygularını kamçılarlar. Bu kötü duygular göz yolu ile hedefi etkiler ve sakatlar. Nazar hastalığının belirtileri şunlardır; uyku kaçar, göz yaşarır, insan sık sık esner, baş dönmesi, baş ağrısı, ateşlenme gibi haller görülür, vücut zayıflar, hasta durgun hale gelir. Zamanla vücutta çarpılmalar meydana gelir, bu durum öldürücü de olabilir. Bu nedenle nazar değdikten sonra kötü durumları ya da hastalıkları sağaltmak amacıyla 1) Kurşun Dökme 2) Üzerlik Otu Yakma 3) Tuz Patlatma- Tuz Kavurma 4) Tuz Gömdürme 5) Tuz ve Üzerlik Otunu Birlikte Yakma 6) Üzerlik Otu ile Çitlenbik Ağacından Alınan Parçaları Birlikte Yakma 7) Üzerlik Otu ile Üç Yol Ağzından Alınan Çöp ve Eşikten Koparılmış Tahta Parçasını Birlikte Yakma 8) Nazarı Değdiği Bilinen Kişinin Evinden Bir Tahta Parçası Alıp Yakma 9) Nazar Duası Okuma 10) Nazar Duası Okutma 11) Bıçak Basma- Bıçak Atma 12) Çekiye (uzunca eşarp, tülbent) İğne Bastırma 13) Çekiyi Bakma 14) Köz Söndürme 15) Yumurta Kırma gibi pratikler yapılmaktadır.

Sağlık yönünden inanmalar daha çok nazar kırma işlevini yerine getirir. Nazar kırma olayını da daha çok ocak tabir edilen kişiler gerçekleştirir. Bir ocak ölmeden ya da bu işleri bırakmadan önce “ El Verme” denilen olayı gerçekleştirir. Nazar kırma ağırlıklı olarak kadınlar tarafından yapılır, özellikle kadınlar büyü, sihir esrarını iyi bilirler.

‘Türkiye Kültür Haritası Projesi’ çerçevesinde, gidilen illerin köylerinde yapılan çalışmalar nazar inancının günümüzde geçerliliğini yaygın şekilde koruduğuna işaret etmektedir. Örneğin 1998-1999 yılları arasında gidilen Bilecik İnhisar Koyunlu; Bilecik Gölpazarı Üyük; Denizli Akköy Akçapınar; Denizli Acıpayam Uçarı; Denizli Çal Mahmutgazi; Denizli Çameli Bıçakçı; Denizli Tavas Akyar; Kütahya Hisarcık Hamamköy; Kütahya Aslanapa Pınarbaşı; Kütahya Gediz Ece; Kütahya Simav Hacı Hüseyin Efendi; Kütahya Domaniç Bükerler; Kütahya Altıntaş Çakırsaz; Uşak Eşme Eşmetaş; Uşak Karahalli Duraklı ve Uşak Ulubey Küçükkayalı köylerinde 888 Erkek ve 987 Kadın olmak üzere toplam 1875 kişiyle görüşme yapılmıştır. Görüşme yapılanların yaklaşık %70’i nazara inanmaktadır. Cinsiyet farklılıklarını dikkate alarak nazara inanma oranları tekrar gözden geçirildiğinde görüşme yapılan kadınların %80 ‘inin, erkeklerin ise yaklaşık %55’inin nazara inandıkları tespit edilmiştir. Şimdi de bu kadar yaygın olan nazar inancına bağlı olarak geliştirilmiş olan pratikler içinde tuz kullanılarak yapılan uygulamalara yer verilecektir.

1) İlk örneğimiz, Balıkesir’in Sındırgı İlçesinin Yaylacık Köyünden derlenmiştir. Köyün tarihiyle ilgili yazılı bir kaynak yoktur. Köyün yaşlılarından alınan bilgiye göre, Yaylacık Köyü yaklaşık 200 yıl önce Kafkasya’dan göç eden Karakeçili Yörük’ü olan Hacı Halil ve kardeşi Kilci Mehmet tarafından kurulmuştur. Verileri 1996-1997 yılları arasında derlenen Yaylacık Köyü , 123 Erkek, 142 Kadın olmak üzere toplam 265 kişiden oluşan Müslüman Köyüdür. Köy oldukça engebeli bir araziye sahiptir. Yaylacık Köyü Sındırgı ovasının bittiği yerde kurulmuştur. Tüm köy genel olarak düşünüldüğünde oldukça geniş bir alana yayılmış dağlık bir köy görüntüsünü verir. İlçeye uzaklığı 2 km’dir. Köylü geçimini ağırlıklı olarak topraktan, ardından hayvancılık, inşaat işçiliği ve ormancılıktan sağlar.

Yaylacık Köyü’nde nazara karşı pek çok pratik yapılır, örneğin; nazardan koruyacak sure ve ayetler okunur, hocaya ya da ayet bilen birine nazar değen kişi okutup, üfletir, bakışı, nazar değmesinden korkulan kişinin üzerinden başka yere çekmek için nazarlık takılır, nazar değdiğine inanılan kişi ya da hayvanın içme suyuna bir miktar idrar katılır, tuz kavrulur.

Tuz Kavurma:

Önce tavaya bir avuç tuz konulur, tuz genellikle kaya tuzudur, ancak sofra tuzu da kullanılır . Tava, içindeki tuzla birlikte ateşe konulur. Ateşe konulun tuz patlamaya başlar . Bu arada nazar değen kişinin başına bir tülbent örtülür . Daha sonra nazar değen kişinin başının üzerine içi su dolu bir çanak tutulur . Patlatılan tuz bu suyun içine dökülür . Bu işlemlerden sonra nazar değen kişiye bu sudan bir yudum içirilir , ya da biraz yalatılır. El ve ayak tırnaklarına ve alnına bu sudan sürülür . Daha sonra, avlunun bir kenarına, ayak basmayacak bir yere tuzlu su dökülür .

