BitkiDerman.com.tr

' "Bitki" Derman'dır. ' – Åžifalı Bitkiler Bilgi Paylaşım Sitesi…



TELVİNE ÇORBASI(depresyon çorbası)

MALZEMELER: ARPA UNU,20 GRAM ZEYTİN YAĞI,SU ,İSTEĞE BAĞLI BAHARAT. 

Bu çorba aynı zamanda hadislere göre Peygamber Efendimiz tarafından önerilmiştir.iç sıkıntısına , depresyona iyi gelir.

Kanserin önüne geçmenin doğal yöntemleri

Kanser, ölümlere sebebiyet veren ciddi hastalıklardır. Bu rahatsızlığın oluşması önünde engel olabilecek bir etkeni sizlere sunuyorum. Meleklerim, doğal yöntemler ile kanser riskini ortadan kaldırabilir, bu şekilde kanserin oluşmasına engel olabilirsiniz. Şimdi daha fazla meraklandırmadan, kanseri önlemenin doğal yöntemlerini sizlere sunuyorum…

Domates kanser hastalarına önerilir. Karaturp kür halinde yenilince kansere karşı vücudun direncini arttırır. Az yenince tembel organları harekete geçirir. Isırgan otu çayı kansere iyi gelir.
Kiraza rengini veren maddenin göğüs, bağırsak ve prostat kanserine iyi geldiği öne sürülmektedir.
Lahana bol miktarda B ve C vitaminleri ile kanser oluşumunu önleyen negatif enzimler içerir. Sabah kahvaltısından evvel içilen bir bardak lahana suyu sağlığa yararlıdır.
Maydanoz kansere iyi gelir.
Sarımsak ve pancar kansere ve kansere yatkın vücutlara iyi gelir.
Üzerlik otu çayı kan pıhtılaşması gibi hallerde çok etkili olur.

Domates kanser hastalarına önerilir. Karaturp kür halinde yenilince kansere karşı vücudun direncini arttırır. Az yenince tembel organları harekete geçirir. Isırgan otu çayı kansere iyi gelir.
Kiraza rengini veren maddenin göğüs, bağırsak ve prostat kanserine iyi geldiği öne sürülmektedir.
Lahana bol miktarda B ve C vitaminleri ile kanser oluşumunu önleyen negatif enzimler içerir. Sabah kahvaltısından evvel içilen bir bardak lahana suyu sağlığa yararlıdır.
Maydanoz kansere iyi gelir.
Sarımsak ve pancar kansere ve kansere yatkın vücutlara iyi gelir.
Üzerlik otu çayı kan pıhtılaşması gibi hallerde çok etkili olur.

Kalp ve damar hastalığına üzüm çekirdeği

Araştırmacılar, üzüm çekirdeğindeki resveratrol maddesiyle kolesterol seviyesi yükseltilmiş farelerde kalp ve damar hastalıklarına neden olan hücre yapışmasını azaltmayı başardı.

 

Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Sağlık Bilimleri Enstitüsü Fizyoloji Ana Bilim Dalı Araştırma Görevlisi Durmuş Burgucu‘nun üzüm çekirdeğindeki resveratrol maddesiyle kolesterol seviyesi yükseltilmiş farelerde kalp ve damar hastalıklarına neden olan hücre yapılaşmasını azaltmayı başardığı çalışmasıyla Türk Hematoloji Derneğinin Genç Araştırmacı Ödülü’nü kazandığı bildirildi.

Durmuş Burgucu da atardamarları etkileyen kalp hastalığının (aterosklerotik) birçok ülkede en önemli ölüm nedenlerinden olduğunu kaydetti. Yüksek kolesterolün atardamarları etkileyen kalp hastalığı için önemli bir risk faktörü olduğuna dikkati çeken Burgucu, bu nedenle laboratuvar ortamında farelerin kolesterol seviyesini yükselttiklerini, yüksek kolesterolle birlikte bu farelerde virüs, mantar ve bakterilere karşı vücudu koruyan beyaz kan hücrelerinden nötrofil ile kanda pıhtılaşmayı sağlayan trombosit hücrelerinin istenmeyen oranda yapıştığını, resveratrolün verilmesiyle farelerde hücre yapışmasının önlendiğini belirtti. Burgucu, bu yöntemle kalp ve damar hastalıklarının önlenebileceğini bildirdi.Damiana Üzüm Çekirdeği

vücuda lif alımını faydaları

Posa, bağırsaklarımızı temizleyen doğal süpürgelerdir. Kabızlığı önler, pektin denen madde fazla yağlara yapışarak onların vücuttan dışarı atılmasını sağlar. Bu özellik kandaki kolesterolün belirli bir dengede kalmasını sağlar. Posa, kalın bağırsakta zehirli madde üretilmesini de engeller. Bağırsakta yararlı olan bakterilerin çoğalmasını ve bağırsaklarımızın daha iyi korunmasını sağlar

detoks nedir ve nasıl uygulanır?

