BitkiDerman.com.tr

‘ “Bitki” Derman’dır. ‘ – Şifalı Bitkiler Bilgi Paylaşım Sitesi…



Turp C vitamini deposu

100 gram turpta aynı ağırlıkta limondan daha fazla C vitamini bulunuyor.

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdülkadir Hurşit, 100 gram turpta 100 miligramdan daha fazla C vitamini bulunduğunu, aynı ağırlıkta bir limonda ise C vitamini miktarının daha az olduğunu söyledi.

Hurşit, AA muhabirine yaptığı açıklamada, mevsimsel grip, domuz gribi ve diğer hastalıklarda vücut direncinin artırılması için dengeli beslenmenin öneminin tartışılmaz olduğunu vurguladı.

Virüslerin yol açtığı hastalıklarda vücutta neden olduğu toksik etkileri C vitaminin en aza indirdiğinin bilindiğini söyleyen Hurşit, bu nedenle özellikle gripte C vitaminin alımının önemsendiğini hatırlattı.

Yaygın olarak C vitamini denilince akla limon ve turunçgillerin geldiğini ifade eden Prof. Dr. Hurşit, 100 gramında limon ve turunçgillerden daha fazla C vitamini ihtiva eden sebzeler olduğunu ancak bunların vatandaşlar tarafından çok iyi bilinmediğini söyledi.

Bunların başında turp geldiğini vurgulayan Hurşit, turpun C vitamini açısından en zengin kaynak olduğunu bildirdi.

C vitamini kaynaklarının 3 grubu ayrıldığını belirten Hurşit, konuyla ilgili şu bilgileri verdi: “Birinci grup C vitamini kaynaklarının 100 gramında 100 miligramdan daha fazla C vitamini bulunur. Bunlar arasında maydanoz, lahana, brokoli, yeşil biber ve turp vardır. Bir kişinin günlük C vitamini ihtiyacı yaklaşık 50 miligramdır.

Bu yiyeceklerde bir günlük ihtiyacımızın iki katı C vitamini var. 100 gram turpta 100 miligramdan daha fazla C vitamini bulunur, aynı ağırlıkta bir limonda ise C vitamini miktarı daha azdır. İkinci grupta ise 100 gramında en az 50-100 miligram C vitamini bulunan karnabahar, sarımsak, limon, portakal, ıspanak, çilek ve hardalı sayabiliriz. Üçüncü grupta ise 100 gramında en az 30-50 miligram bulunan C vitamini kaynakları yer alır. Bunlar arasında yeşil fasulye, greyfurt, kavun, patates, domates yer alır. Bu yiyecekler virütik toksinlere karşı vücut direncini artırır.”

“C VİTAMİNİ HAPLARI ZARARLI OLABİLİR”

C vitaminin suda eriyen bir vitamin olduğu için fazlasının vücuttan atıldığını bu nedenle düzenli C vitamini alınması gerektiğini anlatan Hurşit, C vitaminin vücuttaki deposunun 1000 miligram kapasitesinin olduğunu, bunun en büyük kısmının beyinde bulunduğunu anlattı.

Vücuttaki C vitamini deposunun en az düzeye indiğinde vücut direncinin azaldığını söyleyen Prof. Dr. Hurşit, doktor tavsiyesi dışında gereğinden fazla C vitamini alımının ise zararlı olabileceği uyarısında bulundu.

Özellikle hap şeklinde alınan C vitamininin vücutta toksik etki yapabileceğini kaydeden Hurşit, “Bir hapta yaklaşık bin miligram C vitamini var.

Bu bizim bir aylık c vitamini ihtiyacımız. Bunun gereğinden fazla alınması ise vücutta toksik etki yapabilir” dedi.

Prof. Dr. Hurşit, sağlık için protein, mineral, vitamin açasından dengeli bir beslenmenin olması gerektiğinin altını çizerek, sağlıklı beslenmenin hastalıkları tamamen önlemeyeceğini ancak hastalıklara karşı vücut direncini artıracağını sözlerine ekledi.

Bir fincan kahve iç performansın artsın

Türk kahvesinin yararlarını inceleyen beslenme uzmanları kafein maddesinin sinir sistemini uyarıp zihinsel aktiviteyi güçlendirdiğini saptadı.

