BitkiDerman.com.tr

' "Bitki" Derman'dır. ' – Şifalı Bitkiler Bilgi Paylaşım Sitesi…



Kanserin önüne geçmenin doğal yöntemleri

Kanser, ölümlere sebebiyet veren ciddi hastalıklardır. Bu rahatsızlığın oluşması önünde engel olabilecek bir etkeni sizlere sunuyorum. Meleklerim, doğal yöntemler ile kanser riskini ortadan kaldırabilir, bu şekilde kanserin oluşmasına engel olabilirsiniz. Şimdi daha fazla meraklandırmadan, kanseri önlemenin doğal yöntemlerini sizlere sunuyorum…

Domates kanser hastalarına önerilir. Karaturp kür halinde yenilince kansere karşı vücudun direncini arttırır. Az yenince tembel organları harekete geçirir. Isırgan otu çayı kansere iyi gelir.
Kiraza rengini veren maddenin göğüs, bağırsak ve prostat kanserine iyi geldiği öne sürülmektedir.
Lahana bol miktarda B ve C vitaminleri ile kanser oluşumunu önleyen negatif enzimler içerir. Sabah kahvaltısından evvel içilen bir bardak lahana suyu sağlığa yararlıdır.
Maydanoz kansere iyi gelir.
Sarımsak ve pancar kansere ve kansere yatkın vücutlara iyi gelir.
Üzerlik otu çayı kan pıhtılaşması gibi hallerde çok etkili olur.

Domates kanser hastalarına önerilir. Karaturp kür halinde yenilince kansere karşı vücudun direncini arttırır. Az yenince tembel organları harekete geçirir. Isırgan otu çayı kansere iyi gelir.
Kiraza rengini veren maddenin göğüs, bağırsak ve prostat kanserine iyi geldiği öne sürülmektedir.
Lahana bol miktarda B ve C vitaminleri ile kanser oluşumunu önleyen negatif enzimler içerir. Sabah kahvaltısından evvel içilen bir bardak lahana suyu sağlığa yararlıdır.
Maydanoz kansere iyi gelir.
Sarımsak ve pancar kansere ve kansere yatkın vücutlara iyi gelir.
Üzerlik otu çayı kan pıhtılaşması gibi hallerde çok etkili olur.

Kalp ve damar hastalığına üzüm çekirdeği

Araştırmacılar, üzüm çekirdeğindeki resveratrol maddesiyle kolesterol seviyesi yükseltilmiş farelerde kalp ve damar hastalıklarına neden olan hücre yapışmasını azaltmayı başardı.

 

Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Sağlık Bilimleri Enstitüsü Fizyoloji Ana Bilim Dalı Araştırma Görevlisi Durmuş Burgucu‘nun üzüm çekirdeğindeki resveratrol maddesiyle kolesterol seviyesi yükseltilmiş farelerde kalp ve damar hastalıklarına neden olan hücre yapılaşmasını azaltmayı başardığı çalışmasıyla Türk Hematoloji Derneğinin Genç Araştırmacı Ödülü’nü kazandığı bildirildi.

Durmuş Burgucu da atardamarları etkileyen kalp hastalığının (aterosklerotik) birçok ülkede en önemli ölüm nedenlerinden olduğunu kaydetti. Yüksek kolesterolün atardamarları etkileyen kalp hastalığı için önemli bir risk faktörü olduğuna dikkati çeken Burgucu, bu nedenle laboratuvar ortamında farelerin kolesterol seviyesini yükselttiklerini, yüksek kolesterolle birlikte bu farelerde virüs, mantar ve bakterilere karşı vücudu koruyan beyaz kan hücrelerinden nötrofil ile kanda pıhtılaşmayı sağlayan trombosit hücrelerinin istenmeyen oranda yapıştığını, resveratrolün verilmesiyle farelerde hücre yapışmasının önlendiğini belirtti. Burgucu, bu yöntemle kalp ve damar hastalıklarının önlenebileceğini bildirdi.Damiana Üzüm Çekirdeği

sızıntılı bağırsak sendromu için modern tıp ve doğal yöntemler

Sızıntılı bağırsak sendromu halk arasında çok iyi bilinen bir hastalık değildir. Bu nedenle birçok hasta bu durumun farkında bile olmayabilir. Birçok doktor bu has­talığın belirtilerini giderme yolunu seçerek hastalığın kaynağına inememektedir. Hastalara kortikosteroid, antibiyotik ve bağışıklık sistemini güçlendirici ilaçlar önerilmektedir.

