BitkiDerman.com.tr

' "Bitki" Derman'dır. ' – Åžifalı Bitkiler Bilgi Paylaşım Sitesi…



yaşlara göre çocuk eğitimi

2 yaÅŸ:

İki yaşında çocuk çok canlıdır. Çocuk, başkasının yardımı olmaksızın merdivenlerden iner ve çıkar. Sıçrar, dans eder, el çırpar, sevinç ifedesinde bulunur. Kitapların sayfalarını tek tek açabilir.,çocuk kaşığı doğru dürüst tutar ve ağzına ustaca götürür.

Çocuklar küplerle, kule yapmaya devam eder,altı küple kule yapar.

Çocuğun dili önemli bir gelişme gösterir.kelime hazinesinde son altı aydakinden hiç olmazsa on kat daha fazla ve genellikle iki yüz veya daha çok kelime vardır.anlamsız çocuk konuşmaları hemen hemen kaybolmuştur. Ve dili anlayış,önemli bir şekilde artmıştır.çocuğun, cümlelerinin çoğu hala bir kelimeden oluşmasına karşın ,artık dil,işe yarar bir araç olmuştur.

Onun iki kelime bazen üç kelimeden oluşan cümleler kurduğu görülür.iki yaşında çocuk hala kendisiyle çok meşgul olan bir çocuktur.

Bununla birlikte diğer insanlar ,kendisi için daha ilginç bir hale gelmeye başlamıştır. Çocuğun dilinde kişi adları, benim, bana, siz, ben şeklinde bir sıra ile meydana gelir ve bu yaşta bazı belirli anlam taşır.biz kelimesi üç yaşından önce nadiren kullanılır. Oyun etkinliği, çok önem taşır. Bu yaşta bazen çocuğun daha sonra bulacağından emin olarak, oyuncakları sakladığı görülür.

Üç yaş:

Üç yaşını doldurmadan önce bir çocuk ailesi için oldukça zorlu olan bir gelişim safhasından geçer ki bu en yüksek derecesine iki buçuk yaşlarında ulaşır. Bu dönem negatif bir dönemdir.bu dönemin süresi ve şiddeti bir çocuktan öbürüne çok farklılık gösterir.çocuk bu dönemde çok inatcıdır.Her istediği olsun ister,olmayınca hırçınlaşır. Çocuk üç yaşını doldurunca, negatif dönem yerini pozitif döneme bırakır.

Bu zorluklar genellikle ortadan kalkar.daha küçükken her şeyi aynı şekilde yapmak,aynı hikayeyi sürekli yeniden dinlemek,aynı kelimelerle dinlemek, gereksinimi,bu yaşta daha az görülür.

Biz adı bu yaşta kullanılmaya başlar.üç yaşında çocuk merdivenleri daha rahat inip ,çıkar.çok daha iyi bir şekilde koşar, dans eder.çocuk çizgi çizmede daha başarılıdır.üç yaşında bir çocuk normal bir adam resmi çizemez,bu bir yıl sonra görülür.

Çocuk bir kağıt parçasını enine,boyuna,katlıyabilir,ama kendisine gösterilse de,köşegenel olarak katlıyamaz.

Çocuk,çember, kare, üçgen biçimin deki tahta parçalarını, karşılıkları olan deliklere çok rahatlıkla koyabilir.

Çocukta hızlı bir zihinsel gelişim görülmektedir.

Dil davranışı,kelimelerin daha detaylı anlaşılmaya başlaması bu yaşta görülür artık çocuk sınıflamalar yapabilmeye başlamıştır.

Eşyanın ne olduğu ve adları çocuğa sorulduğun da bunları çok rahatlıkla cevaplar iki yaşın da çocuk kelime öğrenir, üç yaşların da ise bunları kullanır.

O kelimeleri eylemlere eylemleri kelimelere yaklaştırrır.kelimeleri sembol olarak kullanmaya başlar.