2) Verileri 1998-1999 yılları arasında derlenen Denizli Çal Mahmutgazi Köyü’nün kuruluşuyla ilgili çeşitli rivayetler olmakla birlikte, Prof.Dr. Ömer Lütfi Barkan bu köyün Osmanlı Devleti’nin ilk zamanlarında eski bir vakıf olarak varolduğu yazmaktadır (Karabaş 1999:45). Mahmutgazi Köyü , 200 ‘ü erkek, 201’i kadın olmak üzere toplam 401 kişiden oluşmaktadır. 130 haneli bir Müslüman Köyüdür. Mahmutgazi Köyü’nün ilçeye uzaklığı 9 km’dir. Köy halkı geçimini öncelikle topraktan tahıl ve sanayi bitkisi olan üzüm yetiştiriciliğinden ve hayvancılıktan sağlar.

Mahmutgazi Köyü’ünde de nazara karşı geliştirilmiş pek çok pratik vardır. Örneğin tuz kavrulur, dua okunur, kurşun dökülür.

Tuz Kavurma:

İri tuz, bakır bir kapta kavrulur. Ateşte kaynamakta olan suya dökülür. İçine ayrıca 7 buğday tanesi, birkaç tane metal para, soğan kabuğu ve iğne atılır. Bunlar bir süre birlikte kaynatıldıktan sonra, su soğuyunca nazar değen kişinin; 3 kere başına, 3 kere karın kursağına, 3 kere bacaklarına dökülür. Bu işlemler 9-10 kez tekrarlanır. Bu işlemden önce nazar değen kişi, damağını kaldırır. Suyun kalanı nazar değen kişinin koltuk altına, ayaklarının altına ve kucağına dökülür. Böylece nazar değen kişinin nazarı üstünden atılmış olur.

3) Verileri 1998-1999 yılları arasında derlenen, Kütahya’nın Aslanapa İlçesinin Pınarbaşı Köyü’nün de tarihçesi tam olarak bilinmemekle birlikte, Tekeliler, Kocaağızlar ve Kabaşlar isimli üç aile tarafından kurulduğu söylenmektedir. Pınarbaşı bir ova köyüdür ve ilçeye uzaklığı 3 km’dir . Köyün nüfusu 198’i erkek, 192’i kadın olmak üzere 390 kişiden oluşur. Pınarbaşı Köyü’nde yaşayanların dini İslam, mezhepleri ise Sunni-Hanefi’dir. Köy halkının ana geçim kaynağı topraktır. Ayrıca yan gelir olarak büyükbaş ve küçükbaş hayvan beslenir.

Pınarbaşı Köyünde nazarın göz değmesi sonucu olmadığı, bir kişinin dil ile ifadesi sonucunda nazar değeceği inancı hakimdir. Örneğin bir kişi beğendiği bir şeyi dil ile ifade ederse, nazar değmektedir. İşte bu inanış, onları birtakım şeyler yapmaya itmiştir. Bunlardan birisi ve en çok başvurulanı, üzerlik tütütmedir. Bunun yanında tuz patlatma ve nazar duası okuma gibi işlemlerde nazara karşı yapılmaktadır. Üzerlik tütütme işlemi sırasında tuzda kullanılır. ( Yetkin 1999: 121)

Üzerlik Tütütme:

Üzerlik nohuta benzer taneleri olan bir bitkidir. Bu bitkinin yakılarak dumanının ev içine dağılmasına da tütütme denilir. Bu işlem şöyle gerçekleşir; bir piknik tüpü evin ortasına getirilir. Bir küreğin içini üzerlik otu ve bir tutam tuz konur . Kürek tüpün üstüne konarak, otun dumanının, ev içine yayılına kadar yanması sağlanır . Bu arada dua okunur. İyice yanan otlar, dışarı çıkarılarak kürek üstte, otlar altta kalacak şekilde ters çevrilir . Böyle yapılmasının nedeni, nazarı değen kişinin ağzının kapanmasını sağlamaktır. Bu işlem, evin herhangi bir yerinde de yapılabilir. Önemli olan, üzerliğin yanması sonucu çıkan dumanın evin her tarafına yayılmasını sağlamaktır. Ayrıca otun yakıldığı kabın da, işlem bitince mutlaka ters çevrilmesi gerekir. Böylece nazar değmesi engellenir.

4) Verileri 1998- 1999 yılları arasında derlenen, Uşak’ın Karahalli İlçesinin Duraklı Köyü’nün tarihi tam olarak bilinmemekle birlikte, Doğu Anadolu bölgesinden kan davası olayından kaçan Deli Hıdır, Kara Bekir, Hacım Sultan, Kara Dede isimli kardeşlerden, Kara Dede’nin Duraklı’ya gelip yerleşmesiyle oluşmuştur. Duraklı’nın İlçeye uzaklığı 8 km’dir. Köy 133 erkek ve 140 kadın olmak üzere toplam 273 kişiden oluşur ve Duraklı’da yaşayanların dini İslam, mezhepleri ise Hanefi’dir. Köy halkının ana geçim kaynağı tarım ve dokumacılıktır. Ayrıca az miktarda hayvancılıkta yapılmaktadır.

Durak’lı Köyü’nde nazara karşı, kurşun dökme ve tuz öveteleme pratiği uygulanır.

Tuz Öveteleme:

Gerekli malzeme sadece tuzdur . Nazar değdiğine inanılan kişi tuz öveteleme işini yapacak kişinin karşısına oturur. Tuz övetelecek kişi avucuna bir miktar tuz alır . Avuca alınan tuz, nazar değen kişinin başının üzerinde dairesel hareketlerle dolaştırılır. Bu işlem yapılırken 3 kez İhlas, 1 kez de Fatiha suresi , tuz öveteleme işini yapan kişi tarafından okunur . Bu işlemler bittikten sonra üzerine okunulan tuz, üzerine basılmayacak bir yere atılır .

