BitkiDerman.com.tr

‘ “Bitki” Derman’dır. ‘ – Şifalı Bitkiler Bilgi Paylaşım Sitesi…



Tarkan Eurovision’a Doğru

Hadise’nin “Düm Tek Tek” adlı parçası ile 4′üncü olan Türkiye’yi bu yıl Tarkan temsil edecek.

Norveç’te 2010 Mayıs ayında yapılacak Eurovision yarışmasında ülkemizi temsil edecek olan Tarkan, TRT ile önümüzdeki hafta el sıkışarak anlaşmalarını duyuracaklarını belirtti. Sabah’ın haberine göre ünlü sanatçı ile TRT yetkilileri arasında ayrıca Eurovision’un dışında kurumun önümüzdeki günlerde açılacak müzik kanalı için de program anlaşması sağlandı. Tarkan’ın ortak olduğu Hitt Prodüksiyon TRT müzik kanalı için program hazırlayacak.

EBU BAŞKANI İSTEMİŞTİ

Tarkan’a teklif götürülmesi müzik otoriteleri tarafından sürpriz olarak değerlendirilmedi. Nitekim Avrupa Yayın Birliği (EBU) Eurovision Şarkı Yarışması Başkanı Svante Stockselius bile geçen yıl yaptığı bir açıklamada “Türkiye 2010′da Norveç’teki yarışmaya Tarkan’ı yollarsa çok sevinirim” demişti.
2010 Eurovision için perşembe günü TRT yetkilileri ile prensipte anlaştığı belirtilen Tarkan, Eurovision’un yanı sıra TRT ile sıkı bir iş alışverişine girdi

Ülkemizi Derya Çimen Temsil Edecek

Bu Yıl İçinde Düzenlenecek Olan Miss Model Of World Yarışmasına 5 Kıta’dan ve 60 Ülkeden Yarışmacı Katılacak.Ülkemizi Derya Çimen Temsil Edecek.

ÜLKEMİZİ ÇİN DE DÜZENLENECEK YARIŞMAYA KATILMAK ÜZERE 10 KASIMDA YOLA ÇIKACAK OLAN TÜRKİYE MANKENLER KRALİÇESİ DERYA ÇİMEN TEMSİL EDECEK.

TÜRKİYE MANKENLER KRALİÇEMİZİN
ULUSAL MOTİFLERİMİZİ TAŞIYAN KOSTÜMÜNÜ TANJU BABACAN HAZIRLAYACAK.

MİSS MODEL OF WORLD YARIŞMASI GALA GECESİ 28 KASIM TARİHİNDE GERÇEKLEŞECEK.

10 KASIM – 28 KASIM ARASI,18 GÜNLÜK KAMP DÖNEMİ OLACAK.

MİSS MODEL OF TURKEY YARIŞMASINDA 1.OLDUKTAN SONRA ÜLKEMİZE
BAŞARILI BİR SONUÇ ALIP DÖNECEĞİNDEN EMİN OLAN GÜZEL MANKENİMİZ
‘ÇOK İYİ BİR EKİPLE ÇALIŞIP BU YARIŞMAYA HAZIRLANDIK,
HEDEFİM BİRİNCİLİK,DERECEYE GİRECEĞİMDEN EMİNİM DİYE KONUŞTU’

 

nazar nedir?

NAZAR
Göz, bakma, bakış, fikir, düşünme, mülahaza, niyet, dikkat, iltifat, teveccüh. Arapça asıllı olan bu kelime, Türkçe’ye geçerken manâ değişikliğine uğramış ve “ayn göz” kelimesi karşılığında kullanılmaya başlanmıştır. Nitekim Araplar, göz değmesi için “isabetül-ayn” tabirini kullanırlar (İbn Manzûr, “Lisânül-Arab”, Na.za.ra madd.).

Nazar kelimesi Türkçe’de kem göz manasına gelmekte ve daha ziyade “gelme”, “uğrama”, “değme” ve “etme” fiilleriyle birlikte; “nazara gelme”, “nazara uğrama”, “nazar değme” ve “nazar etme” şeklinde kullanılmaktadır.

“Nazarcılık” deyimi; nazarın zarar verebileceğini kabul eden düşüncenin adıdır.