Yapılan araştırmalar günde 6 fincan kahve içen 55 yaşındaki bir kişinin düşünme potansiyelinin içmeyenlere oranla 6 kat daha fazla olduğunu gösteriyor. Kahve içtikten sonra organizmada ani değişiklikler olduğunu ifade eden uzmanlar tüm vücudun birdenbire enerji akımı ile dolduğunu söylüyorlar. Bu enerji çocuklarda 3, yetişkinlerde ise 5-7 saat sonra azalmaya başladığını belirten uzmanlar bir de uyarıda bulunuyor: Siz yine de kahveyi çok fazla tüketmemeye dikkat edin!

Kullanılmış kahvelerinizi çöpe atmayın

Kullanılmış kahvelerinizi çöpe atmayın ! Geri kazanmanın yolları var…

“Bir bardak içmeden kendime gelemem” diyenlerdeseniz, her gün filtrede kalan kahveleri de çöpe atıyorsunuz demektir.

İşte ipuçları…

Filtrede kalan kullanılmış kahveyi mutfak temizliğinde kullanabilirsiniz. Özellikle tava, tencere temizlemek için birebir… Ancak dikkatli olun. Kahve taneleri çiziklere neden olabilir.

Kullanılmış kahveyi bahçenizde ya da saksılarınızda kullanabilirsiniz. Bu sizi karıncalardan koruyacak…

Kahve, aynı zamanda doğal bir deodorant. Kullanılmış kahvenizi önce kurutup sonra da poşetlere koyup giyisi dolabınıza koyabilirsiniz.

Evdeki radyasyondan korunmak mümkün

Alınacak bazı küçük önlemlerle, evlerdeki elektronik cihazların yaydığı radyasyondan korunmanın mümkün olduğu bildirildi. Gazi Üniversitesi (GÜ) Non-İyonizan Radyasyondan Korunma Merkezi (GNRK) Sorumlusu Arzu Fırlarer, insanların evlerinde de elektromanyetik alanlara maruz kaldığını belirtti.

Elektromanyetik alanların oluşturduğu radyasyondan uzun süreli etkilenilmesinin psikolojik rahatsızlıklara, üreme ve görme fonksiyonlarında olumsuzluklara, bağışıklık sisteminde zayıflamalara neden olabileceği uyarısında bulunan Fırlarer, bazı önlemlerle evlerdeki elektromanyetik alanların azaltılabileceğini söyledi.

Fırlarer, ”Birçok hastalık bağışıklık sisteminin çökmesiyle insan vücudunda etkili oluyor. Bu nedenle bağışıklık sistemimizi güçlü tutmamız gerekir. Sağlıklı bir yaşam için yaşam alanlarımızın kalitesini yükseltmeliyiz” dedi.

Arzu Fırlarer, evlerde oluşan elektromanyetik alanların azaltılması için alınacak önlemleri ise şöyle sıraladı:

”İlk olarak mikrodalga fırını mümkün olduğunca az kullanmalıyız. Eğer kullanıyorsak çalıştırdığımız süre içinde mutfakta bulunmamamız, çocuklarımızı bu alandan uzak tutmamız gerekir. Evimizde tüplü televizyon varsa arka tarafının yaşam alanımıza dönük olmamasına özen göstermeliyiz. LCD televizyonlar tüplü ve plazma televizyonlara oranla daha az elektromanyetik alan oluşturur. Bilgisayar monitörlerinde ve televizyonlarda LCD ekranların tercih edilmesi gerekir.

Evlerde tasarruflu ampul ve floresanların yerine sarı ışık yayan ampulleri kullanmalıyız. Sarı ışığın oluşturduğu elektromanyetik alan floresan ve tasarruflu ampullere oranla daha azdır. Ayrıca komşularımızın evlerindeki buzdolabı, çamaşır makinesi, televizyon gibi cihazların arkalarının da bizim yaşadığımız odalara dönük olmaması sağlanmalıdır. İnfrared ısıtıcılar da en az iki metre uzaktan ve bir yere asılı olarak kullanılmalıdır.”

-”BEBEK TELSİZİ KULLANILMAMALI”-

Bebek telsizlerinin de elektromanyetik alan oluşturduğuna dikkati çeken GÜ Non-İyonizan Radyasyondan Korunma Merkezi (GNRK) Sorumlusu Fırlarer, ”Bebek telsizleri mikrodalga fırın kadar elektromanyetik alan oluşturuyor. Bu nedenle bebek telsizlerinin kullanılmaması gerekir” diye konuştu.

