BitkiDerman.com.tr

' "Bitki" Derman'dır. ' – Åžifalı Bitkiler Bilgi Paylaşım Sitesi…



Hamilelikte İş Hayatı

Hamilelikte İş Hayatı

Hamilelik iş hayatını bitirir mi?  Bu bir kader mi, yoksa seçim mi?

HamileliÄŸinizi patronunuzla ve iÅŸ arkadaÅŸlarınızla paylaÅŸtınız. Artık O’nu bekliyorsunuz. İlk tanışmaya kadar, hemen hemen 9 ay sürecek bu sabırsızlık. Hangi standartlarda beklediÄŸiniz ise bir tercih meselesi… Kendinizi dinleyerek, bebeÄŸinizi aylar boyu evde bekleyebilir ya da iÅŸ yeriniz de dahil, bulunduÄŸunuz her yerde O’na ev sahipliÄŸi yapabilirsiniz. Mesela patronunuzla görüşüp iÅŸ hayatınızda geçici bir deÄŸiÅŸiklik isteyebilirsiniz. Nitekim yasalara göre, anne adaylarının doÄŸumdan önce sekiz ve doÄŸumdan sonra sekiz hafta, yani toplam 16 hafta çalışmama hakkı var. Ama isteyen ve saÄŸlık durumu uygun olan anneler, doktor onayıyla beraber doÄŸumdan önceki üç haftaya kadar iÅŸyerinde çalışabilirler. Tabi öncelikler konusunda kontrolü kaybetmeden… Bu doÄŸal süreçte asıl olan, bebeÄŸinizin saÄŸlığı! Hamilelik dönemini ve iÅŸ hayatını dengelemek isteyen bir anneyseniz her ÅŸeyden önce, doÄŸru beslenme ve bilinçli hareketlerle beden saÄŸlığınızı kontrol altına almalısınız. Stresten mümkün olduÄŸunca uzaklaÅŸarak, ruh saÄŸlığınızı da korumalısınız.

İş hayatınızı sağlıklı şekilde sürdürebilmek için dikkat etmeniz gereken bazı önemli detaylar var:

  • Bilgisayar başında çalışırken mutlaka küçük molalar verin. Kalkın ve derin nefesler alarak, biraz yürüyün.
  • Masada otururken arada bir kollarınızı ve bacaklarınızı esnetin.
  • Kesinlikle ağır ÅŸeyler kaldırmayın!
  • EÄŸilmeniz gerekirse sırtınızı ve belinizi zorlamadan, yavaÅŸ yavaÅŸ eÄŸilin.
  • Sandalyenizin yükseklik ayarını, ayaklarınız yere tamamen deÄŸecek biçimde ayarlayın. Hatta mümkünse ayaklarınızı küçük bir tabureye ya da sandalyeye uzatarak oturun.
  • Uzun süre ayaktaysanız, sık sık mola verin.
  • İşler ne kadar yoÄŸun olsa da, yemek saatlerini atlamayın.
  • Elinizin altında mutlaka dolu bir ÅŸiÅŸe su bulundurun.
  • Sigara dumanından ve kimyasal maddelerden uzak durun.
  • En az iki saatte bir tuvalete gitmeye özen gösterin.
  • Kendinize kesinlikle yüklenmeyin. YoÄŸun günlerde ve yorgun hissettiÄŸinizde eve daha erken gidin

Bebeğim için Sigaraya Elveda

BebeÄŸim için Sigaraya Elveda…

Sigaranın sağlığa zararlarını bilmeyenimiz yoktur. Peki içtiğiniz her bir sigaranın içindeki üç bine yakın zararlı maddenin, doğrudan karnınızdaki bebeğe etki ettiğini biliyor musunuz? Uzmanlar anne adaylarını uyarıyor; dünyaya sağlıklı bir bebek getirmek için hiç vakit kaybetmeden, sigaraya elveda demelisiniz.