Sosyal davranış,üç yaşıında çocuk yeni dostlar edinmek ister başka çocukların gözüne girmek ister bu sebeble oyuncakları nı onlara verebilir.yabancılardan duyduğu korku bu yaşta ortadan kalkar bunun yerine yalnızlıktan, karanlıktan korkmaya başlayabilir.bu yaşta korkulu rüyalar görmesi olağandır.

Dört yaş

Üç yaşla dört yaş arasın da bir gerileme olduğu görülebilir.bu yaşta huzursuzluklar, güvensizlikler iki buçuk yaşın da görülen negatif özellikler tekrar görülmeye başalar.bazı çocuklar da geçi ci de olsa kekemelik ortaya çıkabilir. Bu yaşta çocuk kararsız hırçındır

Çocuk artık bağımsız olmak ister herşeyi kendisi yapmak ister çok haraketlidir. Kendini beğenmiştir. Güvensiz dir dört yaşındaki çocuk tek bacak üzerinde uzun süre kalabilir.Fakat henüz sekemez.

Bunun için hiç olmassa altı aya ihtiyacı vardır.

O, giysilerini ilikleyebilir, ayakkabıları nı giyebilir, fakat ayakkabı bağlarını bağlayamaz bağlaya bilmesi için bir süre daha geçmesi gerekir hala bir kağıdı köşegen olarak katlayamaz!

Dört yaşında ki canlılık onun çok şey bildiğini sanmamıza neden olsa da bu durum böyle değildir.henüz öğreneceği çok şey vardır.bu yaşta çocuk bir adam resmini ayrıntılı olmasa da çizebilir.

BeÅŸ yaÅŸ:

Beş yaşında ki çocukların okul öncesi eğitime başlamaları gerekir. Bu yaşta ki çocuklar ritmik hareketler yapabilir,dişlerini fırçalayabilirler bu yaşta çocuklar kareyi, üçgeni kopya edebilir, ancak eşkenar dörtkeni kopya ederken zorlanır.dört yaşında ki çocuk resmini bitirdikten sonra ona anlam verdiği halde beş yaşında ki çocuk resme başlamadan önce ne yapmak istediğini bilir.

Dört yaşındaki çocukta sayı kavramı genellikle bir, iki, sınırı için de kalır fakat beş yaşındaki çocuk artık on a kadar sayabilir.

Ve bu sınır için de toplama yapabilir.o, kaç yaşında olduğunu söyleyebilir. Beş yaşında ki çocuk bir şeyi tamamlamaya hazırlıklı bir durumdadır.

Başladığı bir işi yapmaya, bitirinceye kadar devam eder

Sosyal bakımdan mutlu bir çağdır. Bu yaşta çocuk ev işlerine yardım etmesini sever, zayıf oyun arkadaşları nı, küçük kardeşlerini korur dört yaşındaki çocuk gibi her ne pahasına olursa olsun, inatçılık etme gereksinimi duymaz, onun davranışı biraz yetişkinin kini andırır, o da sosyal olarak başkaları nın üzerinde iyi bir etki bırakmak ister.
Beş yaşındaki çocuğun başkalarına güvenmesi dört yaşından farklıdır.

Altı yaş:

Altı yaşındaki çocuğun motor becerileri gelişmiştir.evde de dışar da da oynar ama nerede olmak istediklerini gerçekten bilemez bu yaşta bazı deneylere girişirler yeni bir şeyler keşfetmeye çalışırlar bu yaştaki erkek çocukları daha çok sokakta oynamayı sever kız çocukları ise bebekleri ile oynar onları giydirir ve soyarlar bu işi bıkmadan usanmadan tekrarlarlar.

Dil davranışları gelişmiştir.telefonda konuşurlar kendilerini ifade edebilirler fikirlerini başkalarıyla paylaşabilirler.