Doğal sağlık tedavileri:

■ Sızıntılı bağırsak sendromu tedavisi için çocuğunuzun beslenme sistemini gözden geçirmeniz ve alerjiye neden olabilecek her türlü yiyeceği menünüzden çıkarmanız gerekmektedir. Şeker, beyaz unlu ürünler, glüten içeren ürün­ler, buğday ve arpa gibi hububatlı ürünler, süt ve sütlü mamuller, aşırı yağlı yi­yecekler, kafein içeren gıda maddeleri, alerjik olduğu testlerle kanıtlanmış olan her türlü gıda maddesi ve çocuğunuza zarar verdiğini düşündüğünüz ha­zır gıdalar çocuğunuzun beslenme programında yer almamalıdır.
■ Dr Rona’ya göre, ekinezya ve sarımsak gibi doğal antibiyotiklerin kullanımı ol­dukça önemlidir. Antiparasitik özelliği bulunan siyah ceviz ve karanfil de teda­vide önemli rol oynar. Greyfurt çekirdeği özü gibi vücudun mantarlarla savaş­masını sağlayan meyvelerin tüketimi de tedavi için önemlidir.
■ Uzmanlar çocukların yiyecekleri iyice çiğnemeden yutmamasını da önermek­tedir.
■ Laktobasilus asidofilus ve bifidus gibi faydalı bakteriler mide-bağırsak fonksi­yonlarını düzenler.
■ Aloe vera özü ve doğal sindirim enzimleri, özellikle de çocuklar için hiçbir yan etkisi olmayan bromalain ve papin, bağırsak fonksiyonlarını düzenler.
■ Bazı doğal sağlık uzmanları glutamin gibi amino asitlerin kullanımını da uy­gun görmektedir. Ancak bu tür maddeler ancak ehil bir doğal sağlık uzmanı­nın denetimi altında ve öngördüğü şekilde kullanılmalıdır.
■ Keten tohumu yağı, çuha çiçeği yağı, balık yağı, siyah üzüm çekirdeği de teda­vide kullanılabilir.
■ Koenzim Q10 gibi antioksidan besinler sızıntılı bağırsak sendromunun verdi­ği hasarı tedavi eder.
■ Mavi-yeşil algler grubuna ait mikroskobik bir yosun türü olan “spirulina” da sızıntılı bağırsak sendromu için önerilmektedir. Bu yosun türü tüketilen besin maddelerinden elde edilen besin değerlerinin vücut fonksiyonlarının işlevini kolaylaştırmasını sağlar.

Çocuğunuzun sızıntılı bağırsak sendromu yaşadığından şüpheleniyorsanız, en kısa zamanda doktora ya da doğal sağlık uzmanına başvurun. Sızıntılı bağırsak sendromundan şüphelendiğiniz halde, doktorunuzun bu olasılığı göz ardı ettiğini düşünüyorsanız, sorunun üzerine gitmenizde fayda vardır. Hastaya zarar verme­yecek birçok bağırsak emilimi testi vardır. İşinin ehli olan bir doğal sağlık uzmanı­na, besin terapistine ve bitkibilimciye başvurarak tedaviye başlayabilirsiniz.

sızıntılı bağırsak sendromunun nedenleri

Sızıntılı bağırsak sendromu bağırsak bölgesinde oluşan yangı sonucunda ortaya çıkar. Aşağıdaki etkenler bağırsakta yangıya neden olmaktadır:
■ Sindirim ve bağırsak kanalında zararlı bakterilerin (parazit ve mantarların) oluşmasına neden olan antibiyotikler
■ Özellikle de çocukları olumsuz yönde etkileyen kafein ve asitli içecekler
■ İşlemden geçirilmiş yiyeceklerde bulunan kimyasal maddeler (renklendirici-ler, suni maddeler)
■ Enzim eksiklikleri (çöllak hastalığı, laktoz intoleransına neden olan laktoz ek­sikliği)
■ Ibuprofen gibi nonsteroid-antienflamatuar (NSAIDs) ilaçlar
■ Karbonhidrat ağırlıklı beslenme (çikolata, şeker, bisküvi, gazlı içecekler, beyaz ekmek).
Belirtiler
■ Tüketilen gıda maddeleri yeterince sindirilemez
■ Yangı midede şişkinliğe neden olduğundan gaz, kramp ve geğirmelere neden olur.
■ Kabızlık ve bu durumu takip eden ishal vakaları görülür. Tıp literatüründe ir-ritabl bağırsak sendromu adı verilen hastalık ortaya çıkar. İrritabl bağırsak sendromu hastalarının %80′ininin vücudunda mantar, parazit ve bakteri artı­şı gözlemlenmektedir.
■ Baş ağrısı, yorgunluk, hafıza kaybı, konsantrasyon eksikliği ve gıda hassasiye­ti görülür.
■ Artrit, migren, egzama, astım ve diğer bağışıklık sistemi bozukluğu hastalıkla­rı da hastalığın ilerleyen evrelerinde görülmektedir.