Bir anne adayı olarak bebeğinizin sağlıklı dünyaya gelmesi en büyük önceliğiniz. Bunun için beslenmenize dikkat etmeli, doktor denetiminde hamileliğinizin seyrini takip etmeli ve tüm zararlı alışkanlıklarınızdan en kısa zamanda kurtulmalısınız. Ülkemizde en yaygın alışkanlıklardan biri olan sigaranın dumanı, içerdiği zift, nikotin, karbon monoksit, kurşun ve diğer zehirli birçok maddenin direkt olarak üstsolunum yollarına, buradan bronşlara ve akciğerlere ve sonrasında kana geçmesiyle, başta solunum sistemi, kalp ve damarlar olmak üzere vücudun tüm organ sistemlerine zarar verir.

Sigaranın bu zararlı etkileri kısa vadeli ve uzun vadeli olarak ikiye ayrılır. Kısa vadeli etkiler, sigara içildiği anda vücuda giren nikotin ve karbonmonoksitin yarattığı anlık etkilerdir. Nikotin bronşları ve damarları kasar; vücuda daha az oksijen girmesine ve tansiyonun yükselmesine neden olur. Tek bir sigara içerek ya da sigara içilen ortamlarda bulunarak, bebeğinize daha az kan ve daha az oksijen gitmesine neden olursunuz.

Uzun vadede ise sigara; içinde bulunan ziftin akciğerlere çökmesiyle kronik bronşit gelişimine, kurşun gibi zehirlerin solunum yolunu döşeyen hücrelerde anormal değişiklikler göstermesine ve kanser riskinde artışa, toksik maddelerin damarlarda yaptığı hasarlar neticesinde damar sertliğine ve kalp rahatsızlığı risikine neden olur.

Sigaranın Gebelik ve Bebek Üzerindeki Etkileri

Sigara içen annelerde şu risklerin oluşması sözkonusudur;

  • Düşük
  • Erken doÄŸum
  • Erken membran rüptürü (su kesesinin erken açılması)
  • Düşük doÄŸum tartılı bebek doÄŸurma
  • Gebelikte kanama riski
  • BebeÄŸin karında ölmesi
  • BebeÄŸin yenidoÄŸan döneminde ölmesi
  • Solunum problemleri nedeniyle doÄŸumun ikinci evresinde etkin ıkınamama ve buna baÄŸlı vakum ve sezaryan ile doÄŸum
  • Lohusalıkta süt miktarının azalması
  • Sütün C vitamini seviyesi ve bebeÄŸi besleyici özelliklerinin azalması
  • BebeÄŸin yakınında sigara içilmesi bebekte pnomoni ve bronÅŸit riskini artırır.
    Tüm bu riskler, günde 20 sigara içen annelerde artış gösterse de, tek bir sigaranın bile bebeğinizin oksijen alışını azalttığını unutmamak gerekir.

Peki Sigarayı Nasıl Bırakacağım?

  • Sigarayı bırakmak pek çok tiryaki için zordur ve bir anne adayı olarak bu konudaki en büyük motivasyonunuz ise, herÅŸeyden çok sevdiÄŸiniz bebeÄŸiniz olmalı.
  • Yabancı birinin bebeÄŸinize zehir vermesi düşüncesi bile sizin için dayanılmazdır.
  • İçtiÄŸiniz her sigara ile bebeÄŸinize bu zehiri verenin kendiniz olduÄŸunu unutmayın. Sigarayı bırakmak için aÅŸağıdaki önerilerden yararlanabilirsiniz.
  • Kendinize güvenin ve sigaraya olan düşkünlüğünüzden ziyade bunun zararlarına odaklanın.   
  • Ailenizden, eÅŸinizden ve dostlarınızdan destek isteyin. Hatta eÅŸinize sigarayı beraber bırakmayı teklif edin. BebeÄŸiniz doÄŸduktan sonra onun da ev içinde kesinlikle sigara içmemesi gerektiÄŸini hatırlatın.
  • Sigara aklınıza geldiÄŸinde su veya meyva suları için, sakız ve leblebi gibi ağız oyalayıcı ÅŸeyler tüketin.
  • Bir daha asla sigara içemeyeceÄŸinize deÄŸil, o gün bebeÄŸinize sigaranın zararlarını yaÅŸatmadığınız fikrine odaklanın. Her gün sadece o günü sigarasız geçirmeyi hedefleyin.
  • Sigaraya ayırdığınız parayı bebeÄŸinizin geleceÄŸi için biriktirmeye baÅŸlayın. Küçük bir hesap yaptığınızda, bebeÄŸiniz okul çağına gelmeden eÄŸitim masraflarını biriktirebileceÄŸinizi göreceksiniz.
  • Sigarayı aÅŸamalı olarak bırakmak pek çok tiryaki için daha kolaydır. Fakat hamileliÄŸiniz ileri bir aydaysa, sigarayı bir an önce bırakmak için terapi ve akapunktur ÅŸeçeneklerini deÄŸerlendirebilirsiniz.