Nazar, bugün için henüz pozitif ilimlerin ilgi alanına girmemiştir. Girip girmeyeceği ya da ne zaman gireceği belli değildir. Zira pozitif diye tanınan bilimlerin kendilerine mahsus bir takım metodları ve bazı kuralları vardır. Olayları bu metodlarla inceler ve bir sonuca varmaya çalışırlar. Nazar ise şu aşamada, fizik ya da kimya laboratuarında incelenip deneye tabi tutulacak durumda değildir. Aksine bugün, bu ilimlerle uğraşanların ekseriyeti -bilhassa doktorlar- nazarın fizik etkisini kabul etmemektedirler.

Buna rağmen, gerek folklor olarak gerekse dînî bir inanç olarak, dünyanın hemen her yerinde milyonlarca insan nazarı tanımakta ve ona inanmaktadır. Nazarla ilgili olayları anlatan haberler de tevâtür derecesine ulaşmaktadır. Nazarın mahiyetinin bilinmemesi, onu inkâr etmeyi gerektirmez. Nazar, mahiyeti henüz anlaşılmamış nice olaylar vardır. “Tabiî hayatta veya zihin hayatında bugünkü ilmî metodlarımızla açıklanması mümkün olmayan olaylara metapsişik veya parapsikoloji denir” (Osman Pazarlı, Din Psikolojisi, İstanbul 198, s. 202).

Her ne olursa olsun bilhassa halk arasında bazı kimselerin sebebi bilinmeyen olağanüstü nazar (göz değmesi) güçleri olduğuna inanılır. Bu güce sahip bir kimsenin, bir insana, bir hayvana ve özellikle bir çocuğa bakmakla durup dururken hastalık, sakatlık, ölüm gibi bir olayın meydana gelmesine yol açacağı sanılır. Her hangi bir olay böyle bir sebebe bağlandığı zaman “nazar değdi”, nazara geldi”, “nazara uğradı” denilir. “Kem göz” tâbiri de, nazarı değen kimseler için kullanılır.

Halk arasında açık, çiğ mâvi (gök) gözlerde nazar gücü olduğuna inanılır. Bu inanca dayanılarak mâvi gözlülerin kötü niyetli, kıskanç, başkalarına zarar vermekten hoşlanan kimseler olduğu söylenir. Ancak, bu anlayışın doğruluğunu kanıtlayıcı hiç bir kesin delil yoktur. Bazı yörelerde kıskançlık duygusunun nazara yol açtığı inancı da yaygındır. İşte isâbet-i ayn yani bu kötü bakışın, kötü gözün değmemesi için çocukların elbiselerine dikilen mâvi camdan küçücük tesbih tanesi şeklinde, bâzan göz şeklinde olan, ortaları delikli cam yuvarlarlara nazar boncuğu denilir. Bunların beş parmak şeklinde olanları da vardır. Bazı yörelerde -şimdi bile- çocuklara, atlara ve nazar korkulan diğer hayvan ve eşyaya da nazar boncuğu takanlara rastlanır. Nazar boncuğunun dâima mâvi olduğu söylenir. Buna göz boncuğu da denir. Böyle mâvi boncuk, muska, çörek otu, mâşallah gibi bir kaç nazarlığın bir arada olup bir takım teşkil edenlerine de “nazar takımı” denir. Şüphesiz nazar boncuğu, göz değmesine karşı bir tedbir olsun diye takılır. Bunun yanında çeşitli nazarlıkların kullanıldığı da bilinmektedir. Halk arasında nazara karşı başvurulan en yaygın tedbirler ise, kurşun dökmek, tuz çevirmek, üzerlik yakmak veya herhangi bir hocaya okutmak vs.’dir. Ancak, bunların tıp yönünden bir faydası olmadığı gibi, bâtıl inançlar devam ettirildiği için de bu tür davranışlar dinimizce haram kılınmıştır. Peygamberimiz (s.a.s) de nazarlık kullanmayı hoş karşılamamış, bu gibi şeyleri üzerlerine asan kimselerin bey’atlerini kabul etmemiştir (Nesâî, Zinet,17; İbn Mâce Tıb, 39). Diğer taraftan Resulullah (s.a.s); “Göz değmesi gerçektir” (Buhârî, Tıb, 36; Müslim, Selâm, 41) buyurmak suretiyle bir mânevî faktöre işaret etmişlerdir. Şu halde İslâmda göz değmesi (nazar) vardır. Ancak, nazar boncuğu takmak vs. bâtıl inançlardan sayılmıştır.