Fırlarer, açık cep telefonlarının bebeklerin yakınına bırakılmasının da ”yanlış” olduğunu söyledi. Gece uyurken odaların elektromanyetik alanlara karşı ”güvenli” duruma getirilmesi gerektiğini anlatan Fırlarer, şöyle konuştu:

”Vücut geceleri melatonin hormonu salgılıyor. Bu hormon vücudun biyolojik ritmini düzenliyor. Eğer gece boyunca elektromanyetik alan etkisi yoğun olursa söz konusu hormonun salgılanması azalıyor. Bu durum da asabiyete, bağışıklık sisteminin etkilenmesine neden oluyor. Bu nedenle gece uyumadan önce mutlaka yatak odalarımızdaki televizyonları düğmesinden kapatıp fişini çekmemiz, kablosuz interneti fişinden çekmemiz, cep telefonunu kapatmamız gerekiyor. Bazı çocuklar telefonlarını yastıklarının altına koyuyor. Bu çok sakıncalı bir davranıştır.”

-CEP TELEFONU İLE KONUŞMA SÜRESİ-

Bir günde cep telefonu ile görüşme süresinin ”bir saatle sınırlı olması” gerektiğini savunan Fırlarer, ”16 yaşından küçük çocukların beyin gelişimi devam etmektedir. Beyin sıvı yoğunluğu yetişkinlere oranla daha fazla olduğundan elektromanyetik alan iletkenlikleri daha çoktur. Bu nedenle 16 yaşın altındaki çocukların cep telefonu kullanmaları kısıtlanmalıdır” dedi.

Arzu Fırlarer, tıbbi görüntüleme merkezlerinde de hastaların yoğun radyasyona maruz kaldığını dile getirerek, çok zorunlu olmadıkça vatandaşların MR çektirmekten kaçınmaları gerektiğini sözlerine ekledi.

Yüzey temizliği nasıl yapılmalı?

altHalk arasında “domuz gribi” olarak bilinen Pandemik A (H1N1) virüsüne karşı yüzey temizliği yapılırken, 50 ölçü suya bir ölçü çamaşır suyu, enfekte yüzeyin temizliğinde de dokuz ölçü suya bir ölçü çamaşır suyu katılması gerektiği belirtildi. Halk Sağlığı Uzmanları Derneği (HASUDER) Bulaşıcı Hastalıklar Komisyonu üyesi Yardımcı Doç. Dr. Esin Kulaç, “domuz gribine” karşı okulların, toplu taşıma araçlarının ve kamuya açık alanların ilaçlandığını hatırlatarak, “Ancak ilaçlamada kullanılan maddelerin içeriği ve yapılan işlemin bilimselliği konusunda şüpheler bulunmaktadır. Ayrıca bu maddelerin gereksiz ve fazla kullanılması da insan sağlığına zarar verebilmektedir” uyarısında bulundu.

Güneş ışığına oldukça duyarlı olan grip virüsünün, başlıca bulaşma yolunun damlacık yoluyla olduğunun bilindiğini anlatan Kulaç, diğer damlacık yoluyla bulaşan mikroorganizmalarda olduğu gibi sıklıkla kapalı ortamlarda bulaştığını söyledi. Kulaç, bu nedenle ev, okul, hastane bekleme salonu, iş yeri ve otobüs gibi kapalı alanların iyice havalandırılmasının, pandemik gribin bulaşmasını önlemede etkin bir kontrol yöntemi olduğunu vurguladı.

“JELİN EL YÜZEYİNDE İYİCE KURUMASI BEKLENMELİ”

Kulaç, hasta kişilerin öksürüp hapşırmasıyla havaya yayılan enfekte damlacıkların, bir süre havada asılı kaldıktan sonra sandalye, masa, kapı kolu, klavye gibi yüzeylere bulaşabildiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Ortam ısısı, nem oranı, güneşlenme durumu ve yüzey özelliği gibi etkenlere bağlı olmakla beraber, grip virüsünün bu yüzeylerde 2-48 saat arasında canlı kalabildiği rapor edilmektedir.

Grip virüsünün bulaştığı bir yüzeye dokunduktan sonra, ellerin ağız, göz ve burna götürülmesiyle de hastalık bulaşabilir. Olası ya da kesin enfekte yüzeylere dokunulmamalı, kazara dokunulursa eller hemen su ve sabunla 15-20 saniye süreyle yıkanmalıdır. Bu nedenle okul ve hastane gibi toplu yaşam alanlarında su ve sabuna erişimin düzenli olarak sağlanması çok önemlidir.