Çocuk bu yaşta çoğu zaman sağı nı, solunu, ayırır fakat başkalarının sağ ve sol kolunu göstermesi istendiğin de genellikle karıştırır.bu yaşta çocuğun resimleri daha gerçekçi olmaya başlar adam resmi çizdiği zaman kollarını, bacaklarını çizebilir.boyamaktan zevk alır fakat kalemi henüz acemice tutar harfleri kopya edebilir ve tanıyabilir.

Sosyal davranış hırçındır,acelecidir, dürtülerini kontrol etmekte güçlük çekebilir.bu yüzden sosyal ilişkilerini idare edemez sürekli birinci gelmek hevesindedir.

Annesinin ona yardım etmesini red eder fakat yinede bir çok konuda annesine muhtaçtır.

Yedi yaÅŸ:

Altı yaşa nazaran bu yaş daha az çatışmalı dır.daha sakin bir yaştır yedi yaşındaki çocuk genellikle söz dinler, kendisin de dikkatini toplama yeteneğinde bir aartış olmuştur.
Bu durum okula başlar ken onun için olumlu olmaktadır.

Yedi yaşında ki çocuk canlıdır,altı yaşına göre daha dikkatlidir. Ve tehlikenin daha çok farkına varır.bir ağacın yüksek tepelerine çıkmaz çoğu zaman ağaca tırman madan önce yüksekliğini gözden geçirir ve dalların sağlamlığını dikkatle yokalar.

Denge duygusu geliştiği için futbol oynar, ip atlar, seksek oynar.

Çocuk okula gitmeye başlayınca ve okuma yazma öğrenince dil açasından çok ilerler.anlattığı şeyleri yeni bir biçimde düzenler ve bazen bunu çok doğru yapar.
Çocukların okumaya karşı duydukları ilgi çok çeşitlidir. Bu duygu yalnız okumaya gerekli olan sembolleri anlama derecesinde ki farklardan ileri gelmemektedir, aynı zamandan okumanın, başka ilgilerle karşılaşmasından doğmaktadır. Yedi yaşındaki ler arasın da sürekli olarak okumaktan zevk alanlara sıksık rastlanır…  PEDAGOG  AYKUT  AKOVA   www.aykutakova.com