Herkesin belirli aralıklarla vücudunu dinlendirmeye ve vücudunu temizlemeye ihtiyacı var. Aslında vücutlarımız her gün, özellikle gece ve sabah erken saatlerde, kendisini temizlemeye programlanmıştır.

Alfa Yayıncılık tarafından piyasaya çıkarılan ´Detoks´ adlı kitapta Daniel Reid detoks ihtiyacımızı şöyle tarif ediyor: ´Vücutta toksinlerin tutulmasının iki temel sebebi vardır. Birincisi yiyeceklerde, havada ve suda doğal olmayan çevresel toksinlere aşırı maruz kalmamız yüzünden oluşan, metabolizmanın doğal seviyenin çok üstünde toksin yüklenmesi. Diğeri ise, sağlıksız kişisel alışkanlıklar, aşırı yorgunluk ve hiperaktif modern yaşam stilleri yüzünden zayıflayan sinir sistemi sebebiyle işlemeyen normal atılım sürecidir.´

Herkesin kendi yaşam tarzına ve ihtiyaçlarına göre değişik miktarlarda ve şekillerde detoksa ihtiyacı var. Reid´in kitabında bu konu bütün hatları ile gayet açık seçik ve detaylı olarak yer alıyor. Ancak siz bu kitaptan derlenen bilgiler ışığında ana hatlarıyla yapılması ve yapılmaması gerekenleri öğrenebilirsiniz.

Detoksa İhtiyacınız Olduğunu Gösteren İşaretler

Baş ağrısı, sırt ağrıları, sık sık soğuk algınlığına yakalanmak, yorgunluk, eklem ağrıları, burun kaşıntısı, sinirlilik, deri döküntüleri, öksürük, uyku hali, deri kızarıklıkları, göğüs hırıltısı, gözlerde iritasyon, uykusuzluk, bulantı, boğaz ağrısı, savunma sisteminizde yavaşlama, baş dönmesi, hazımsızlık, boyun tutulması, değişken ruhsal yapı, anoreksiya, sinüslerin tıkanması, anksiyete, ağız kokusu, dolaşım bozukluğu, ateş, depresyon, kabızlık.   

1 . İlk önce soluduğumuz hava temiz olmalı. Doğru bir şekilde solunum yapmayı bilmeli, diyaframımızı kullanmayı öğrenmeliyiz.

2 . Kanımızda bulunan oksijen miktarı düşük olmamalı. Aksi takdirde detoks yapamayız çünkü oksijen var olan en etkili antioksidandır. 200 yıl önce atmosferde yüzde 38 oranında oksijen bulunurken bugün sadece yüzde 19 oksijen mevcut. Tüm toksinler vücuttan atılmak için önce oksijenle birleşmeli, bu nedenle oksijen takviyesi almak için ozon ve oksijen tedavileri uygulatmak çok önemli.

3 . Yenilenler ve içilenler toksik olmamalı. İçtiğiniz suyun kalitesi çok önemli. İdeal bir diyet uygulandığında dahi içilen suyun ph derecesi ile vücudunuzun asit dengesini bozabilirsiniz. Su, ideal olarak ph 7.35 ile 7.60 değerleri arasında olmalıdır. İçtiğiniz suyun değerlerini bilmiyor ya da belirtilene güvenmiyorsanız, herhangi bir laboratuvara giderek değerleri çok ucuza öğrenebilirsiniz.

4 . ´AsiditeDetoks´ kitabının yazarı Daniel Reid´e göre sağlıklı bir vücutta kan ve diğer vücut sıvılarının birçoğu, deniz suyuna benzer şekilde hafif alkaliktir. Alkalik ve oksijen, sağlıklı olmanın ve güçlü bir bağışıklık sisteminin şartlarıdır; bakteriyel, virütik ve mantar kökenli enfeksiyonlar oksijenle yeterince beslenmiş ve alkalik dokularda gelişemezler. Mikropların neredeyse tamamı bu ortamda etkisiz hale gelir.
5 . Demek ki detoks yaparken amacımız; asit oranımızı ph 7 oranında tutmaya çalışmak ve oksijen oranımızı arttırmak olmalıdır. Bu sonuçları elde etmek için düzenli bir şekilde beslenip, yaşam tarzımızı da değiştirmeliyiz.