Çocuklarda Uyuyamama Sorunu

Çocuklarda Uyuyamama Sorunu.

Uyku karmaşık, beyin işlevi ve psikoloji ile ilgili yaşamsal bir durumdur.Dış etkenlere açık, bireyin duygusal ve içgüdüsel yaşamıyla ilgili gelişimsel bir işlevdir. Şu üç dönemi içermektedir: Bunlar uykuya dalma, rüyasız uyku ve rüyalı uyku dönemleridir. Uykuya dalma döneminde yavaş yavaş çevre ve beden ile ilgili algılar azalarak kişi uyku dönemine geçmektedir.

90Rüyasız uyku dönemi bedenin temel yapı taşları olan proteinlerin yeniden oluşturulduğu ve kişinin fiziksel yorgunluğunu atarak dinlenmeyi sağlayan dönemdir. Ayrıca bu dönemde büyüme hormonu salgılanır. Rüyalı uyku dönemi, uyuyan kişide göz kapaklarında ve gözlerinde hareketlerin başlaması ile fark edilir. Rüyalar başlar, bu dönemde görülen rüya ile uyumlu olarak beden hareketlerinin ortaya çıkmaması için kasların gerginliği kaybolmuştur. Eğer böyle bir düzenleme olmasaydı gördüğümüz rüya ile hareket edecek, hatta yataktan kalkıp dolaşacaktık. Bu özellik yenidoğan bebeklerde tam oluşmadığından el ve ayaklarda ya da yüzde, bazen gövde de küçük hareketler olabilmektedir. Bu dönem doğumda yaklaşık uykunun yarısını oluşturmakta, bir yaşından sonra ise erişkindeki gibi yaklaşık uykunun beşte birine düşmektedir. Uykunun rüya döneminde bir çok ruhsal olay gerçekleşmektedir. Bu dönemde gerilimler boşalmakta ya da serbestleşmekte, hatırlanan her şey ve gündüz yaşananlar birbirine bağlanarak, programlanmaktadır. Gündüz uyanık iken algılanan duyumlar rüya aracılığıyla yapılanırlar. Yenidoğanlarda ve bebeklerde rüyalar, uykuya daldıktan 30-45 dakika sonra, büyük çocuklarda ise 120 dakika sonra ortaya çıkmaktadır.

Doğumdan sonraki dönemde süt çocuğu için bedensel gereksinimler uykuyu etkilemektedir. Açlık uyandırmakta, tokluk ise uykuya dalmayı kolaylaştırmaktadır. Bu dönemdeki uykusuzluklarda anne tarafından bebeğin beslenmesi ya da duygusal desteklenmesinin yetersiz, ters ya da aşırı bir biçimde karşılandığı görülmektedir. Uyku bebek için ritmik ve temel bir gereksinimdir. Yenidoğan döneminden başlayarak bebeklerin ya da çocukların uyku özelliklerine bakıldığında birçok değişiklikler görülmektedir. Bunlar bireyseldir ya da dönemlere bağlıdır. Bebekler içinde çok uyuyanlar olduğu gibi az uyuyanlar da vardır. İlk aylarda uykusuzluk sıradan bir durumdur, ancak sonuçları nedeni ile aile için önemlidir. Ortaya çıkan gerginlik ve sinirlilik durumu yalnız çocuğun uykusuzluğunu artırmaz, yeni çatışmaları da ortaya çıkarır. Uykusuzluğun önemi ve ağırlığı bebeğin yaşı, gelişim düzeyi ve kişisel özelliklerine bağlı olarak belirlenir. Yenidoğan 19-23 saat uyur. Başlangıçta aralıklı ve parçalara bölünmüş bir uyku biçimindedir. Yavaş yavaş gece ağırlıklı olarak gelişir, üçüncü yıla doğru derinliğine kavuşur.