Çocuklar kaç yaşında yalan söylemeye başlıyor

Bazı psikologlar, çocuğun yalanını, yetişkinlere karşı bir savunma mekanizması olarak görüyorlar. Peki bu ne kadar doğru?
Yalancılık küçük yaÅŸlarda baÅŸlıyor. “Kedi büyüklüğünde bir kelebek gördüm” diyor iki buçuk yaşındaki kızınız ve devam ediyor, “Yok yok, bizim ev büyüklüğündeydi!’ Psikologlar ise, gerçekliklerin bu türden abartılmış biçimini yalan deÄŸil, “hayalgücünün çiçek açması” olarak görüyor.
Çünkü uzmanlar, çok küçük çocukların saf dünyalarında oluÅŸturdukları bu düşlerin, birini aldatma isteÄŸi ve bilinci göremediklerini ifade ediyorlar… Ancak çocukların bu saf dünyayı kaç yaşına kadar koruyabildikleri konusunda bilim adamları tam bir rakam veremiyorlar.
Geçtiğimiz yüzyılın sonlarına dek psikologlar, 6 yaşın altındaki çocukları, hayal ile gerçeği ayıramamaları ve bir başka açıdan bakma yeteneğine henüz sahip olmamaları nedeniyle, kesinlikle bilinçli yalan konusunun dışında tutuyorlardı. Oysa buğün yapılan deney sonuçları bize gösteriyor ki okul öncesi çağdaki çocuklar da bilinçli bir biçimde çevrelerini aldatabiliyor ya da en azından bunu deniyorlar.
Üç ve daha büyük yaÅŸtaki çocukların “Ben yapmadım”ı bilinçli bir yalan mı, yoksa bu sıkıntılı durumdan kurtulmak amacıyla baÅŸvurduÄŸu ve kendisinin bile tam anlayamadığı masum bir yöntem mi?
Toronto Üniversitesinde Joan Peskin bu konuda yaptığı deney sonucunda ilginç sonuçlara ulaşmış:
Çocuklar, birçok oyuncak arasından en çok hoÅŸlarına gideni seçmiÅŸler. Sonra çocuklara biri “iyi” diÄŸeri “kötü” olmak üzere iki kukla tanıştırılmış ve bu kuklalar çocuklardan oyuncakları almaya çalışmış…
Kuklalar çocuÄŸa hangi oyuncağı en çok sevdiÄŸini sorunca çocukların tümü “iyié kuklaya rahatlıkla favorilerini göstermiÅŸler. Üç ve dört yaşındakiler “kötü” kuklaya da en sevdikleri oyuncağı göstermiÅŸler; “kötü” kukla da derhal onu kapıp götürmüş…
Beş yaş ve üstü çocuklar ise ağızlarını sıkı tutmaları sayesinde oyuncaklarını kuklaya kaptırmamayı başarmışlar, ikinci turda dört yaş grubu da durumu kavramış ve yalan söylemeye başlamış.
Yalnızca talihsiz üç yaÅŸ çocukları sevgili oyuncaklarına tekrar tekrar veda edip gerçeklik düzleminde kalmayı sürdürmüşler…
Psikologlar, giderek karmaşıklaşan yaşam ortamında başarılı bir yalana giden yolun üç basamaklı olduğunu söylüyor:
Çocuk, öncelikle diğerlerinin davranışlarını etkileyebildiğini keşfediyor. Sonra, diğerlerinin de kendisi gibi düşünceleri olduğunu ve bunları hileyle değiştirebileceğini kavrıyor.
Son olarak da, karşı tarafın kendisini sürekli gözlediğini fark ediyor ve yüz ifadelerini ve vücut dilini kontrol etmeye ve diğerlerinin kendi iç dünyasına ilişkin görüşlerini giderek daha zekice etkilemeye başlıyor.
Uzmanlara göre, bu yetenekler yalnızca yalan söylemek için gerekli deÄŸil. “Bunların geliÅŸmesi, bir yan an da planlı düşünme ve sosya zekadaki geliÅŸmeyi gösteriyor”
Bazı psikologlar, bir çocuÄŸtrı ancak yalanları baÅŸarıya ulaÅŸtığında, özel ve kendine ait bir iç dünyası olduÄŸunu kavradığını iddia ediyorlar. Çocukluk ve gençlik dönemlerinde ancak en yakın arkadaÅŸlara verilen ‘çok gizli’ sırlar, oluÅŸmakta olan iç dünya ve kiÅŸiliÄŸin anatomisinin kıvrımlarım vurguluyor.
Dikkat çekici biçimde yalan söyleyen çocuklar ise ayrı bir kategori oluşturuyor. Bunların büyük bölümünün daha sonra suç işlediklerini, alkol ya da uyuşturucu bağımlısı olduklarını gösteren araştırmalar hiç de azımsanacak gibi değil.
Ancak, çocuÄŸun bu kimliÄŸi benimsemesi, büyüdüğü ortamla doÄŸrudan baÄŸlantılı. Kendini iyi ve rahat hissettiÄŸi, ciddiye alındığını ve kendisine güven duyulduÄŸunu bildiÄŸi bir aile ortamında anti-sosyal, yalancı bir kiÅŸilik geliÅŸtirmesi gerçekten de çok küçük bir olasılık…
Ev kadar büyük kelebekler ve köprünün üzerindeki mavi filleri, Avustralyalı ünlü sosyolog John Barnes “fantastik dünyaya birer davetiye’ olarak yorumluyor. Bu hikayelerle, yetiÅŸkinlerin çocuklarına anlattıkları masallar karşılaÅŸtırılıyor . Psikolog Bruno Bettelheim, “Çocukların Masallara İhtiyacı Var” adlı kitabında, “Kim masalın çocukları tehdit eden yalanlar olduÄŸunu düşünüyorsa, onları hiç anlamamış demektir” diye yazıyor ve “Önemli olan, masalda anlatılanların somut deÄŸerlere göre ‘gerçek’ olması deÄŸil… Harika olaÄŸandışı ve garip olaylar ancak gerçek dünyamızdan çok uzaklarda bulunan ‘kurgu masal ülkesinde’, çocuk ruhundaki kendine özgü, psikolojik, kutsal, renkli gerçeklikleri açığa çıkarabilir” diyor..