Detoks Programları

Detoks, sadece beslenme ile sağlanamıyor. Beslenmemizde yapacağımız değişikliklerle vücudumuza yeni toksinler eklemeyi kısıtlayabiliriz ancak var olan toksinleri vücuttan atmak için egzersizlerle terlememiz gerekir. Ayrıca idrar ve dışkı yoluyla da zehirlerimizi atabilmeliyiz.

Ülkemizde de çok çeşitli spa merkezleri ve otellerde, uzman doktorlar tarafından uygulanan destek tedaviler mevcut. Ancak evde haftada bir, üç ya da yedi gün veya en uzun 15 günlük kürler uygulayabilirsiniz. Uzman kontrolü olmayan ev tedavilerinde daha temkinli davranmanızı öneriyoruz.

Evde Detoks
Detoks´un beslenme ayağında çok çeşitli seçenekler ve programlar söz konusu. Detoks´ta ufak birkaç değişiklikten tutun da sadece elma yenilen, meyve suları tüketilen diyetlere ve hatta sadece su içilen oruçlara kadar uzanan çok geniş bir yelpaze söz konusu. Herhangi bir radikal diyet veya uygulamadan önce mutlaka doktora danışmalısınız. Su Orucu, meyve suyu diyeti veya tek tip gıda ile yapılan aşırı programları uygulamadan önce dikkatle düşünün. Çünkü bu tip diyetlerin yarardan çok zararı olabilir.

Beslenme Dışında Toksin Alımını Azaltmak İçin Neler Yapmalıyız?

PİŞİRME METOTLARI: Tükettiğimiz gıdalar kadar önemli bir diğer unsur ise pişirme metotlarımız. Kızartma yapmamaya, yağı aşırı ısıtmamaya özen göstermeliyiz. Haşlama ya da buharda pişirme usullerini tercih etmeliyiz. Ayrıca pişirme yapılan kapların paslanmaz çelik, cam veya porselen olmasına dikkat etmeliyiz.

SABUNLAR VE DETERJANLAR: Gerek bulaşık yıkarken gerekse banyoda kullandığımız sabunların, bitkisel özlerden olmasına dikkat etmeliyiz. Kimyasal katkıları olan ürünlerden kaçınmalıyız.

DENİZ SUYU MUCİZESİ: Denize yakın bir yerde oturuyorsanız ve suyun temizliğinden eminseniz, her gün birkaç damla deniz suyunu içme suyuna damlatarak içmeniz vücut asit dengeniz için son derece yararlı olacaktır. Denizde yüzmenin de tedavi edici özellikleri var ve günde belirli aralıklarla suya girilmesi çok yararlı.

DENİZ VE DAĞ HAVASI: Bu gibi mekanlarda havanın iyonizasyonu ve kalitesi farklı olduğundan, ´biraz dağ havası almak´ veya ´ deniz havası solumak´ hurafe değil. Sağlık üzerinde oksijen arttırıcı ve denge düzenleyici etkileri var.

DETOKS SAĞLAYAN ÇAYLAR: Başta yeşil çay olmak üzere birçok bitkisel çayın detoks etkisi yüksektir. Papatya, ginseng, ginko biloba, ekinezya, kırmızı pancar, zencefil, meyankökü de toksin arındırıcı özellikleri olan önemli kaynaklardır.

DUŞ VE BANYO: Sıcak suyun ve su ile masajın faydaları büyük. Ayrıca ölü derilerimizden arınarak gözeneklerimizi açtığımız takdirde toksinlerden daha kolay kurtulabiliriz. Cilde kuru fırça ile yapılan masaj kan dolaşımını hızlandırarak, ciltteki oksijen oranını arttırır. Cildimiz ve iç organlarımıza çok yararlıdır. Küveti su ile doldurup, evde detoks yapmak istediğinizde cildi tahriş eden zararlı kimyasallar içeren sabunlar yerine, papatya, biberiye, okaliptüs ve adaçayı gibi doğal yağlar kullanmayı tercih etmelisiniz. Ayrıca banyonuza yarım bardak içme sodası ve/veya deniz tuzu da ilave edebilirsiniz.

KOKULAR: Kokular bizim tahminimizden çok daha önemli. Çağlar boyunca çeşitli hastalıklar insanlığı tehdit ederken, bu virüs ve bakterilerden en az etkilenen veya hiç etkilenmeyen grup insan, çiçekler, çiçek suları ve yağlarıyla uğraşanlar olmuş. Kimyasal kokular bu kategoriye girmezler ve zararları da vardır.