detoks nedir ve nasıl uygulanır?

Herkesin belirli aralıklarla vücudunu dinlendirmeye ve vücudunu temizlemeye ihtiyacı var. Aslında vücutlarımız her gün, özellikle gece ve sabah erken saatlerde, kendisini temizlemeye programlanmıştır.

Alfa Yayıncılık tarafından piyasaya çıkarılan ´Detoks´ adlı kitapta Daniel Reid detoks ihtiyacımızı şöyle tarif ediyor: ´Vücutta toksinlerin tutulmasının iki temel sebebi vardır. Birincisi yiyeceklerde, havada ve suda doğal olmayan çevresel toksinlere aşırı maruz kalmamız yüzünden oluşan, metabolizmanın doğal seviyenin çok üstünde toksin yüklenmesi. Diğeri ise, sağlıksız kişisel alışkanlıklar, aşırı yorgunluk ve hiperaktif modern yaşam stilleri yüzünden zayıflayan sinir sistemi sebebiyle işlemeyen normal atılım sürecidir.´

Herkesin kendi yaşam tarzına ve ihtiyaçlarına göre değişik miktarlarda ve şekillerde detoksa ihtiyacı var. Reid´in kitabında bu konu bütün hatları ile gayet açık seçik ve detaylı olarak yer alıyor. Ancak siz bu kitaptan derlenen bilgiler ışığında ana hatlarıyla yapılması ve yapılmaması gerekenleri öğrenebilirsiniz.

Detoksa İhtiyacınız Olduğunu Gösteren İşaretler

Baş ağrısı, sırt ağrıları, sık sık soğuk algınlığına yakalanmak, yorgunluk, eklem ağrıları, burun kaşıntısı, sinirlilik, deri döküntüleri, öksürük, uyku hali, deri kızarıklıkları, göğüs hırıltısı, gözlerde iritasyon, uykusuzluk, bulantı, boğaz ağrısı, savunma sisteminizde yavaşlama, baş dönmesi, hazımsızlık, boyun tutulması, değişken ruhsal yapı, anoreksiya, sinüslerin tıkanması, anksiyete, ağız kokusu, dolaşım bozukluğu, ateş, depresyon, kabızlık.   

1 . İlk önce soluduğumuz hava temiz olmalı. Doğru bir şekilde solunum yapmayı bilmeli, diyaframımızı kullanmayı öğrenmeliyiz.

2 . Kanımızda bulunan oksijen miktarı düşük olmamalı. Aksi takdirde detoks yapamayız çünkü oksijen var olan en etkili antioksidandır. 200 yıl önce atmosferde yüzde 38 oranında oksijen bulunurken bugün sadece yüzde 19 oksijen mevcut. Tüm toksinler vücuttan atılmak için önce oksijenle birleşmeli, bu nedenle oksijen takviyesi almak için ozon ve oksijen tedavileri uygulatmak çok önemli.

3 . Yenilenler ve içilenler toksik olmamalı. İçtiğiniz suyun kalitesi çok önemli. İdeal bir diyet uygulandığında dahi içilen suyun ph derecesi ile vücudunuzun asit dengesini bozabilirsiniz. Su, ideal olarak ph 7.35 ile 7.60 değerleri arasında olmalıdır. İçtiğiniz suyun değerlerini bilmiyor ya da belirtilene güvenmiyorsanız, herhangi bir laboratuvara giderek değerleri çok ucuza öğrenebilirsiniz.