Su ve sabunun bulunmadığı ortamlarda el temizliği için el dezenfektanları kullanılabilir. El temizleme jeli kullanılacaksa, jelin el yüzeyinde iyice kuruması beklenmelidir. Bununla birlikte bu dezenfektanların alerjik reaksiyonlara neden olabileceği de unutulmamalıdır.”

“KAPLARIN SICAK SU VE DETERJAN İLE YIKANMASI YETERLİ”

Grip virüsünün yayılmasını önlemek için geniş yüzeylerin dezenfeksiyonunda pek çok madde kullanılmasına karşın, deterjan ve suyla yapılacak temizliğin yeterli olduğunun rapor edildiğini anlatan Kulaç, masa, kapı kolu, banyo, mutfak tezgahı, oyuncak gibi araç gerecin günlük temizlikte kullanılan deterjanlarla temizlenmesinin uygun bulunduğunu bildirdi.

Kulaç, günlük kullanılan temizlik maddeleri dışında klor, hidrojen peroksit, iyotlu antiseptikler ve alkol gibi bazı kimyasal maddelerin kullanılabileceğini ifade ederek, küçük çocukların eğitim gördüğü kreşlerde çevre ve oyuncak temizliğine özen gösterilmesi ancak yapılan günlük temizliğe ek olarak dezenfeksiyon yapılmasının gerekli olmadığını söyledi.

Yüzey temizliğinde çamaşır suyu (yüzde 5′lik sodyum hipoklorit) kullanılacaksa, 50 ölçü suya bir ölçü çamaşır suyu konularak hazırlanan karışımla yüzey temizliğinin yapılmasının yeterli olduğunu belirten Kulaç, şunları kaydetti:

“Temizlenen yüzey iki dakika ıslak bekletilmeli ve sonra kurumaya bırakılmalıdır. Eğer enfekte bir yüzeyin temizliği yapılacaksa, dokuz ölçü suya bir ölçü çamaşır suyu katılarak hazırlanan karışım kullanılmalı. Çamaşır suyunun temizlikte kullanılamayacağı aside dayanıksız metal yüzeyler için (çelik gibi) yüzde 70′lik izopropil alkol solüsyonu kullanılabilir. Enfekte yüzey temizliğinde yüzde 70′lik alkol organik madde ile temas olduğunda inaktif duruma geçeceğinden kullanılmamalı.

Yüzey temizliğinde tek kullanımlık kağıt havlu gibi ürünler tercih edilmeli.

Grip virüsünün 70-100 derecee öldüğü bilindiğinden, kapların sıcak su ve deterjan ile yıkanması (bulaşık makinesi) yeterli.

Enfekte havlu, yatak çarşafı ve giysiler silkelenmemeli, hastane ortamında veya evde enfekte olan her türlü araç gereç taşınırken dikkatli olunmalı. Aksi taktirde havaya bu araçlardan enfekte aerosoller karışabilir ve kişileri enfekte edebilir.

Tuvalet gibi geniş topluluklar tarafından kullanılan alanların ve çeşitli yüzeylerin temizliğinin sıklığı konusunda günlük temizliğin yeterli olduğu bildirilmektedir.

Dezenfektanların odalara sprey şeklinde kullanılması sakıncalı sonuçlar doğurabileceği gibi faydası da saptanmamıştır. Kuru toz alma şeklinde veya süpürge ile yapılacak bir temizlik havada aerosollerin oluşmasına neden olabileceğinden uygulanmamalı.

Olası enfekte yüzeylerin temizlenmesinde personelin eldiven, gözlük, cerrahi maske, tek kullanımlık önlük gibi koruyucu önlemleri alması gereklidir.”

Uzm. Dr Pınar Baysan da Belediye ve Milli Eğitim Müdürlüğü başta olmak üzere tüm kamu ve özel kurumlarda yapılacak temizleme işlemlerinin sağlık teşkilatının danışmanlığında yürütülmesi gerektiğini bildirdi. Baysan, İl Hıfzıssıhha Kurullarında alınacak bir kararın, temizlik işlemlerinin işbirliği içinde yürütülmesi konusunda bağlayıcı olabileceğini söyledi.

Laborantlar İçin Pratik Bilgiler

Öncelikle bu bilgileri kendim yaşadığımı belirtmek isterim.Laboratuvar ortamında işlerin en yoğun olduğu ortamda pratik bilgiler hepimizin mutlaka işine yarayacaktır.. O yüzden bu yazıyı sonuna kadar okumanızda fayda var Belki bildiğiniz şeylerde vardır ama emin olun bilmediklerinizde olacaktır..