çocuk nasıl büyümeli?

Çocuk hoşgörüyle büyürse; Sabrı,
- Cesaretlendirerek yaşarsa; Güvenli olmayı,

- Övülerek büyürse; Taktir etmeyi,
- Dürüst bir çevrede; Adaleti,
- Düşüncelerine önem verilirse; Kendini sevmeyi,
- Dostça, arkadaşça bir ortamda büyürse; Yaşamda sevgiyi bulmayı öğrenir.

 Dorothy Law Nolte
 

Cinsel eğitimde yaş küçülüyor

Cinsel SaÄŸlık Enstitüsü DerneÄŸi (CİSED) Genel BaÅŸkanı Dr. Cem Keçe, çocukların eskisi gibi ”seni leylekler getirdi” sözüne inanmadığını belirtti.

 

Cinsel eğitimde yaş küçülüyor

Keçe, AA muhabirine yaptığı açıklamada, cinselliğin yaşamın önemli parçalarından biri olduğunu kişinin cinsellikle ilgili bilgilerini, değer yargılarını ve tutumlarını hangi şartlarda ve kimlerden etkilenerek öğrendiğinin önem taşıdığını kaydetti.

CinselliÄŸin, kiÅŸiye, ailede baÅŸlayan ve sosyal çevresiyle devam eden bir aÄŸ tarafından farkına varmadan öğretilebileceÄŸini ifade eden Keçe, ”KiÅŸi, ergenlik çağına geldiÄŸinde artık sadece kendi dürtüleriyle deÄŸil, bu öğrenilmiÅŸ toplumsal deÄŸer yargılarıyla birlikte ilk cinsel yakınlaÅŸmalarına baÅŸlar. Bu açıdan bakıldığında cinsellik herkesin doÄŸduÄŸu andan itibaren yaÅŸamında yer etmeye baÅŸladığı için ilk cinsel eÄŸitim ailede yani evde baÅŸlamalıdır” dedi.

Cinselliğin, bir kaygı ve stres kaynağı haline dönüşmemesi gerektiğini, ebeveynlerin çocuklarının yanında birbirlerine sevgilerini göstermelerinin önemli olduğunu bildiren Keçe, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Cinsel eÄŸitimi kız çocuklarına annelerinin, erkek çocuklarına ise babalarının vermesi en doÄŸru yaklaşım. Ebeveynler cinselliÄŸi çocuklarıyla konuÅŸurken rahat olmalı, kısa ve öğretici bilgiler vermeli. Çocuklar soru sorana kadar cinsel konularda bir ÅŸey anlatılmamalıdır. Önemli olan onlara soru sorabilecekleri sevgi dolu bir aile ortamına sunabilmektir.

Sevginin hissedildiÄŸi ve paylaşıldığı aile ortamında çocuklar, cinsel içerikli sorular soracaklardır. Bu tür çocuklar artık ‘seni leylekler getirdi’ sözüne inanmamaktadır.

Boşanmanın çocuğa etkileri!

Boşanmanın çocuğa etkileri!