5) Son örneğimiz, verileri 1999-2000 yıllarında toplanan, Isparta’nın Sütçüler İlçesinin Darıbükü Köyü’ndedir. Darıbükü Köyü’nde Tuz Gömdürme pratiği uygulanır. Darıbükü köyünün tarihi ile ilgili yazılı bir belge bulunamamıştır. Nesilden nesile söylenen varsayımlar ve hikayelere dayanarak, köyün 200 yıllık bir geçmişi olduğu tahmin edilir. Antalya- Manavgat bölgesinden bir grup Yörük, hayvancılık yapmak amacıyla bu bölgeye gelmişlerdir. Köyün denizden yüksekliği 900m. olup, Akdeniz’in meşhur Toros Dağlarının eteklerinde kurulmuştur ve Darıbükü ormaniçi köy konumundadır. Köyün ilçeye olan uzaklığı 58’km.’dir. Müslüman Köy halkının ana geçim kaynağı mevsimlik işçiliktir, diğer bir iş kolu da halı, kilim, yolluk, seccade, torba ve halı dokumacılığıdır.

Tuz Gömdürme:

Darıbükü köyünde bu işi sadece bir kadın yapmaktadır. Rahatsızlığı olan kişi, tuz gömdürmek için bu kadını evini çağırır. Tuz gömecek olan kadın, hastayı karşısına alır ve diri tuz tanelerini eline alıp “Fatihi” suresini okur. Okunan tuz kor halindeki ateşe gömülür. Gömülen tuz patlamaya başlar. Tuzun patlamasıyla kişiye değen nazar dağılmış olur. Tuz gömdüren kişi erkekse takkesini, kadınsa yazmasını üzerindeki nazar dağılsın diye ateşe silkeler. Tuz patladıktan sonra ateşten biraz kül alınarak suya konur ve nazar değen kişi bu sudan üç yudum içer ve abdest alır. Geriye kalan su evin dört köşesine serpilir.

Dua Okuma:

Aslinda sadece Nazar için okunan dua-sure var ise de ben burada çok bilinen, namazlarda da okunan Muavvizeteyn surelerini tavsiye ederim. Çünkü tecrübelerimle sabittir.
Nasil yapacaksiniz.? Önce nazara ugramis olan kisinin karsisina geçerek; bütün iyi niyetiniz ve sevecenliginizle kisinin anne ve kendi adini ögreniniz.
Ve söyle niyet ediniz. Niyet ettim falandan olma (anne ismi) falanin (okunanin ismi) derdinin define Ella Talu ileyye ve tuni müslimin innehu min süleyman ve innehu Bismillahirrahmanirrahiym..! Her sureyi 3 kez ve katlari seklinde okumali ve bitiminde okudugunuz kisinin yüzüne üflemelisiniz. .
FELAK SURESi Bismillahirrahminirrahiym Kul e-uzu bi-Rabbil-felak. Min serri ma halaka Ve min serri gasikin iza ve kab. Ve min serrin neffasati filukad. Ve min serri hasidin iza hased.
NAS SURESI Bismillâhirrahmanirrahiym Kul e-uzu bi-Rabbin nâs. Melikin*nâs. Ilâhin-nâs. Min serril-ves vasilhan*nas. Elleziy yüves visü fiy sudürinnas. Minel-cinneti ven-nas.
NAZARA BİLİMSEL AÇIKLAMA
DİCLE Üniversitesi İktisadi ve İdari Programları Büro Yönetimi Bölümü’nü birincilikle bitiren ve KKTC Doğu Akdeniz Üniversitesi’nden Metazifik unvanını alan ve `Nazar’ adlı kitap yazan Diyarbakırlı Gökhan Hani, 5 yıl süren çalışmasının bilimsel temellere dayandığını söyledi.
Nazar olayının insandaki yoğun radyolojik ışınlarla ortaya çıktığını ileri süren Hani, “Geçmişi insanlık tarihi kadar eski olan nazar inanışını laboratuvar ortamında inceledim. Radyolojik açıdan nazarı meydana getiren, yıkıcı, yakıcı ve sarsıcı ışınların gözün ağ tabakasında birikerek ışığa duyarlı fotoreseptörler tarafından oluşuyor ve gözdeki sinir kaslarını kasıyor. Kasılan sinirden çıkan ısı ışınları nesne üzerine akmasıyla etkileşim oluşuyor. Bunun adı nazardır” dedi.
Metafizik uzmanı ve yazar Hani, göz renkleri üzerinde yaptığı araştırmada ilginç sonuçlara vardığı kitapta gözlerin renklerine göre etkileşim yaptığını belirtti. Nazarı en çok etkin olan gözlerin mavi ve sarı renkli gözlerin olduğunu anlatan Hani, “Nazar en çok kadınlarda var. Bunun nedeni kadınların kapris yapma özelliğinin olmasından kaynaklanıyor. Kapris göz akım dalga ışınımlarında, hızı erkeğin göz akım dalgasından daha fazla olmasından kaynaklanıyor” dedi
                            
                                           NAZAR İÇİN OKUNACAK DUALAR

Kendisine nazar değen kimse, aşağıda bildirilen duaların birini veya tamamını okumalıdır.
1- Fatiha, Âyet-el kürsi ve dört kul [Kâfirun, İhlas, Felak, Nas sureleri] 7şer defa okunup hastaya üflenirse, büyü, nazar ve her dert için iyi gelir. Tuza okunup, suda eritilerek içmek de olur. Bir hadisi şerifte de, (Fatiha ile Âyet-el kürsiyi okuyana, o gün nazar değmez) buyuruldu. (Deylemi)

2- Bir hadis-i şerifte, (Sabah akşam, [Besmele ile] 3 defa “Bismillâhillezi lâ yedurru ma’asmihi şey’ün fil Erdı ve lâ fissemâi ve hüvessemi’ul alim” okuyan, büyü ve nazardan korunur) buyuruldu. (İ. Mace)

3- Âyet-el-kürsi, Fatiha, iki kul euzü ve Kalem suresinin sonunu okumak çok iyi gelir. (Medaric)

4- Peygamber efendimiz, iki kul euzüyü okuyup buyurdu ki: (Bu iki sure ile [belalardan, nazardan] korunun! Hiç kimse, bu iki sure ile korunduğu gibi, başka şeyle korunamaz.) [Ebu Davud]