İşte Tavsiye ve Pratik Bilgiler

1- Mutlaka ama mutlaka eldiven kullanın

Size en önemli diyebileceğim tavsiyem ama sizin (zamanında benimde) pek dikkate almayacağınız tavsiyem eldiven kullanmanızdır Bunu özelikle mesleğe yeni başlayan laborantların dikkate almasını istiyorum Yani eldivenle çalışmaya başlarsanız (eldivenle çalışmayı öğrenirseniz) bundan sonra sürekli eldiven kullanmayı alışkanlık haline getirmiş olursunuz

Ben bu konuda şunu yapıyorum Çalışmaya başlamadan önce eğer eldivenim yoksa aklıma hemen oğlum geliyor ve bana bulaşan hastalık yüzünden ondan ayrı kalacağımı düşünüyorum Buda beni hemen tedbir almaya itiyor Hemen eldivenimi giyiyorum ve işimi en dikkatli şekilde yapıyorum Sizde kendinize buna benzer hatırlatmalar bulabilirsiniz Sizde ailenizi sevdiğinizi hatta arabanınız evinizi arkadaşlarınızı düşünebilirsiniz. Unutmayın bulaşı hastalıklarda en riskli guruplardan biri laborantlardır.. Bu riske karşı kullanacağınız en büyük silah dikkatli çalışmak ve eldiven kullanmaktır…

2- Hepatit aşınızı mutlaka yaptırın

Bunun için illa laborant olmaya gerek yok Günümüzde artık her türlü meslek gurubunda hepatitli hastalara rastlamak mümkün Yani hiç üşenmeden 3 doz olan hbs aşılarını yaptırmanızdır Bu aşıları size en yakın eczane ve sağlık ocağından temin edebilirsiniz 0-1-6 cı aylar olarak yapılan bu aşılar sonunda Antihbs testi yaparak aşınız tutup tutmadığına mutlaka baktırın Eğer tutmadıysa bir doz aşı daha yaptırabilirsiniz.. Laborant arkadaşlar eğer hala aşılı değilseniz bence en büyük riski siz taşıyorsunuz demektir….

3-Kan alırken çok dikkat
Ne yazık ki bizim mesleğimizde bazı olayların geri dönüşü olmuyor.Yani düşünün hastadan kan aldıktan sonra elinize batırdığınız bir iğne ucu sizin bütün yaşamınızı hatta ailenizin yaşamını etkiliyor.Bunun en büyük örneği geçtiğmiz aylarda karşımıza çıktı zaten

Krım kongo kanamalı ateşi hastalığından servisde yatan bir hastadan kan alırken eline iğne batıran sağlık personelimiz ne yazık ki hayatını kaybetmiştir. Hemde hastalık hastadan daha hızlı ilerlemiştir ve hastadan daha önce ölmüştür

Bu yüzden kan alırken ikinci bir işle meşgul olmayın önce elinizdeki iğenenin güvenli bir şekilde atıldığından emin olun Bu dikkat sizi bir ömür boyu mutlu edicektir..

4-Kan grubu analizine çok dikkat et

Kan grubu sağlık ocaklarında belkide en çok bakılan testlerin başında gelir Bu testin yorumlaması tamamen laboranta ait olduğu için verdiği sorumluluk ayrıca önem taşır Yapmanız gereken ilk şey kan grubu antijenlerini kesinlikle buz dolabında saklamanızdır Saklama koşullarına uyan antijenler siz değerlendirme yaparken çok daha net sonuçlar vermesiyle fark edilecektir

İkinci bir önemli durum ise değerlendirmeyi sakin kafayla yapmanız Antijenlerle oluşan antikorları izlerken ne acele edin nede başka bişeyle uğraşın sonuca dikkatlice bakın ve doğru olarak hastaya verin

Unutmayın her testte bir nebzede olsa yanılma payı vardır Ama kan grubunda bu yanılma payı sıfırdır

Emin olmadığınız kan grubu sonucunu vermeyin ve hastaneye yönlendirin…

5- Bilgisayarla Aranız Çok iyi Olmalı

Artık çağımızın bilgi kaynağı bilgisayar Ne ararsak arayalım her türlü bilgiye internet ve bilgisayarla ulaşabiliyoruz Bizim mesleğimizin artık değişmez bir parçası oldu bilgisayarlar.. O yüzden mutlaka ve mutlaka bilgisayardan anlamamız şart. Sertifikanız olsun demiyorum ama en azında bilgisayarın temel bilgilerini bilmemiz gerekiyor..