Boşanma özellikle ergenler açısından son derece sarsıcı olabiliyor. Çok olgun ve güvenli olduğunu düşündüğünüz bir ergen bile anne-babasının boşanması ve ailesinin dağılması karşısında sarsıntı yaşayabilir.66 Boşanma anne ve baba açısından son derece travmatik bir durum olduğundan, kendi sorunları ile uğraşırken çocuğun duygularını ve yaşadığı acıyı fark etmeyebilirler. Oysa boşanma anne-baba için zorsa, çocuk için de zor olacaktır. Önemsenen konular ve bunları ifade etme biçimi farklı olsa da, anne-babalar gibi, çocuklar da zorluklar yaşayacaktır. Çocuğun kendini suçlaması
Meleklermekani.com – BoÅŸanmanın çocuklara etkileri BoÅŸanan çiftlerin çocuklarının boÅŸanmadan dolayı kendilerini suçlayabildikleri bir gerçektir.

Çocukların boşanma nedeniyle kendilerini suçlamaları çok sık görülen bir durumdur ve bundan dolayı boşanma konusunun çocuk ve özellikle de ergen çocuk ile ilgili tüm konulardan ayrı tutulması son derece önemlidir.

Çocuğa boşanmanın, tıpkı evlenme kararı gibi yetişkinler tarafından verilen ve yetişkinlere ait bir karar olduğunu mutlaka anlatılmalıdır.

Anne ya da babayı koruma isteği
Boşanmanın ergenler üzerindeki önemli bir etkisi de anne-babalarına karşı besledikleri sadakat duygusunun zarar görmesidir.

Örneğin, erkekler, özellikle başka bir kadının söz konusu olması halinde, kendilerini annelerini korumak zorunda hissedebilirler.

Kızların korkuları babaları ile ilgili
Kızlar da örneğin babalarının her akşam konserve yiyeceği, ütüsüz gömlekler giyeceği gibi konuları düşünerek üzüntü yaşayabilirler.

Bu nedenle, anne-babaların, anne-baba gibi davranmaya devam etmeleri ve çocukların anne-baba olmasına izin vermemeleri gerekir.

Onların böyle bir sorumluluk için hazır olmadıkları ve anne-babalık görevini halen anne-babanın yapmaya devam etmesi gerektiği hiçbir zaman unutulmamalıdır.

Bir şey olmamış gibi davranmak
Bazı ergenler anne-babalarının yeniden bir araya gelmesini ister ve bilinçsiz olarak da olsa, bunun için çaba gösterebilirler.

Böyle durumlarda boşanan çiftlerin buluşarak ya da eskiden tatillerde veya bayramlarda ailece yaptıkları şeyleri aynen yapmaya etmeye çalışarak, hiçbir şey olmamış gibi davranmaları doğru değildir. Bir şey olmuştur.

Anne-babanın bu kararlarına saygı göstermeleri gereklidir.

Kesinleşmeden konuşmayın
Anne-babanın bir çift olarak yeniden bir araya gelmeyi düşünmesi halinde, sonuç belli olana kadar bu durumu çocuklara bildirmemeleri gereklidir.

Aksi taktirde, yeniden bir araya gelmenin mümkün olmaması durumunda, çocuklara adeta ikinci bir boşanma yaşatılmış olur. Çocukların bu konuyla ilgili tasarıların bir parçası olması gerekmez.

Yeniden biraraya gelmeleri konusunda anne ve babası ile çatışmayı sürdüren çocuğa, anne-babanın artık evli olmadığı ve dolayısıyla artık bu anlamda bir çift olmadıkları, buna karşın kendisi için en iyisini yapma konusunda anne-baba olarak her zaman birlikte oldukları anlatılmalı ve buna uygun davranılmalıdır.

Anne-babaların çocukları aracılığı ile birbirine ?mesajlar göndermesi doğru değildir. Ayrıca ilgi duydukları yeni kişiler ya da yeni bir eve taşınma gibi konulara çocuğun karıştırılmaması gerekir.

Karı-koca olmadan anne-baba olmak
Anne ve babanın yapması gereken en önemli şey karı-koca olmadan anne-baba olabilmeyi başarabilmektir.