5- (Euzü bi-kelimatillahittammati min şerri külli şeytanin ve hammatin ve min şerri külli aynin lammetin) tavizini, sabah akşam 3 defa okunup kendine veya hastaya üflenirse, nazardan, cin, şeytan ve hayvanların zararından korur. (Mevahib)

6- Peygamber efendimiz nazar için (Allahümme barik fihi ve la tedarruhü) okurdu. (İbni Sünni)

7- Nazarı değen kimse veya herkes, beğendiği bir şeyi görünce Mâşâallah demeli, ondan sonra o şeyi söylemelidir. Önce Mâşâallah deyince, nazar değmez. Hadisi şerifte, (Hoşa giden bir şeyi görünce, “Mâşâallah la kuvvete illa billah” denirse o şeye nazar değemez) buyurdu. (Beyheki)

8- Nazardan korunmak için âyât-i hırz denilen âyetleri okumalı ve üzerinde taşımalıdır.

9- İbni Âbidin hazretleri (Tarlaya kemik, korkuluk, hayvan kafası koymalı. Bir kadın, ürününe nazar değmemesi için ne yapacağını sorunca, Resulullah, (Tarlaya hayvan kafası as) buyurur. Bakan kimse, önce bunu görüp tarladaki ürünü sonra görür) buyuruyor. (R. Muhtar)

10- Tivele, temime ve efsun caiz değildir. Manasız veya küfre sebep olan rukyeyi okumaya Efsun denir. Nazarı bizzat önlediğine inanılan nazarlıklara Temime denir. Şirinlik muskası denilen rukyelere Tivele denir. Rukye, okuyup üflemek veya üzerinde taşımak demektir. Rukye, âyet ve hadis ile bildirilen dualarla yapılırsa taviz denir. Taviz ise caizdir. Hadis-i şerifte, (İlaçların en iyisi Kur’an-ı kerimdir) buyuruldu.

Cinsel gücü arttıran yiyecekler

Cinsel gücü artırmak için artık viagra almaya gerek yok. Çünkü bu bitkiler, oldukça güçlü etkiler yaratıyor…

 

Cinsel gücü arttıran yiyecekler...

 
Havuç: Tavşanlar neden çok çoğalıyor dersiniz? Havuçtaki seks hormanlarını aktive eden bileşenler yüzünden… Prof. Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu “havuç doğal viagradır” diyor. 
 
Karpuz: ABD Tarım Bakanlığı’nın desteğiyle yapılan bir araştırmaya göre, özündeki citrulline maddesi sayesinde vücudun rahatlaması ve kan damarlarının genişlemesini sağlayan karpuz, ‘doğal viagra’ olarak nitelendiriliyor
 
Antep Fıstığı: Protein ve bol E vitamini ihtiva eder. Cinsel arzunun uyarılmasını sağlar. Mutlu bir evlilik için, afrodizyak otlardan yararlanmakta fayda var
 
Ay çekirdeği: Cinsel arzuyu artırıyor ama sivilce ve kilolarda da artışa neden oluyor. Birinden birini seçeceksiniz!
 
Yulaf ezmesi: Özellikle kadınlarda cinsel isteksizliği giderir. Hormonları düzenler ve vücut direncini artırır. Her sabah sütlü yulaf ezmesinin içine isterseniz ceviz, fındık, antepfıstığı koyabilirsiniz. Bu kuvvetli öğünle gününüzü daha kolay geçirebilirsiniz.
 
Kırmızı ve yeşil acı biber, karabiber: Hep tatlılar bu etkiyi yapacak değil ya, inanamayacaksınız ama acı da cinsel isteği kamçılar…
 
Sarmısak: Tüm hormonları çalıştırır. Çiğ olarak yenmesi tavsiye edilir.
 
Roka: Yeşil sebzeler içinde bu anlamda en değerlisi rokadır. Yalnız balık yanında değil, salatalarda da kullanmalısınız.
 
Zencefil: Tüm vücudu uyarır, bedenen ve ruhen güç kazandırır. Kurabiye ve tatlılarda da kullanılabilir.,
 
 
Arı sütü, bal ve polen karışımı: Bu karışım hem hücrelerinizi yeniler, hem de yaşınız ilerlese de cinsel gücünüzü yerinde tutar.
 
Maydanoz: Beden yorgunluğunu giderir. Erkeklerde cinsel gücü artırdığı kanıtlandı.
 
Isırgan tohumu: İşte ufak bir mucize. Bir kilo bal ile 100 gr. ısırgan tohumunu karıştırın ve her gün bir kaşık yiyin. Bomba gibi hissedeceksiniz.
 
Kekik ve nane: Özellikle kadınlarda bütün kadınlık hormonlarının düzenli çalışmasını sağlar ve vücudu güçlendirir.
 
Hardal, kimyon, kişniş: Bütün hormonları çalıştırır ve sinirleri de kuvvetlendirir. Bir bardak sıcak suya yarım kahve kaşığı kişniş karıştırılıp, yemekten sonra içilebilir. Özellikle erkeklerde cinsel gücü artırır.
 
Vanilya: Hem bedeni, hem de sinirleri güçlendirir, cinsel gücü artırır. Tatlı ve keklerde bol bol kullanılabilir.
 
Kuşdili: Tüm salgı bezlerini dengeli bir şekilde çalıştırır. Erkeklerde de kadınlarda olduğu gibi cinsel iktidarsızlığı giderir.
 
Kereviz: Çeşitli iç salgı bezlerine tesir eder ve onların faaliyetlerini artırır. Erkeklerde cinsel faaliyeti çok arttırarak vakitsiz iktidarsızlığı önler. Özellikle 30′lu yaşlarda mutlaka yiyin.
 