En basiteinden hasta girişleri artık pc ve internet üzerinden yapılıyor Bizim böyle bir durumda pc den anlamamamız çok saçma olur Size tavsiyem kendinize biraz zaman ayırın ve pc hakkında bilgilerinizi tazeleyin Bir laborantın herzaman elinin altında pc olur o yüzden bu kaynağı iyi kullanmak gerekir..

6-Hastalara sıcak davranın

İnsanlarla birebir muhattap olan bir meslek varsa bunların başında sağlık gelir Bu yüzden sağlık çalışanlarının insanlarla ilişkileri iyi olmak zorundadır Bunu sağlayabilmek için bazı temel kavramları anlamış olmamız gerekiyor

Şimdi normal insanlarla uğraşmak zaten proplemdir Ama düşünün bide hasta insanlarla uğraşmak nasıl bir proplemdir.. Bu yüzden laboratuvarımıza gelen insanları günlük hayatta karşılaştığımız insanlardan ayrı tutmak gerekir Onların normal davranış göstermelerini beklememiz yanlış olur

Şunu değerlendirelim onlar laboratuvara geldiklerinde düşündükleri iki şey vardır Birincisi kan verme korkusu (iğne korkusu) ikincisi iyileşmek ve normal hayatlarına dönmek. Şimdi bu psikolojide olan insanlardan çok da memnuniyet verici bi insan ilişkisi beklemek mantıklı değildir Yani her ilişkide hani fedakarlık vardır derlerye hasta ve laborant ilişkisinde fedakarlık sadece laboranta aittir..

ÖZetle hastalarınıza güler yüz ve açıklayıcı tavırlar sergilerseniz hem iyi bir izlenim bırakırsınız hemde hasta insanların bir nebzede olsa mutlu olmasını sağlamış olursunuz..

7- Sonuçları sizde değerlendirin

Laborantı iyi yapan etkenlerden bir taneside yaptığı çalışmalara hakim olmasıdır. Beni ilgilendirmez veririm sonuçu gider hastaya doktor da yorumlar iş biter mantalitesi ne laboranta bişey kazandırır nede hastaya.

Tamam laborantın görevi değildir sonuç yorumlamak ama çalıştığı test hakında ve sonuçları hakkında bilgi vermek görevidir.. O yüzden çalıştığınız testleri neden sonuç ilişkisi kurarak inceleyin çıkardığınız testleri karşılaştırın (Erkek kadın karşılaştırması çocuk yetişkin karşılaştırması dün bugün karşılaştırması gibi) Bu durum hem sizin bilgi hazinenize hemde size numune veren hastaya emin olun çok şey kazandıracaktır…

8- Manuel idrar Tahlili TiT

Birçok sağlık ocağında mikroskop veya idrar stripi okutmak için cihaz bulunmamaktadır. Bunun için manuel olarak okuduğumuz idrar stiripleri çok fazla önem kazanmaktadır. Özelikle sağlık ocaklarında çok sıklıkla bakılan tit için doğru sonuç vermek hem teşhis hemde tedavi için çok önemlidir Laborantların pekde istekli bakmadıkları tit için sonuçlar hasta ve doktor için çok önemli olması iyi bir çelişki değildir. Bu yüzden tit değerlendirmesi yaparken mutlaka ve mutlaka stirip kutusu üzerinde bulunan değerleri gözümüzün önüne koymamız gerekir Ayrıca bu sonuçları yazdığımız kağıdıda kutudaki sıraya göre ayarlamamız gerekir. Yoksa hiç istemediğmiz bir karışıklık doğabilir ve daha fazla zaman harcayabiliriz Bu sebepten tit tahlili için laboratuvarımızda küçük ama ayrı bir bölüm ayırmamız en mantıklı yaklaşım olur

Tit değerlendirmesi yapıldıktan sonra da ortam da gereken hijyen sağlanmalıdır.Size tavsiyem atık pet bardakları kesinlikle laboratuvarda bulundurmayınız Hastanın elinde stiripi idrara daldırım tüm noktaların idrara bulaşmasını sağlayın sonra bardağı hiç bir yere bıraktırmadan laboratuvardan çıkartılmasını sağlayın Böylece çok önemli olan hijyen konusuna çok büyük bir katkınız olmuş olur..

ikinci bir tavsiye ise sonuçlarınızı sizde defterinize yazın ama çıkan sonucun tamamı yerine anormal çıkan sonuçları yazın yani leu su pozitifse yazın negatifse yazmayın