Elbette bu kolay değildir ve en dostane boşanmalarda bir bazı zorluklar yaşanabilir.

Ancak ilişkilerinde kendilerinin değil çocuklarının söz konusu olduğunu sürekli akılda bulundurmaları çocukların da yeni duruma uyum sağlamalarına yardımcı olacaktır.

Anne-babalar, bu gibi zor durumlarda nasıl davranılmaması gerektiğini değil, bunların üstesinden nasıl gelindiğini gösteren bir rol modeli olmalıdırlar.

Çocukta okul fobisi nasıl yenilir?

Çocukta okul fobisi nasıl yenilir?

Okul reddi nelerden kaynaklanır ve hangi yanlış davranışlarla okul fobisi haline gelir ?resimler_haber_okul


‘Okul reddi nelerden kaynaklanır ve hangi yanlış davranışlarla okul fobisi haline gelir?’

Bazı aileler için okul korkusu bir kabus halini alır. Yaz başından itibaren çocukta okula karşı bir direnç başlar.Ailenin bunu hissetmesi genellikle okul alışverişleri sırasında olur veya okul ile ilgili konularda çocuğun ilgisiz davranışları hatta tepkisi sırasında olabilir. Bu durumda anne baba ne yapacağı konusunda şaşırır ve bocalamala yaşar.

Çocukta yaşanan okul reddi, doğru davranılmadığı takdirde okul fobisi haline dönüşebilir. O nedenle anne babalar bu konuda uyanık ve çok dikkatli olmaları gerekmektedir.

Memory Center Nöropsikiyatri Merkezi Uzmanlarından Uzman Çocuk Psikologu Aynur Sayım
çocukta okul fobisi oluÅŸmaması için bazı uyarılarda bulunuyor. Aynur Sayım çocukta okul fobisini “Okul zamanına doÄŸru yoÄŸun kaygı ve panik duygusu, Okula gitmeye karşı korku duyma belirtileri göstermesi ÅŸeklinde yaÅŸadığı bir durum” olarak tanımlıyor. Aynur Sayım “Okul saati yaklaÅŸtıkça çocukta,baÅŸ aÄŸrısı,karın aÄŸrısı, mide bulantısı gibi somatik ÅŸikayetlerin oluÅŸtuÄŸunu” ailelerin bilmesi gerektiÄŸini belirtiyor. Sayım’ın tespitlerine göre okul fobisi yaÅŸayan çocukta; bağırma-aÄŸlama-hırçınlık görülebilir.Öfke nöbetleri geçiren çocuklara sıkça rastladıklarını belirten Sayım, kaygının artması durumlarında da kusma ve agresif davranışların oluÅŸabbileceÄŸini belirtti. Okul saati geçtikten sonra,çocukta bu belirtilerin kaybolduÄŸunu söyleyen Sayım ÅŸu bilgilere yer verdi:

  • Anaokuluna veya ilkokula yeni baÅŸlayan çocuklarda daha çok ayrılma anksiyetesi görülür.
  • Çocuk, anne-baba ya da bakım veren kiÅŸiden ayrılmak istemeyebilir. Özellikle bağımlı yetiÅŸtirilen çocuklarda bu durum sık görülmektedir.
  • Aşırı koruyucu aileler, farkında olmadan çocuÄŸun bireyselleÅŸmesini engellerler. Bu tarz ailelerde yetiÅŸen çocuÄŸun sosyal ortamlarda kendine güveni azdır. Yalnız kalınca nasıl davranacağını bilemez ve korkar. Bu durum okul baÅŸlangıçlarında dikkat çeker.
  • Çocuk okul fobisi yaşıyorsa bu okuldaki bir duruma gösterdiÄŸi tepki ÅŸeklinde olabilir. Öğretmenin çocuÄŸa tavrı, arkadaÅŸlarının alay etmesi gibi davranışlar okul fobisini tetikleyebilir.
  • Hiperaktivite BozukluÄŸu, dikkat EksikliÄŸi yaÅŸayan çocuklarda okul fobisi görülebilir.
  • Özel Öğrenme Güçlüğü çeken çocuklar da okul fobisi yaÅŸayabilir.
  • Zeka Engeli olan çocuklarda okul fobisi görülebilir.
  • Davranış BozukluÄŸu okul fobisi nedenlerindendir.
  • Depresyon okul fobisi sebepleri arasındadır.
  • Sosyal fobisi olan çocuklarda da okul fobisi de görülebiliyor.