Üzerlik tohumu: Nazar otu olarak da bilinen üzerlik tohumu cinsel gücü artırır, hamileliği kolaylaştırır. Ezilmiş tohum günde 1-2 gr. bala karıştırılarak yenir veya doğrudan suyla içilebilir.

taze havuç suyu içenler unutkanlıktan kurtuluyor

Yediğimiz, içtiğimiz, giydiğimiz, sevdiğimiz her şeyin ama her şeyin bir dili var… Siz onları tüketirken duygularını hissediyor musunuz? Doğal mı yapay mı, doğru mu yalan mı, dost mu düşman mı, helal mi haram mı, faydalı mı zararlı mı diye düşünüyor musunuz? Sevgiyle ve şefkatle mi karşılıyorsunuz doğal ihtiyaçlarınızı, yoksa telaş ve koşuşturmaca halinde duygusuzca mı?
Mutsuz ve hastalıklı hayatların başlıca sebebinin beslenme olduğunu artık hepimiz biliyoruz! Peki beslenmenin sadece yemek yemek olduğunu mu düşünüyorsunuz? Hazırladığımız yemek ve sofrada, görüntü ve malzemeler kadar içine kattığımız sevginin en kıymetli şifa olduğunu unutmayalım!
Bitkiler kökü, gövdesi, yaprağı, tohumu, çiçeği ile birer mucize… Hem insanlar, hem de hayvanlar için, her türlü şifa onlarda!
İşte size helalinden bir tabiat harikası… Kökü, yaprağı, tohumu, çiçeği ile havuç, günlük hayatımız için tam bir can simidi!
Sinirleri rahatlatıyor, unutkanlık şikayetlerini ortadan kaldırıyor, afrodizyak etkisiyle güç ve enerji vererek mutluluk kaynağı oluyor, kanser hastalıklarına karşı koruyor, kalbin dostu, midenin rahatlatıcı merhemi, sindirim sisteminin doğal temizlik makinası, gözlerin ilacı, cildin güzellik kaynağı… HAVUÇ
Kökleri sebze olarak yenilen iki yıllık, otsu bir kültür bitkisi olan havucu, oluklu gövdesi ve dereotununkine benzeyen ince yaprakları ile akıllı tavşanlar çoktan keşfetmiş! Çiçekleri beyaz ve pembe renkli, meyveleri (tohumlar) ise uzunca (2-4mm uzunlukla) yumurta biçimindedir.

Düzenli havuç yiyen kardiyolog ve onkolog tanımıyor!

Günde sedece üç havuç yemek sizi hem kardiyologdan hem de onkologdan uzak tutmaya yetebilir.
ABD’de yapılan araştırmalar neticesinde; Akciğer, Ağız, Gırtlak, Mide, Bağırsak, Mesane, Prostat ve Göğüs kanseri gibi birçok kanser çeşidine yakalanma riskini azaltabilir!
Paris Tıp Fakültesi eski dekanlarından Prof. Dr. Binet’nin çalışmaları havucun kandaki alyuvarları çoğalttığını, aynı zamanda kanın cinsini ıslah ettiğini göstermiştir. 1960 yılında Sovyet doktorlarının yaptığı araştırmalar da havucun damarların genişlemesine yardımcı olduğunu ortaya koymuştur.

Yemeklerden önce havuç salatası, sindirim sistemin doğal temizlik makinası

Dr. Hensen öksürüğe ve uykusuzluğa karşı havucu tavsiye etmektedir. Havuç gençlik kaynağıdır ve “dört harika”dan biridir. (Öbür harikalar limon, sarımsak ve kekiktir). Havuç sindirimi kolaylaştırdığı için tahıl ve kuru sebzelerle birlikte yenmelidir. Ayrıca tüm sindirim sistemini temizlediğinden, yemeklerden önce çiğ havuç salatası yenmesi tavsiye edilir.
Bu sebzenin yalnız kendisi değil, körpe yaprakları ve tohumu da kullanılır. Yapraklarında bol miktarda kalsiyum vardır. (Bunları çöpe atmamalı, günlük salatalara katmalı!)

Havucun faydaları

Havucun özelliği bileşimindeki karoten yani provitamin A’dır. Bu vitaminin eksikliğinde gece görmek güçleşir, cilt kurur, yüzde zamansız çizgiler belirir, koku alma duyusu zayıflar. Mide özsuyu eksikliği, ağızda kuruluk, saçta kuruluk ve kırılma gibi belirtiler de olasılıkla A vitamini eksikliğinden meydana gelir. Günde 1 bardak havuç içmekle bütün bu rahatsızlıklar ortadan kalkar.
Havuç ayrıca sinir sistemi için gerekli olan B1, B2 ve C vitaminlerini de içerir. Karaciğer-safra kesesi yetersizliğinde özellikle havuç tavsiye edilir. Gut hastalığından yakınanlar ve romatizmalılar da bu sebzeden yararlanabilirler.
Çiğ havuç rendesi (püre halinde) yanıklara ve abselere iyi gelir. Dişleri yeni çıkmakta olan bebekler çiğ havucu (çubuk halinde kesilmiş) emzik gibi çiğnediklerinde dişlerin çıkması kolaylaşır. Havuç nefes darlığına da yararlıdır.
Hamile bayanların bol miktarda havuç yemesi tavsiye edilir.
Bebekler için anne sütünden sonra en kıymetli besin havuçtur.
Emziren kadınların sütünü çoğaltır ve zenginleştirir. Anne ve bebeğin dişlerini kuvvetlendirir, görme gücünü artırır. Yanıkları, dış ve iç yaraları iyileştirir.
Havuç, düzenli olarak yenildiğinde, sigara içen kişileri de içermek üzere, bedenin akciğer kanserine yakalanma riskini aza indirgemektedir.
Ayrıca havucu sık ve bol tüketen kişilerin gırtlak, mesane, rahim, kalınbağırsak, prostat ve yemek borusu kanserlerine yakalanma riski yüzde 50, menopoz dönemi sonrası kadınlarda göğüs kanserine yakalanma riskinin de yüzde 20 oranında azaldığı yapılan araştırmalarla kanıtlanmıştır.
Havuç aynı zamanda börek beyin ve kalp damarlarının düzenli çalışmasına yardımcı olur.
Hücrelerin canlanmasında ve çoğalmasında olumlu etkisi vardır. Karaciğerin safra salgılamasına ve kolesterolü dengelemesine yardım eder. Bağırsakları çalıştırır, yara ve iltihabını çabucak iyileştirir. Sarılığa, ergenlik sivilcesine, ses kısıklığına iyi gelir.
Düşük bir (35) glisemik endeksine sahiptir. Bu sebeple zayıflamak isteyenler ve şeker hastalarının yiyebileceği bir gıdadır. Ancak çiğ olarak tüketilmelidir, rendelenerek salata şeklinde tüketilebilir.
Havuç olgunlaştıkça şeker oranı da azalır. Havucun kendine has rengi ne kadar güçlü ise içerdiği beta-karoten maddesi de o kadar fazla olmaktadır.