VİTAMİNLER: Detoks sırasında, beslenme programınızı ve diğer tedavilerinizi desteklemek için alınması gereken en ideal antioksidan vitaminler: çinko, kalsiyum, B vitaminleri (özellikle B3), C vitamini, selenyum, A vitamini, E vitamini olarak özetlenir.

Baharat ve Çaylarla Arınma Programı

İyi bir beslenme programına ilaveten:

Uyanınca: Bir bardak ılık suya bir kaşık limon suyu veya bir kaşık elma sirkesi ekleyerek için.
Yemeklerde: Maydanoz ve sarımsak tüketin (tercihen çiğ), ayrıca kırmızı biber ve zencefil (çorbalara katılarak tüketilebilir) de tüketilmesi gerekir.
Yemek Aralarında: Papatya, zencefil, ıhlamur, meyankökü gibi arındırıcı çaylar tüketin.
Akşam: Papatya çayı rahatlatıcı özelliği ile uyku için de idealdir.  

İdeal Beslenme

* Haftada 1 kez vücudumuzu arındırmamız gerekiyor. Örneğin bir gün boyunca sadece evde sıkılmış doğal meyve suyu, içme suyu ve yanında çiğ meyve ve sebze tüketmemiz öneriliyor.

* Bunları sofranızdan kaldırmaya ya da çok ender tüketmeye çalışın. Kırmızı et, şarküteri etler, sakatat, rafine edilmiş gıdalar, konserveler, şeker, tuz, doymuş yağlar, kahve, alkollü içecekler ve nikotin.

* Mümkün olduğunca organik gıda tüketmeye çalışın.

* Sadece filtre edilmiş, mineralleri uygun ve ph düzeyi 7 veya üzerinde olan içme sularından tüketin.

* Yumurta, buğday, süt ve ürünlerini belirli dönemlerde sıra ile yiyin. Hepsini aynı dönemde tüketmemeye özen gösterin.

* Mevsim meyve ve sebzelerini tüketmeye özen gösterin.

 * Sofranızda en sık bulunan ürünler: meyve, sebze, yeşillik, tahıl, baklagiller, düşük yağ oranlı süt/yoğurt/peynir, organik beyaz et ve taze balık olmalı.

* Limon asidik olarak düşünülse de, vücudumuz için en ideal asit düzenleyici maddelerdendir ve her gün bir miktar tüketilmesi hararetle tavsiye edilir.

 * Doğanın antibiyotiği olan sarımsak, insan yapımı antibiyotikler gibi yan etkileri olmayan muhteşem bir antioksidandır. Belirli aralıklarda sarımsak kürü yapılması tavsiye edilir.

* Bir bağ maydanozu kaynayan suya atıp, suyun altını kapatın ve bu suyu ılık olarak gün içerisinde tüketin, hem klorofil hem de diğer vitaminler açısından ideal detoks ajanı olacaktır.                 (Cosmopolitan)

En Pahalı Yiyecekler

Genelde en ihtiyacımız olan şeyler en ucuza satılan şeylerdir hava,ekmek,su gibi..

Hayatta kalmak için bir safire hiç ihtiyaç duymayız ama havadan,ekmekten,sudan çok daha pahalıdır.Doğrusu da bu ya..Yoksa zenginlerden başka kimse yaşayamazdı.Dünyanın en pahalı yiyecekleri dünyanın en leziz ya da zorunlu besinleri değil,sizin onlara duyduğunuz ihtiyaçtan çok daha fazla onların paranıza ihtiyaç duyduğu ise kesin

Özellikleriyse diğer yiyecekler gibi her istediğinizde gidip pazardan,marketten alamamanız.Bu yiyecekler cömert nimet değil ve baya kaprisli anlayacağınız. Peki ya kim bunlar?

Truffle mantarı dünyanın en pahalı mantarıdır.Çok kısa bir süre zarfında bulunur (Ekim’le Aralık ayları arasında) ve kültür mantarı olarak yetiÅŸtirilmesi mümkün deÄŸildir.Genellikle yerin altında bulunduÄŸu için insanlar hazine arar gibi ararlar bu mantarı tabi belli etmezler Önceleri bu
mantarın yerini saptamak için domuzları kullanıyorlarmış ama domuzlar mantarı bulunca kendileri yiyormuş. Bu yüzden artık köpekler bu işi için daha uygun bulunuyormuş.Müzayedede bile
satılan bu mantarın yarım kilosuna otuz bin dolar verip alabilen olmuÅŸ…PiÅŸirilmeden yenen bu mantar sıklıkla yemeklerin üzerine rendelenerek yeniyor.