Öyle anlaşılıyor ki göz değmesinin temelinde yatan esas sebep kişinin kıskançlık duygusudur. Ve bu duygunun, baktığı kimseye yansıması ve onu te’sir altında bırakmasıdır. Nazar boncuğu takmakla bu kıskançlık dolu bakışların tesirinin azaltılması veya başka yönlere yansıtılması amaçlanmaktadır.

Müfessirlerin ekseriyeti; Rabbi onu seçip iyilerden kıldı. Doğrusu inkâr edenler, zikri (Kur’an-ı) işittikleri vakit nerdeyse gözleri ile seni yıkıp devireceklerdi. Bir de durmuşlar, o herhalde bir delidir, diyorlardı” (el-Kalem, 68/50, 51) âyetinde geçen gözleriyle seni yıkıp devireceklerdi” sözünü “nazar” ile tefsir etmişlerdir (Elmalılı M.Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili, VIII, 5305; İbn Kesîr, “Tefsirul Kur’an’il-Azîm”, VIII, 227).

Alûsî (1270/1854)’nin el-Kelbî’den yaptığı bir rivayete göre; Arap asıllı bir kişi, yemek yemeden iki veya üç gün çadırına çekilir, daha sonra oradan gelip geçen koyun ve deve sürüsüne bakar ve “gördüğüm bu koyun ve deve sütünden daha güzelini görmedim” derdi. Bunun üzerine o sürü hastalanır veya yere düşerek helâk olurdu. İşte nazar etmede maharetli olan bu kişiye, Peygamberimizi çekemeyen Mekkeli müşrikler, Hz. Peygâmbere nazar etmesini teklif etmişler, o da bu teklifi kabul etmişti. Allahu Teâlâ da bu ayetleri (el Kalem, 51, 52) ile Resulünü korumuştu (Alûsî, Rûhul-Meânî, 29/38).

Yusuf suresinin altmış yedinci ayetinde ise, Hz. Yakub (a.s)’m oğullarına şöyle dediği anlatılmaktadır:

Ey oğullarım! Bir kapıdan (Mısır’a) girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin. Ama ben Allahdan hiçbir şeyi sizin için savamam. Çünkü hüküm Allah’dan başkasının değildir. Onun için ben yalnız O’na tevekkül ettim. Tevekkül edenler yalnız O’na tevekkül etsinler” ( Yusuf 12/67).

Elmalılı Hamdi Yazır, âyetin yorumunda: “Bu tavsiyenin sebebi, toplu bir surette göze çarpmalarından ve bir hased ve gamze uğramalarından sakınmak idi” demektedir (Elmalılı, a.g.e., IV, 2890).

Nazar ile kıskançlık arasında yakın bir münasebet vardır. Elmalılı Hamdi Yazır, bu münasebeti şöyle ifade ediyor: “Kıskançlıklarından az daha Hz. Peygamber’i nazara uğratacaklar, aç ve kötü gözlerinin şerriyle ellerinden gelse onu helâk edeceklerdi. Demek ki, öfkenin bedende bir hükmü bulunduğu gibi, gözlerin de karşılarındakine bakışlarına göre iyi veya kötü bir hükmü vardır. Kimi elektrik gibi dokunur çarpar; mıknatıslar ve manyetize eder. Kimi de aldığı teessürle hasedinden bir gayze düşer, türlü türlü su-i kasde ve hilelere kalkışır ki, maddî veya manevî hangisi olursa olsun hedefine vardığı zaman, isabet-i ayn değmesi veya nazar tabir olunur. Bunun hakkında uzun uzadıya sözler söylenmiş, inkâr edenler, ispat edenler olmuştur. Keyfiyeti ne olursa olsun isabet-i ayn vardır” (Elmalılı, a.g.e., VIII, 5305).

Kur’an-ı Kerim nazardan söz ederken açık ve kesin bir hüküm bildirmemekte, buna karşı hadisler, kesin bir ifadeyle nazarın gerçek olduğunu bildirmekteler. Hz. Âişe (r.a)’den rivayet olunduğuna göre Resulullah (s.a.s) şöyle buyurmuşlardır: “Nazardan Allah’a sığınınız. Çünkü göz (değmesi) gerçektir” (İbn Mace, Tıb, 32; Buhari, Tıb, 36; Müslim, Selâm, 41).