Tohumu nelere iyi gelir?

Havucun tohumları da çok kıymetlidir. Mide ve bağırsak gazlarını giderir, idrarı söktürür, böbrek ve mesane taşlarını düşürür, kurt düşürücü özelliği vardır, regl düzenleyicidir, hidrofiz hastalığına (karında su toplanması) iyi gelir, afrodizyak etkilidir. Havuç tohumu; Sabit yağ, rezin ve yüzde 0,5-1,6 uçucu yağ içermektedir.
Tohumlarından yüzde 5 oranın da yapılan çay günde 2-3 bardak içilebilir.
Meyvelerin dövülmesi veya öğütülmesi ile elde edilen toz, az miktarda su ile karıştırılıp hap halinde günde 1-3 gr. alınabilir.
Havuç tohumlarına Diyabakır yöresinde yeregeçen, keşür, Erzurum yöresinde ise pörçüklü isimleri verilmektedir.

100 gr. havuçta hangi vitamin ve minerellar var?

kalori 30-40
protein 1,1 gr.
karbonhidrat 9,7 gr.
kolesterol 0
yağ 0,2 gr.
lif 1 gr.
fosfor 36 mgr.
kalsiyum 37 mgr.
demir 0,7 gr.
sodyum 47 mgr.
potasyum 341 mgr.
magnezyum 23 mgr.
A vitamini 8.115-13.500
B1 vitamini 0,06 mgr.
B2 vitamini 0,05 mgr.
B3 vitamini 0,6 mgr.
B6 vitamini 0,15 mgr.
folik asit 7,6 mcfr.
C vitamini 6-8 mgr.
E vitamini 0,6 mgr.

Taze sıkılmış havuç suyunda bulunan etkin maddelerin özellikleri

Özellik Etkin madde adedi
akneye karşı 16
alzheimere karşı 17
antioksidan 21
damar genişletici 19
damarsertliğine karşı 13
deri enflamasyonuna karşı 10
enflamasyona karşı 24
kolesterol düşürücü 12
mantar yok edici 17
mutasyona karşı 14
nitrosamin oluşumuna karşı 8
östrojen artırıcı 8
rahatlatıcı, dinlendirici 19
sperm artırıcı 4
triglyseride karşı 5
uv-ışığına karşı filitre 7
ülsere karşı 8

Havuç suyu içerken dikkat edilmesi gerekenler

Uzmanların açıklamalarına göre: A vitamini yağda çözünen bir vitamindir. Havuç suyunu doğrudan içtiğimiz takdirde içerdiği A vitamininden tam anlamıyla istifade edemeyiz. İçerdiği A vitaminini büyük bir oranda vücudumuza kazandırmak istiyorsak, bu takdirde bir bardak havuç suyunun içerisine iki-üç damla saf zeytinyağı damlatmamız gerekir.
A ve E vitamini hücre içerisinde denge halinde bulunur. Fazla alınan E vitamini yorgunluk yapar. Bundan dolayı çok fazla E vitaminin alınması demek, hücrelerden A vitaminin atılması demektir. Aynı şekilde çok fazla A vitaminin kullanılması demek hücre içindeki E vitaminin belirli oranda dışarı atılmasına neden olur. Bu da, hücre içindeki E vitaminin belirli oranda dışarı atılmasına neden olur. Bu da hücre içindeki A ve E vitamin dengesinin bozulması anlamına gelir.

Prof. Maranki’den Reflü ve Ülser için reçete

Havuç midedeki ülserli kısımların iyileşmesini sağlar. Reflü ve ülser şikayeti olanlar sabah ve akşam birer çay bardağı taze sıkılmış havuç tüketirlerse tedaviye yardımcı olur.
(Günde iki çay bardağından fazla tüketilmemelidir.)

Prof. Saraçoğlu’ndan “Unutkanlığa” ve “Alzheimer”e karşı havuç kürü

Üç ay boyunca hergün, akşam yemeğinden iki saat sonra taze sıkılmış ve içine iki-üç damla saf zeytinyağı damlatılmış bir bardak havuç suyu içilerek uygulanacaktır.
Üç ay tamamlandıktan sonra haftada en fazla 2-3 defa yine aynı uygulamaya devam etmek gerekir.
Havuç suyu içtikten sonra başka bir şey içmemeye özen gösteriniz, hergün akşam taze olarak hazırlanması ve fazla bekletilmeden tüketilmesi gerekir.
Bu uygulama aynı zamanda akciğer ve deri kanserine ve de kalp krizine karşı da bir önleyicidir. Tavsiye edilen kür ile havucun diğer bütün etkin maddelerinden de faydalanıyorsunuz.
Dikkat: Piyasada hazır satılan havuç sularını tercih etmeyiniz! Pazar veya marketten alırken ona dokunup tazeliğini hissedin, size şifalı geleciğine inanın…

Havuç seçmenin püf noktaları

Kök kısmının taze, çürümemiş olmasına,
uç kısmının sivri değil, yuvarlak başlı olmasına,
eğri büğrü ve çok iri değil, düzgün gelişmiş orta boylu olmasına,
yeşil ve ham değil, olgunlaşmış olmasına,
yumuşak ve ölüşmüş değil, sert ve gevrek olmasına,
bir de ıslatılmamış veya buzhaneye girmemiş olmasına dikkat ediniz!