Wagyu BifteÄŸi dünyanın en pahalı bifteÄŸidir.Japonya’da yetiÅŸen bir tür olan Wagyu danalarından ismini alan ve yapılan bu biftek “iÅŸin sırrı olinde iki kere rafine” misali özel olarak beslenen ve yetiÅŸtirilen Wagyu’lardan yapılır.Wagyu’lara özel diyet uygulanır,her gün özel Japon içkisi sake ve bira içirilir ve vücutlarına masaj yapılır.Hal böyleyken Wagyu bifteÄŸi de öyle lezzetli öyle lezzetli olur ki,sanki etten bir tereyağı yemiÅŸ gibi olursunuz.

EÄŸer dünyanın en pahalı omletini yapmak istiyorsanız buyrun size ÅŸuracıkta tarifini vereyim hemen; 6 yumurta,1 yemek kaşığı doÄŸranmış frenksoÄŸanı,1.5 yemek kaşığı tereyağı,5 yemek kaşığı koyu kaymak,1 ıstakoz ve 10 ons sevruga havyarı.Omletin nasıl yapıldığını anlatmaya herhalde gerek yok.Omletin yaratıcısı 53 yaşındaki New York’un bir otelinde ÅŸeflik yapan Emile Castillo’nunsa “bir omleti bin dolara nasıl satarım”ı nasıl anlattığı çok açık.

En pahalı turtayı yapabilmek de öyle evde ne varsa bulup buluÅŸturup uygun oranda kavuÅŸturup elde edilecek bir ÅŸey deÄŸil.Spencer Burge isimli İngiliz ÅŸef,normal tatlı turtaların aksine ve un,yumurta gibi herkesin bulabildiÄŸi turta baÅŸ malzemelerinin içine Wagyu bifteÄŸi,truffle mantarı ve dört bin paundun üstünde fiyata malolan iki ÅŸiÅŸe 1982 tarihli Chateau Mouton Rothschild kırmızı ÅŸarabı ve daha birçok sıra dışı malzeme ekleyerek yarattığı turtanın fiyatı ise sekiz bin paundu bile aşıyor ve böylelikle dünyanın en pahalı turtası olmak ona yakışıyor…

Samuel Adams dünyanın en eski içkilerinden biranın en pahalısını üretmeyi başaran kişi.Şişe başı 100 dolar ödeyerek içebildiğiniz bu bira sadece sekiz bin şişeyle sınırlı.Sırrı ise diğer pahalı bira ve içeceklerinde bulunmayan vanilya,meşe ve karamel aromasında saklı.

Bazen en imkansız ÅŸeyler en imkansız yerlerde vücut bulabilir.Paradoxurus adlı hayvanın dışkısından dünyanın en pahalı kahvesinin üretildiÄŸi gibi.Evet yanlış duymadınız.Kopi Luwak adlı kahve paradoxurus adlı hayvanın kahve çekirdeklerini yiyip dışkı yoluyla kahve üreticilerine atmasıyla elde edilen ve dünyanın en pahalı kahvesi.Bunu duyup evdeki kedi köpeklerinize kahve çekirdeÄŸi yedirip dışkısından kahve üretmeye kalkmayın sakın! Bunu sadece paradoxurus yapabilir çünkü o kahve çekirdeklerini yediÄŸinde midesindeki enzimler hiçbir ÅŸekilde çekirdekleri eritmez,yalnızca fermante eder ve gayet “doÄŸal” yollardan insanların kullanımına sunulur.E gülü seven dikenine katlanırmış.

Geldik elmas meyveli pastaya yoksa meyveli elmas pasta mı deseydik? The Diamond Fruit Cake yani Tokyolu bir pasta şefinin 6 ay düşündükten ve bir ay üzerinde uğraştıktan sonra yarattığı pastanın fiyatı bir buçuk milyon doları geçiyor.Bu pahasını meyvelerden,etinden kemiğinden çok iki yüz yirmi üç adet bulundurduğu küçük elmasa borçlu olan pastayı yemesi de bir maharet olsa gerek.Ne de olsa elmas yenip yutulup sindirilebilen bir besin değil.Kim bilir belki de Tokyolu aşçı bu kez kahve yerine elmaslarla yeni bir paradoxurus vakası yaratmak istemiştir..

Kimine göre israf,kimine göre boşuna masraf.Dünya varoldukça onun en pahalı yiyeceklerini israf da masraf da olsa üretenlerin sonu gelir mi dersiniz? En azından paradoxurus için bu sorun olmasa gerek.