Esma bint Umeys (r.a)’den rivayet edildiğine göre kendisi: “Ya Resulullah! Cafer’in oğullarına cidden nazar değiyor, ben onlar için şifa dileğiyle okutturayım mı?” demiş. Resulu Ekrem (s.a.s) de: “Evet, lakin kader ile yarışan bir şey olsaydı nazar değme işi onu geçerdi” buyurmuştur (İbn Mace, Tıb, 33; Muvatta, Ayn, 3).

Nazarın gerçek olduğunu kabul edince, ondan korunma yollarını da öğrenmek gerekir. Bunun için de, dinimizin bize müsaade ettiği yollara baş vurmak, sakındırdığı yollardan da kaçınmak durumundayız. Bu konudaki rehberimiz yine Allah’ın Resulu’dür. Ebû Said el-Hudrî (r.a)’den rivayet olunduğuna göre: “Resulullah (s.a.s), “Cinlerin ve insanların nazarından Allah’a sığınırım”gibi dualarla cinlerin ve insanların nazarından Allah’a sığınırdı. Sonra Muavvezatân nazil olunca bu sureleri okumaya başladı diğer duaları terketti” (İbn Mace, Tıb, 34).

Hz. Peygamberin kötülüklerden ve kötü kimselerin şerrinden emin olabilmek için sık sık okumuş olduğu duâ ve surelerden bazıları şunlardır: Enes b. Mâlik’ten rivayete göre Resulullah (s.a.s) şöyle buyurmuştur: “Evinden çıkarken şu duâyı okuyan kişiye bu duâ kâfidir. O adam muhafaza altına alınır, şeytan da o adamdan uzaklaşıp bir kenara çekilir: Bismillâhi tevekkeltü alellâhi lâ havle velâ kuvvete illâ billâh “. Manası: “Allah Teâlâ’nın ism-i şerifini zikrederek evimden çıkarım. Ben Allah’a tevekkül ettim, güç ve kuvvet sadece Allah’ın lütuf ve ihsânıyladır” (Tirmizî, Deavât, 34). Ümmü Seleme’nin rivayetine göre Resulullah (s.a.s) evinden çıkarken şöyle derdi: “Allah’ın ismini zikrederek çıkarım. Ben Allah’a tevekkül ettim. Allah’ım hata yapmaktan, yolumu şaşırmaktan, zulmetmekten, zulme uğramaktan, cahillikle başkasına bela olmaktan ve başkasının cahilce davranışıyla karşılaşmaktan sana sığınırım” (Tirmizî, Deavat, 35): Osman b. Affan’ın rivayetine göre Resulullah (s.a.s) şöyle buyurmuştur: “Bir kul her günün sabahında, her gecenin akşamında üç defa şu şekilde duâ ederse, o kişiye hiç bir şey zarar veremez. Bu: Bismillâhi lâ yedurru me’asmihi şey’in fıl’ardı vela fı’ssemâi ve huve’s-semiul-alîm”duâsıdır.

Anlamı: “İsmiyle beraber bulundukça yerde ve gökte hiç bir şeyin zarar veremeyeceği Allah’ın ismiyle (sabaha erdim, akşamladım). O her şeyi işiten ve bilendir” (İbni Mace, Duâ, 14).

Hz. Âişe (r.a) da Resulullah (s.a.s)’ın yatağına girdiğinde iki eline üfleyip muavvizât (İhlâs, Felâk ve Nâs) surelerini okuduğu ve vücuduna sürdüğünü rivayet etmiştir (Buhârî, Deavât, 12).

Bütün bu nasslara göre nazardan korunmak için, “nazarlık” denilen; mavi boncuk, sarımsak, at nalı, minyatür süpürge vb. nesnelerle, içinde ne yazılı olduğu bilinmeyen ya da acaip bir takım şifrelerle yazılmış bulunan muskaları, -nereye olursa olsun- takmak şirktir. Zira bu tür davrânışlarda, Allah’dan başka birinden veya bir nesneden, zararı defetmesini istemek vardır. Halbuki Allah (c.c.), şöyle buyurur; “Eğer Allah, sana bir zarar dokundurursa; hiç kimse onu gideremez ve eğer sana bir hayır ihsan ederse, zaten O, herşeye kadirdir” (el-En’am, 6/ 17).