Kaynaklar:

İlaç yiyecekler/ Dr. Earl Mindell
Bitkisel Protein ile Dengeli Beslenme/ Müheyya İzer
Kozmik Bilim Işında Şifalı Bitkiler/ Prof. Dr. Ahmet Maranki –Elmas Maranki
Bitkilerle Tedavi/ Prof. Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu
Türkiye’de Bitkiler ile Tedavi/ Prof. Dr. Turhan Baytop
Gerçek Tıp/ Dr. Aidin Salih
Sağlıklı Beslenme/ Doç.Dr. Sefa Saygılı-Dr. Ali Akben-Dr. Özer Odabaşı

yaşlanmaya dur diyen bitkiler

Birçok bitki, bize çeşitli hastalıklarla savaşmakta veya hastalıklardan korunmakta yardımcı oluyor

Birçok bitki, bize çeşitli hastalıklarla savaşmakta veya hastalıklardan

Birçok bitki, bize çeşitli hastalıklarla savaşmakta veya hastalıklardan korunmakta yardımcı oluyor

Birçok bitki, bize çeşitli hastalıklarla savaşmakta veya korunmakta yardımcı olmakta.Atalarımız bunların değerini bilmiş ve kullanmış.

Birçok bitki, bize çeşitli hastalıklarla savaşmakta veya hastalıklardan korunmakta yardımcı olmakta. Atalarımız bunların değerini bilmiş ve kullanmış. Sonra modern tıptaki ilerlemeler, bunların önemini gölgelemiş, bunlar kısmen rafa kaldırılmış.

Şimdi ise yapılan araştırmalar, her geçen gün bu sağlık kaynaklarına hak ettikleri değeri yeniden vermekte. Bunların bazılarını sebze, meyve veya kurutulmuş halde yiyebilir veya içebilirken, bazılarını ise doğal haliyle değil, besin takviyesi olarak hap veya şurup halinde alabilmekteyiz.

Bunların büyüdükleri toprağın cinsi, sıcaklığı, mevsimi, toplandıklarındaki yetişkin halleri, kurutma prosesleri ve depoda kaldıkları süre etkilerini çok değişken kılar.

Bitkisel maddeler de zarar verebilir

Bunları mutlaka doktorunuzun önerisiyle kullanmak gerekir, çünkü herhangi bir madde vücuda yarar sağlıyorsa zarar da verebilir. Bitkisel demek, zarar vermez demek değildir. Bazen etkileri kullanılan ilaçların etkileriyle veya alınan diğer besin takviyelerinin etkileriyle birleşerek beklenmeyen durumlara sebep olabilir.

Yaşlanmayı yavaşlatmaya yardımcı olan tıbbi bitkiler çok çeşitlidir. En az 2500’ü bilinmektedir. Bu çok çeşitli yararlı dostları zaman zaman sizlere anlatacağım. Antioksidan özelliği olan bu bitkilere birkaç örnek:

Ginkgo Biloba: Ginkgo Biloba günümüzde varlığını sürdüren hiçbir yakın türü veya benzeri bulunmayan, tamamıyla kendine özgü bir ağaçtır. Bilimsel araştırmalar Alzheimer hastalığında, hafıza güçlendirme ve baş dönmesini önlemede, zihinsel yoğunlaşmayı artırmada gingko özünün yararları bulunduğuna işaret etmekte. Ayrıca kollar, bacaklar, eller, ayaklar ve beyne kan akımını artırmakta, beyin işlev kapasitesini yükseltmektedir.

Devamlı dikkat gerektiren veya yoğun ve stresle çalışanların; dikkat, enerji ve performansını artırmak için önerilir. Stresten kaynaklanan unutkanlık için doğal bir çözümdür. Konsantrasyon ve hafızayı güçlendirirken aynı zamanda enerji takviyesi de sağlar. Genelde dolaşımı, ama özellikle beyne giden kan dolaşımını artırır. Böylece beyne bol oksijen gider ve bu çok önemlidir, çünkü beyin hücreleri düşük oksijen seviyesine karşı çok hassastır ve kolayca ölürler.

Üzüm çekirdeği: Üzüm çekirdeği (Grape seed) güçlü bir antioksidan ve serbest radikal temizleyicisidir. Serbest radikaller, normal hücrelere saldırabilen, onları harap eden ya da mutasyona uğratan dengesiz oksijen molekülleridir.

Üzüm çekirdeği, keşfedilen en kuvvetli doğal antioksidanlardan biridir. Antioksidanlar, en etkin anti-aging (yaşlanmayı geciktirme) gereçlerinden biridir. Antioksidanların yardımıyla hastalıkların oluşumu önlenebilir, hormonal denge korunabilir, yaşlanma süreci geciktirilebilir.

Üzüm çekirdeği bağ dokusunu da güçlendirir. Cildi daha sıkı ve elastiki yapar. Yaşlılık lekelerinin tedavisinde yararlıdır. Daha az kırışıklığa neden olan kan damarlarının genişlemesi ve kasları rahatlatma konusunda etkilidir. Üzüm çekirdeği ayrıca kötü kolesterolü (LDL) düşürme özelliğiyle kalp ve damar sağlığını korumaya da yardımcıdır.

Siyah üzüm kabuğu:

Siyah üzümlerin kabuğunda, bitki ve meyvelerde bol miktarda bulunan resveratrol, kırmızı şarapta da yoğun bulunur.

Siyah üzümlerin kendini korumak için ürettiği resveratrol, insanda da koruyucu etki göstermektedir.

Kanser gibi hastalıklarda önleyici etkisinin olduğunu gösterilen resveratrol molekülü, normal hücreyi kanserli hücreden ayıran nadir maddelerden de biridir.

Siyah üzümün içindeki resveratrol ayrıca kalbi koruyan ve kolesterolü düşüren aynı zamanda ‘Sirt-1’ adı verilen kilo kontrolünden sorumlu geni düzenleyen bir maddedir.