4 . ´AsiditeDetoks´ kitabının yazarı Daniel Reid´e göre sağlıklı bir vücutta kan ve diğer vücut sıvılarının birçoğu, deniz suyuna benzer şekilde hafif alkaliktir. Alkalik ve oksijen, sağlıklı olmanın ve güçlü bir bağışıklık sisteminin şartlarıdır; bakteriyel, virütik ve mantar kökenli enfeksiyonlar oksijenle yeterince beslenmiş ve alkalik dokularda gelişemezler. Mikropların neredeyse tamamı bu ortamda etkisiz hale gelir.
5 . Demek ki detoks yaparken amacımız; asit oranımızı ph 7 oranında tutmaya çalışmak ve oksijen oranımızı arttırmak olmalıdır. Bu sonuçları elde etmek için düzenli bir şekilde beslenip, yaşam tarzımızı da değiştirmeliyiz.

Detoks Programları

Detoks, sadece beslenme ile sağlanamıyor. Beslenmemizde yapacağımız değişikliklerle vücudumuza yeni toksinler eklemeyi kısıtlayabiliriz ancak var olan toksinleri vücuttan atmak için egzersizlerle terlememiz gerekir. Ayrıca idrar ve dışkı yoluyla da zehirlerimizi atabilmeliyiz.

Ülkemizde de çok çeşitli spa merkezleri ve otellerde, uzman doktorlar tarafından uygulanan destek tedaviler mevcut. Ancak evde haftada bir, üç ya da yedi gün veya en uzun 15 günlük kürler uygulayabilirsiniz. Uzman kontrolü olmayan ev tedavilerinde daha temkinli davranmanızı öneriyoruz.

Evde Detoks
Detoks´un beslenme ayağında çok çeşitli seçenekler ve programlar söz konusu. Detoks´ta ufak birkaç değişiklikten tutun da sadece elma yenilen, meyve suları tüketilen diyetlere ve hatta sadece su içilen oruçlara kadar uzanan çok geniş bir yelpaze söz konusu. Herhangi bir radikal diyet veya uygulamadan önce mutlaka doktora danışmalısınız. Su Orucu, meyve suyu diyeti veya tek tip gıda ile yapılan aşırı programları uygulamadan önce dikkatle düşünün. Çünkü bu tip diyetlerin yarardan çok zararı olabilir.

Beslenme Dışında Toksin Alımını Azaltmak İçin Neler Yapmalıyız?

PİŞİRME METOTLARI: Tükettiğimiz gıdalar kadar önemli bir diğer unsur ise pişirme metotlarımız. Kızartma yapmamaya, yağı aşırı ısıtmamaya özen göstermeliyiz. Haşlama ya da buharda pişirme usullerini tercih etmeliyiz. Ayrıca pişirme yapılan kapların paslanmaz çelik, cam veya porselen olmasına dikkat etmeliyiz.

SABUNLAR VE DETERJANLAR: Gerek bulaşık yıkarken gerekse banyoda kullandığımız sabunların, bitkisel özlerden olmasına dikkat etmeliyiz. Kimyasal katkıları olan ürünlerden kaçınmalıyız.

DENİZ SUYU MUCİZESİ: Denize yakın bir yerde oturuyorsanız ve suyun temizliğinden eminseniz, her gün birkaç damla deniz suyunu içme suyuna damlatarak içmeniz vücut asit dengeniz için son derece yararlı olacaktır. Denizde yüzmenin de tedavi edici özellikleri var ve günde belirli aralıklarla suya girilmesi çok yararlı.

DENİZ VE DAĞ HAVASI: Bu gibi mekanlarda havanın iyonizasyonu ve kalitesi farklı olduğundan, ´biraz dağ havası almak´ veya ´ deniz havası solumak´ hurafe değil. Sağlık üzerinde oksijen arttırıcı ve denge düzenleyici etkileri var.

DETOKS SAĞLAYAN ÇAYLAR: Başta yeşil çay olmak üzere birçok bitkisel çayın detoks etkisi yüksektir. Papatya, ginseng, ginko biloba, ekinezya, kırmızı pancar, zencefil, meyankökü de toksin arındırıcı özellikleri olan önemli kaynaklardır.