İmam Ahmed, Ukbe b. Nâfi’den merfû’ olarak şu hadisi nakleder: “Kim temîme (mavi boncuk) takarsa Allah onun işini tamamlamasın. Kim bir ved’a (katır boncuğu) takarsa Allah onu korumasın” (Ahmed İbn Hanbel, IV, 154, 156).

Başka bir hadiste: “Kim bir muska, mavi boncuk ve benzerini kesip atarsa bir köle azat etmiş gibi olur” (Yusuf el-Kardavi, “Tevhidin Hakikati”, Terc. Mehmet Alptekin, İstanbul 1986, s. 73).

Nazar kavramının batıdaki ifadesi, psikokinezidir. Nazar olayında iyi niyet ve yoğuşmaya göre alıcı ile verici uçlardan geçen bir “ark” oluşmaktadır. Gıbta, övünme, imrenme gibi dostça duygular, hatta ebeveynlerin; çocuklarına sevgisi, nazarın küçük dozda uğratma sebebidir. Nazara uğrayan kişi, çok sık esner ve sıkılır. Asıl uğursuz nazar, “haset” duygusundan gelişir. Bu duyguda, düşmanlık, kin ve intikam mevcuttur. Nazarın dozajında bu haset duygusunun şiddeti çok önemlidir. Haset duygusu ne kadar şiddetli olursa, nazarın gücü de o kadar şiddetli olur (Nazarın Bilimsel Yönü, Yankı Dergisi, 5-30 Haziran 1983, sayı 635, s. 52).

Gözlerin elektromanyetik ışınlar yolladığı konusu, Sovyetler Birliğinde yoğun bir şekilde araştırılmaktaydı. Yayının dalga boyu yaklaşık yüzde sekiz mm.dir. Yani radyo dalgalarıyla enfraruj (kızılötesi) dalgalar arasındadır (H. Egemen Sarıkaya, S. Birgil, C. Cümbüşel, Telepati, İstanbul 1978 s.15. Nazann bilimsel açıklaması için bak. Din ve İlim Açısından Nazar, Yrd. Doç. Celal Kırca, Diyanet Dergisi, XXII. sayı: 1, 1986).

NAZARDAN KORUNMA

Şu ayetler Nazar için oldukça faydalıdır. Aslında sadece Nazar için okunan dua-sure var ise de ben burada çok bilinen, namazlarda da okunan Muavvizeteyn surelerini tavsiye ederim. Çünkü tecrübelerimle sabittir.

Nasıl yapacaksınız.? Önce nazara uğramış olan kişinin karşısına geçerek; bütün iyi niyetiniz ve sevecenliğinizle kişinin anne ve kendi adını öğreniniz. Ve şöyle niyet ediniz.

Niyet ettim falandan olma (anne ismi) falanın (okunanın ismi) derdinin define Ella Talu ileyye ve tuni müslimin innehu min süleyman ve innehu Bismillahirrahmanirrahiym..!

Surelerin aslımalumunuz Arapçadır. Ben burada bilmeyenler için Türkçe okunuşunu veriyorum. Her sureyi 3 kez ve katları şeklinde okumalı ve bitiminde okuduğunuz kişinin yüzüne üflemelisiniz. Şifa Allahtan kolay gelsin.

FELAK SURESi

Bismillahirrahminirrahiym

Kul e-uzu bi-Rabbil-felak. Min şerri ma halaka Ve min şerri gasikin iza ve kab. Ve min şerrin neffasati filukad. Ve min şerri hasidin iza hased.

NAS SURESİ

Bismillâhirrahmanirrahiym

Kul e-uzu bi-Rabbin nâs. Melikin?nâs. İlâhin-nâs. Min şerril-ves vasilhan?nas. Elleziy yüves visü fiy sudürinnas. Minel-cinneti ven-na

Nazar Duâsı

Nazar haktır. İnsana, hayvana ve hatta cansıza da nazar değer. Nazar hastalık yapar, hatta öldürür. Kadınlara ve çocuklara daha çok tesir eder.

Peygamberimiz nazar ile ilgil olarak ”Nazar insanı mezara, deveyi kazana sokar” “Hoşa giden bir şeyi görünce, “Maşaallah la kuvvete illa billah” denirse o şeye nazar değemez.” buyurdu.

Sabah-akşam, 3 defa Bismillahillezi la yedurru maasmihi şeyün fil erdi vela fissemai ve hüvessemiulalim (16) okuyan, büyü, nazar ve zulümmden korunur.”