Uykusuzluk nedenlerine bakacak olursak; bedensel bir hastalık sırasında çekilen sıkıntı ve acı uyku işlevinin bozulmasına yol açmaktadır. Ayrıca odanın sıcak-soğuk ya da gürültülü olması gibi dış etkenler de uykuyu bozacaktır. 2-3 aylık bebekler çığırtkandır, kolay uyarılabilir, sinirlidir. Bu özellikler ise annede sabırsızlık, yetersizlik gibi ilişkiden kaynaklanan zorlukları yaratabilir. İlk aylardaki bakımın niteliği, sürekliliği ve yumuşaklığı çok önemlidir. Bebeğin hareket ve dil becerisinin gelişme düzeyi, altının temizlenmesi, anne ile bebek ilişkisinin biçimi, ailenin yaşam şekli, iklim, çocuğu paylaşan birden fazla kişinin olması, annenin sıkıntı ya da huzursuzlukları gibi bir çok özellik uykuyu etkileyecektir. Uykusuzluk bazen bebeğin, bazen de annenin kişilik özelliklerinden kaynaklanır ve çatışmaların sonucudur. Uyku sorunu genellikle duyarlı bir bebek ile yetenekleri bakımından yetersiz bir anne arasındaki iyi işlemeyen bir ilişkinin işaretidir.

Uyku bozukluklarının önemli bir kısmı ikinci yılda ortaya çıkar. Bebek bu yaşta kolay uyarılır bir durumdadır. Uykuya dalma sıklıkla zordur. Oto-erotik tutumlar, geçiş nesnelerine bağlanma, uyuma ritüelleri (törenleri) sıktır. Yaklaşık 12 saat süren gece uykusu ve 3-4 yaşına kadar sürecek gündüz uykuları vardır. Uyku sakindir, sessizlik, karanlık ve uygun koşullar ister. Bebekler ve çocuklar genellikle emme ve yemek yeme ile karnının doyması ya da anne babasıyla geçirdiği doyurucu bir ilişki sonrasında uykuya dalmakta, bazen de ağlama, inatlaşma gibi bir gerginlikten sonra uyumaktadırlar. Bu dönemde uykunun niteliği bebeğin anne tarafından ele alınma biçimine bağlıdır. Eğer bedensel ve psikolojik gereksinimleri karşılanmamışsa bebek uyanır ve doyurulmasını bekler. Uykunun korunması annenin işlevidir, daha sonra rüyalar aracılığıyla gelişir. Rüyalar psikolojik açıdan isteklerin gerçekleşmesine yardımcı olan bir araç gibidir. Yaşamın ilk döneminde ise bu işlev ancak emme amaçlıdır.

Çocuklarda uykuya dalma zorlukları
İkinci ile altıncı yaşlar arasında aşırı hareketli olan çocuk uykuya dalma konusunda direnebilir. Ayrıca ilk kaygılı rüyalar da bu zorluğu arttırır. Bu dönemde yatmaya direnen çocuk çeşitli bahaneler bulur. Korktuğunu, yalnız yatamadığını söyleyerek anne baba ile yatmak isteyebilir, odasında gece bir ışık yakılmasını ister, bir oyuncak ya da yastık gibi uykuya geçişi kolaylaştıracak bir eşyaya sarılabilir, ilk bir yılda gördüğümüz davranışlardan olan parmak emme ile rahatlamaya çalışabilir ya da aileden birinin anlatacağı masala bağlanır. Dış ortamdaki koşulların uygunsuzluğu (gürültü, anne baba ile birlikte yatma, uyku saatinin düzensizliği), uygun olmayan dış baskılar (aşırı baskıcı anne babasına karşı otonomisini korumaya çalışan çocuk) ve sıkıntılı ya da çatışmalı bir ev ortamı bu geçiş dönemini bozar.