DUŞ VE BANYO: Sıcak suyun ve su ile masajın faydaları büyük. Ayrıca ölü derilerimizden arınarak gözeneklerimizi açtığımız takdirde toksinlerden daha kolay kurtulabiliriz. Cilde kuru fırça ile yapılan masaj kan dolaşımını hızlandırarak, ciltteki oksijen oranını arttırır. Cildimiz ve iç organlarımıza çok yararlıdır. Küveti su ile doldurup, evde detoks yapmak istediğinizde cildi tahriş eden zararlı kimyasallar içeren sabunlar yerine, papatya, biberiye, okaliptüs ve adaçayı gibi doğal yağlar kullanmayı tercih etmelisiniz. Ayrıca banyonuza yarım bardak içme sodası ve/veya deniz tuzu da ilave edebilirsiniz.

KOKULAR: Kokular bizim tahminimizden çok daha önemli. Çağlar boyunca çeşitli hastalıklar insanlığı tehdit ederken, bu virüs ve bakterilerden en az etkilenen veya hiç etkilenmeyen grup insan, çiçekler, çiçek suları ve yağlarıyla uğraşanlar olmuş. Kimyasal kokular bu kategoriye girmezler ve zararları da vardır.

VİTAMİNLER: Detoks sırasında, beslenme programınızı ve diğer tedavilerinizi desteklemek için alınması gereken en ideal antioksidan vitaminler: çinko, kalsiyum, B vitaminleri (özellikle B3), C vitamini, selenyum, A vitamini, E vitamini olarak özetlenir.

Baharat ve Çaylarla Arınma Programı

İyi bir beslenme programına ilaveten:

Uyanınca: Bir bardak ılık suya bir kaşık limon suyu veya bir kaşık elma sirkesi ekleyerek için.
Yemeklerde: Maydanoz ve sarımsak tüketin (tercihen çiğ), ayrıca kırmızı biber ve zencefil (çorbalara katılarak tüketilebilir) de tüketilmesi gerekir.
Yemek Aralarında: Papatya, zencefil, ıhlamur, meyankökü gibi arındırıcı çaylar tüketin.
Akşam: Papatya çayı rahatlatıcı özelliği ile uyku için de idealdir.  

İdeal Beslenme

* Haftada 1 kez vücudumuzu arındırmamız gerekiyor. Örneğin bir gün boyunca sadece evde sıkılmış doğal meyve suyu, içme suyu ve yanında çiğ meyve ve sebze tüketmemiz öneriliyor.

* Bunları sofranızdan kaldırmaya ya da çok ender tüketmeye çalışın. Kırmızı et, şarküteri etler, sakatat, rafine edilmiş gıdalar, konserveler, şeker, tuz, doymuş yağlar, kahve, alkollü içecekler ve nikotin.

* Mümkün olduğunca organik gıda tüketmeye çalışın.

* Sadece filtre edilmiş, mineralleri uygun ve ph düzeyi 7 veya üzerinde olan içme sularından tüketin.

* Yumurta, buğday, süt ve ürünlerini belirli dönemlerde sıra ile yiyin. Hepsini aynı dönemde tüketmemeye özen gösterin.

* Mevsim meyve ve sebzelerini tüketmeye özen gösterin.

 * Sofranızda en sık bulunan ürünler: meyve, sebze, yeşillik, tahıl, baklagiller, düşük yağ oranlı süt/yoğurt/peynir, organik beyaz et ve taze balık olmalı.

* Limon asidik olarak düşünülse de, vücudumuz için en ideal asit düzenleyici maddelerdendir ve her gün bir miktar tüketilmesi hararetle tavsiye edilir.

 * Doğanın antibiyotiği olan sarımsak, insan yapımı antibiyotikler gibi yan etkileri olmayan muhteşem bir antioksidandır. Belirli aralıklarda sarımsak kürü yapılması tavsiye edilir.

* Bir bağ maydanozu kaynayan suya atıp, suyun altını kapatın ve bu suyu ılık olarak gün içerisinde tüketin, hem klorofil hem de diğer vitaminler açısından ideal detoks ajanı olacaktır.                 (Cosmopolitan)

Dondurma yerken dikkat!

Yaz aylarının vazgeçilmez gıdalarından olan dondurmanın içindeki mineral ve vitaminlerle besleyici bir gıda olduğu ancak sağlıksız koşullarda üretilen ve satılan dondurmaların ciddi sağlık sorunlarına ve zehirlenmelere neden olabildiği bildirildi.

Trakya Üniversitesi (TÜ) Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gaip Ekuklu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, dondurmanın besleyici özelliğinin yanı sıra sağlıksız üretilmesinin önemli sağlık sorunlarına yol açabilecek bir gıda olduğunu belirterek, şunları söyledi:
tamamını oku »