Resveratrol kuvvetli antioksidan fonksiyonuyla hücrelerin en önemli koruyucusudur. Harvard Üniversitesi gibi üniversitelerin araştırmaları, siyah üzümün günlük beslenmeye katılmasının çok çeşitli yararlar sağlayabileceğini göstermekte.

Sarmısak: Yıllardır bilinen ve önemi gün geçtikçe daha çok anlaşılan sarmısak, kolesterol ve trigliseridleri düşürücü etkiye sahiptir. Ek olarak tansiyon düşürücü ve vücuttaki zararlı maddeleri etkisiz hale getirmede yardımcıdır. Kardiyovasküler (kalp-damar sistemi) hastalıklara karşı çok önemli doğal bir silahtır.

www.ekolay.net

Kanserden Koruyan Gıdalar

İşte kanserden koruyan gıdalarHarvard Üniversitesi”nin yürüttüğü bir araştırmaya göre sağlıklı beslenenlerde kalp hastalıkları ve kanseri de kapsayan pek çok hastalık riski önemli ölçüde azalıyor.

Uzun ve sağlıklı bir yaşam için beslenmenizde aşağıdaki 7 besleyici gıdaya yer verin. Age-Proof Your Body kitabının yazarı Elizabeth Somer, “bu besinlerin sağlıklı yiyeceklerin kaymağı” olduğunu söylüyor.

Yoğurt

Neden: Az yağlı ya da tamamen yağsız yoğurtlar B vitamini, protein, kalsiyum ve hastalıklara sebep olan mikropları yok eden sağlıklı bakteriler olan probiyotiğin kaynağıdır. Ne kadar: Başka bir süt ürünü tüketmiyorsanız haftada 4 kap ya da daha fazla yoğurt yiyebilirsiniz.

Nasıl: Sade yoğurtlar seçip içine meyveler ekleyerek şeker ve kilo alımınızı durdurabilirsiniz.

Yoğurdunuza biraz vanilya ve doğranmış naneyi karıştırarak katın ve meyveyle birlikte yiyin.

Dip, sos ve salatalarınızda acı sos yerine yoğurt kullanın.

Fırında pişmiş patatesin üzerine yoğurt ve sarımsak ekleyin.

Yoğurt kullanarak soslarınızı koyulaştırın ve çorbalarınıza kremsi tat verin.

Küçük taneli meyveler

Neden: Bu meyveler arasında üzüm, çilek, kiraz, böğürtlen de bulunur. Neredeyse diğer tüm yiyeceklerden daha fazla koruyucu bitkisel antioksidan içerir. Somer “bu tarz meyvelerin sadece hastalık riskini azaltmada değil hafıza kaybını önlemede de yardımcı olduğunu” söyledi.

Ne kadar: Haftada en az üç kere bir kase taze ya da dondurulmuş çilek, kiraz veya üzüm yemeye çalışın. Size doyduğunuzu hissettiren lifli yapısı sayesinde çilekler kilo alımını da dizginler. Nasıl: “Salatanın içine koyun.

Yoğurt ve diğer tatlılarınıza ekleyin. Pişirdiğiniz tatlıların veya lezzetli olabileceğini düşündüğünüz her yiyeceğin içine katın.

Yeşil Yapraklı Sebzeler

Neden: Besin ihtiyacınızı yeşil yapraklı yiyecekler (ıspanak, marul, lahana ve pazı gibi) yemeden karşılamanız neredeyse imkansız. Bu gıdaların içinde bol miktarda lif, C ve K vitamini, folik asit, göz sağlığını koruyan lütein ve kalsiyum magnezyum, demir ve potasyum gibi dört önemli mineral bulunur.

Ne kadar: Günde iki porsiyon yeterli olur. Ne kadar koyu renkli olursa o kadar faydalıdır.

Nasıl? Sandviçinize roka koyun.

Lazanyanıza pazı ekleyin.

Omletlerinize ıspanak katın.

Çorbalarınıza, hamur işlerinize ve kızartmalarınıza herhangi bir yeşillik katmayı unutmayın.

Altın Değerindeki Sebzeler

Neden: Sadece bir porsiyon lifli, yeşil, sarı ya da turuncu sebze kanser riskini azaltmak, soğuk algınlığına ve diğer enfeksiyonlara karşı savaşmak için gerekli olan günlük beta karoten ihtiyacınızın 5 katını sağlar.

Ne kadar: Günde iki kere yarım kap sebze yemeğe çalışın. Bu da bir tatlı patates, konserve edilmiş 12 yarım kayısı, bir tas balkabağı veya havuça denk gelir.

Kabuklu Yemişler

Neden: Kabuklu yemişler protein, magnezyum, B ve E vitamini kaynağı olmanın yanında kalp hastalıkları ve kansere karşı güçlü bir savaşçıdır. Yüksek kalorili olsa da kabuklu yemişlerin içerdiği yağlar kalbe zarar vermez. Kilo yapan abur cubur yemek yerine kabuklu yemişleri deneyin. Ne kadar: Haftada 5 avuç (bir kasenin1/ 4″i ya da 15-20 tane badem, ceviz ya da fındık) tüketmenizde fayda var.

Nasıl: Kızarmış ekmek yerine salatalarınıza kavrulmuş yemişler serpiştirin.

Kuskus ve esmer pilavınıza ekleyin.

Mısır gevreği ve yoğurdunuza dökün. Somon Balığı Neden: Kalp hastalıkları ve daha fazlasına karşı savaşan Omega 3 kaynağı olan somon balığının sadece 85 gramı günlük vitamininiz B12″nin %170″i ve D vitaminin %80″i kadar size fayda sağlar.

Ne kadar: Haftada iki porsiyon somon balığı yemeye özen gösterin. Nasıl: Izgarada kızartın, pişirin ya da dere otuyla suda pişirin. Hamur işleri ve salatanıza katın. Eğer vejeteryansanız ya da balık yemiyorsanız DHA olarak bilinen omega 3 ihtiyacınızı aşağıdaki besinlerden karşılayabilirsiniz:

Omega 3 (DHA) içeren soyasütü n DHA içeren organik süt

Yüksek Besin Değerli Gofretler

Yumurta