Çocuk rüyalardan ya hoşlanır ya da çoğu zaman bildirildiği gibi korku ile güçlü tepkiler sergileyebilir. Rahatsız edici rüyalar çocuk 3, 6 ve 10 yaşında iken en yoğundur. İki yaşındaki çocuğun rüyaları kovalanmak ya da ısırılmak ile ilgili olabilmekte, dört yaşında ise bazı hayvan rüyaları ile iyi ya da kötü insanlarla karşılaşılan rüyalar başlamaktadır. Beş ya da altı yaşlarında öldürme ya da yaralanma ile uçma, arabada olma ve belirgin hayaletlerin olduğu rüyalar vardır. Çocuklukta saldırgan rüyalar oldukça ender görülür, onun yerine çocuğun bağımlılığını yansıtan tehlikede olduğu şeklinde rüyalar görülür. Beş yaşına doğru çocuk o zamana kadar gerçek yaşantılar olduğuna inandığı rüyaların gerçek olmadığını fark etmeye başlar. Yedi yaşına gelinceye kadar çocuklar rüyaların kendileri tarafından yaratıldığını bilirler. Üç ile altıncı yaşlar arasındaki çocukların, anne babaları ile bağlantılarını sürdürebilmek, odalarını daha gerçekçi ve daha az korkutucu bir şekilde görebilmek için yatak odalarının kapısını ya da ışığını açmak istemeleri doğaldır. Zaman zaman çocuklar rüyalardan kaçmak için yatmağa gitmeyi reddedebilirler. Uykuya dalma güçlükleri genellikle rüya görmelerle bağlantılıdır. Uyku dünyasında iken gerçek dünyadan kopmamak için güvenliği sağlayan koruyucu yöntemlerin oluşturulduğu alışkanlıklar geliştirilir.

Bebeklik ve çocukluk dönemlerinde uyuma ve uyku ile ilgili sorunların başında yatağa gidip uyuma konusunda direnme gelmektedir. Çocuk ağlar, yatırıldıktan sonra kalkar, anne baba ile uzun çekişmeler yaşar. Bu direnme kimi çocukta yatma korkusuna dönebilmektedir. Çocuk odasının ışığını açmakta, kapıyı aralık tutma, anne baba arasında ya da koltukta uyumaktadır. Uyumadan yatağına geçmez. Sıklıkla sıkıntılı rüyalar sonrasında ortaya çıkar. Çocukların uyku için yatağa gitmeden önce geliştirdikleri kendilerine özel yatma törenleri olabilmektedir. Bu törenler 3-6 yaşları arasında sıktır. Yastık, oyuncak gibi bir eşya olmalıdır. Ayrıca bir bardak su, şeker, aynı masalın anlatılmasını ister. Bunlar her zaman aynı şekilde olmalıdır. İlişkinin kesilecek olması kaygısıyla ortaya çıkan sıkıntının giderilmesine yönelik belirtilerdir.

Bebek ve çocuklarda sorun yaratan ya da tedavi gerektiren uykusuzluk çok nadirdir. İleri yaş çocuğu ve ergende gözlenir. Bu çocukların ya da gençlerin uyku saatlerinin 21:00- 22:00 yerine saat 01:00-02:00 olacak şekilde kaydığı, bu nedenle sabah daha geç kalktıkları görülmektedir. Nedenleri arasında gencin kendi yaşamını kontrol etme çabası, TV seyretme, radyo dinleme ve geç zamanlara kadar okuma gibi erken çocukluk alışkanlıklarının yani yatma törenlerini sürdürmeleri nedeniyle ortaya çıkabilmektedir.

Uyku ile ilgili sorunlar
Gece terörü (night terror)
Gece çocuk yatağında ağlar, gözleri dalgın bir şekilde bakar, korkmuş bir yüz ifadesi vardır. Çevresini tanımaz, solgundur, terler, çarpıntısı vardır. Bu durum bir kaç dakika sürer. Çocuk tekrar uyur. Çocuk sabah uyandığında, gece olanlarla ilgili hiç bir şey hatırlamaz. Uykusunun rüyasız uyku döneminde ortaya çıkmaktadır. Genellikle 5-6 yaşlarına doğru azalarak kaybolur. Seyrek olarak kaybolmaz ve tedavi gerektirir.