Uzman Psikolog Aynur Sayım’a göre “Çocuk belli alanlarda yetersizlik yaşıyorsa,kendine güveni azsa, zor öğreniyorsa, uyum sorunları yaÅŸayabilmektedir.” Aile içi iletiÅŸim sorunlarının, kardeÅŸin evde kalması, kardeÅŸ kıskançlığı,boÅŸanma, ailede ölüm, hastalık ve kaza gibi nedenlerde okul reddine sebep olabildiÄŸini belirten Sayım, bu duruma, ailenin baskısının da eklenmesi durumunda, çocuÄŸun zorlandığına klinik çalışmalarda sıkça rastladıklarını belirtti. Aynur Sayım, yargılanan çocuklarda anksiyetenin arttığını, bu nedenle panik içine giren çocuÄŸun okul reddi yaÅŸadığını ve ardında bunun okul fobisine dönüşebileceÄŸinin akılda tutulması gerektiÄŸini belirtti.

“Okul fobisi yaÅŸayan çocukların sebep olarak öğretmeninden korktuÄŸunu, arkadaÅŸlarıyla anlaÅŸamadığını dile getirebilir, bazen okuldan kaçma,sınıftan çıkma, görülebileceÄŸini” söyleyen Sayım, “okul fobisi yaÅŸayan çocuklarda, uyku düzensizliÄŸi,iÅŸtahsızlık, alınganlık,huzursuzluk, utangaçlık, sinirlilik,içe kapanım, okul etkinliklerine ilgisizlik görülebileceÄŸi” uyarısında bulundu.
ÇocuÄŸun okula gitmediÄŸi sürece, okula baÅŸlamanın güçleÅŸeceÄŸine belirten Sayım, ailenin “Bir süre bekleyelim, belki geçer ” yaklaşımını doÄŸru bulmadığını ve bu davranışın sorunu çözmek yerine daha da büyüteceÄŸinin bilinmesi gerektiÄŸine vurgu yaptı. Uzman Çocuk Psikologu Aynur Sayım önerilerini ÅŸu ÅŸekilde sıralıyor:

  • Tehdit,korkutma, yargılama,ÅŸiddet kullanılmamalıdır.
  • Çocuk, onu rahatsız eden bir durumda duygusal bir tepki vermektedir. Bunu fark edip, onu anlamaya çalışmak en doÄŸru tavır ve yaklaşımdır.
  • Çocukla empati kurmak ve onu anlamaya çalışmak gerekir.
  • Okul reddine hangi durumun ve duygunun neden olduÄŸunu bulup, bu sorunun çözülmesi için çalışılmalıdır.
  • Bunun için ebevynler, bir psikiyatri merkezinden yardım almalıdır. Psikiyatrik yaklaşım ve psikoterapi birlikte götürülmelidir.
  • Ailenin, çocuÄŸun okula devamıyla ilgili kararlı bir tavır içinde olması gereklidir. Fakat çocuÄŸa, bu sorunun bütün aileyi ilgilendirdiÄŸi, yalnızca çocuÄŸun sorunu olmadığı hissettirilmelidir.
  • Öğretmen ve ailenin sıkı iÅŸbirliÄŸi içinde olması gerekmektedir.
  • Öğretmenin güven verici ve zorlayıcı olmayan tarzı çok önemlidir.