Sıkıntılı düşler
Çocukların 30�unda olur. İkinci yaştan sonra görülür. Çocuk uyanır, ağlar, bağırır, yardım ister. Sıklıkla sabah hatırlanır. Sıkıntılı düşler genellikle uyku başında görülür, güzel rüyalar ise genellikle sabaha karşıdır. Özellikle çocuğun yaşantısında yoğun sıkıntılı bir olay varsa sıradan bir durumdur, ayrıca ruhsal aygıtın yapılanmasının bir göstergesidir. 4-5 yaşından sonra şiddeti giderek azalır. Çocuk uyanır, endişelidir. Anne babasının yatağına gider ve uyumaya devam eder.
Uyurgezerlik
Erkeklerde daha sıktır. 7-12 yaşlar arasında görülür. Ailede uyurgezerlik olanlarda daha sıktır. Gecenin ilk yarısında çocuk yataktan kalkar. Bazen karmaşık, her zaman aynı şekilde tekrarlanan bir etkinlik içine girer. 10-30 dakika sonra tekrar yatar, uykusuna devam eder. Sabah hiçbir şey hatırlamaz. En basit şeklinde gözler açılır ve yataktan kalkmaya çalışır. Altı ile on iki yaşları arasındaki çocukların altıda birinde en az bir kez olurken, bunların ancak 3-5�inde uyurgezerlik gelişir. Rüyasız uyku döneminde görülür.

Huthut

Rüyada Huthut görmek

Rüyada hüthüt görmek, dünyanin halini ve halkin sirrini bilen alim fakat kötü isim yapmis biri ile tabir olu-nur. Kirmani diyor ki: Rüyada hüthüt görmek hayir sahibi bir er-kek veya zeki bir elçi ile tabir olunur. Rüyada kendisi ile bir hüthütün konustugunu gören, hayra erisir. Bir hüthütü öldürdügünü gören, alimlere fenalik eder. Rüyasinda bir hüthüt buldugunu gö-ren, uzak bir yerden dogru bir haber alir. Bir hüthütü oldugunu gören, bir devlet büyügü ile tanisir ve dostluk kurar veya bir bilim adami ile arkadas olur. Bir disi hüthüt buldugunu gören, bekarsa evlenir, evli ise bir kizi olur. Hüthütün eti ve tüyü mala isaret-tir. Cafer-i Sadik (RA) hüthüt rüyasini dört sekilde tabir ediyor:Uzaktan haber, yükselme, zafer ve anlayis. Bir baska rivayete görede: Rüyada Hüdhüd kusunu görmek, saglam bir binayi yikmaya isarettir. Bazen hüdhüdü görmek devletlerin sadakatli bir elçisine veya casusa yahut çok tartisan bir kimseye isaret eder. Bazen hüdhüd kusunu görmek, sikinti ve azaptan kurtulmaya, bazen de Allah (C.C.) ve onun emrettigi dini emirler ve namaz gibi seyleri bilmeye isaret eder. Susuz kalan bir kimse rüyada hüdhüdü görse, su bulur. Rüyada hüdhüd kusunu gören kimse, seref ve mala isarettir. Bazi tabirciler, rüyada hüdhüd kusunu gören kimseye bir misafir gelir, dediler. Bazen de hüdhüd kusunu görmek, korku içinde bulunan kimse için emniyete tabir edilir. Bir kimse rüyada bir hüdhüd kusuna rasladigini veya hüdhüdün kendi yaninda durdugunu görse, uzak bir sehirden o kimseye gelecek bir habere isaret eder. Rüyada hüdhüd kusunu kestigini veya hüdhüdü herhangi bir sekilde kahrettigini gören kimse, yukarida vasiflari anlatilan bir kimseye galip gelir. Rüyada hüdhüd kusunun et veya kanadina kavustugunu gören kimseye, mezkur tabirde geçen kusun durumu gibi olan bir adam tarafindan mal ve hayir gelir.

İmsak

Rüyada imsaktan önce sahur yemegi yedigini görmek, maddi ve manevi sikintilardan kurtulmaga, huzur ve saadete kavusmaya isaret eder.

İmparator

Rüyasında imparator gören kişinin şansı iyi olacak, bir şans oyunundan para gelecek demektir. Aynı zamanda iyi geçmeyecek bir yolculuğa çıkılacağını.bildirir.Rüyada bir imparator görmek, uzun bir seyahate çıkacağınızın habercisidir. Fakat bu seyahatler güzel geçmeyecek; bunlardan pek karlı çıkmayacaksınız.Uzun bir seyahate çıkacağınızın habercisidir. Fakat bu seyahatler güzel geçmeyecek; bunlardan pek karlı da çıkmayacaksınız.