Göz değene, Peygamber efendimizin bildirdiği şu tavizi okumalıdır:

“Euzü bi kelimatillahittammati min şerri külli şeytanın ve hammatin ve min şerri külli aynin lammetin.” (25)

Nazar değen kimseye şifa için Ayet-el-kürsi, Fatiha, Muavvizeteyn (Felak ve nas) (57) ve Kalem suresinin son iki ayetini (ve in yekâdüllezîne keferû leyüzlikûneke biebsârihim lemmâ semi-uz- zikra ve yekûlûne innehû lemecnûnün ve mâ hüve illâ zikrun lilâlemîne) (62) okumanın muhakkak iyi geldiği bildirimiştir. Ayat-ı hırzı (76)okumak ve üzerinde taşımak da çok faidelidir.

Herkes, bilhassa nazarı değen kimse, beğendiği birşeyi görünce “Maşaallah” demeli, ondan sonra, ne söyliyecekse, o şeyi söylemelidir. Önce Maşaallah deyince, nazar değmez.

Büyüklerimizin bildirdiği Nazar Duâsı şöyle

Bismillâhirrahmânirrahîm bismillâhi azîm-iş- şâni şedîd-il birri mâ şâallahü kâne habese hâbisün min hacerin yâbisin ve şihâbin kâbisin. Allahümme innî radedtü ayn-el âini aleyhi ve alâ men ehabb-en-nâsi ileyhi ve fî keyedihî ve kilyetihî lahmün rakîkun ve azmün dakîkun fîmâ lehû yelîku ferci-il basara hel terâ min fütûrin sümmerci-il basara kerrateyni yenkalib ileyk-el basaru hâsian ve hüve hasîr ve in yekâdüllezîne keferû leyüzlikûneke biebsârihim lemmâ semi-uz- zikra ve yekûlûne innehû
lemecnûnün ve mâ hüve illâ zikrun lilâlemîne lâ havle velâ kuvvete illâ billâh-il aliyy-il azîmi Lâ ilâhe illallâhü hısnî, men kâle-hâ dehale hısnî, ve men dehale hısnî emine min azâbî. Sadaka rasûlullahi sallallahü teâlâ aleyhi ve selleme

Nazar Nedir ? Nazardan Korunma ve Kurtulma Yolları

İnanç, insanoğlunun yarattığı kültürün bir parçası olup, kişilerin günlük yaşamını, davranışlarını etkileyen ve başkalarından öğrenme yoluyla kazandıkları düşüncelerdir. İnancın edinilmesinde, kişinin deneme yoluna sapması, geçerliğini kendi yaşamında geçen bir olayla tanıması gerekli değildir. Tamamıyla toplumsal ve kültürel bir ürün olan nazar inancı da kültürümüzde yaygın olup, nazarla ilgili nazar değmeden önce korunma amaçlı ve nazar değdikten sonra kötü durumları ya da hastalığı iyileştirme amaçlı pek çok pratik bulunmaktadır. Bu bildiri sınırları içinde, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Antropoloji Bölümü tarafından yürütülen Türkiye Kültür Haritası Projesi kapsamında gidilen köylerde nazara karşı iyileştirmede tuz kullanılarak yapılan pratiklere yer verilmektedir.

‘Hiçbir insan, içinde bulunduğu kültürden bağımsız davranamaz’ . İnanç da , insanoğlunun yarattığı kültürün bir parçası olup, kişilerin günlük yaşamını, davranışlarını etkileyen ve başkalarından öğrenme yoluyla kazandıkları düşüncelerdir. ‘İnanç doğa olaylarının nedenini bilmeme yüzünden yapılan özel bir yorumdur. Bir yorum, bir sanı olan inanç, kişiden kişiye; çevreden çevreye; toplumdan topluma; ulustan ulusa değişir’

İnançlar genelde geleneksel gruplarda daha yaygın olup, yaşamın her alanına girmiş ve bütün eylemlere, davranışlara yön verici bir nitelik kazanmıştır . Modern yaşam tarzını benimsemiş gruplar , günlük yaşamlarını düzenlerken geleneksel gruplara oranla daha akılcı yolu benimsemiş olsalar da, bu grupların günlük eylem, davranış ve tutumlarında da , inançların etkisini görmek hala mümkündür. Örneğin günümüz Türkiye’sinde fal, büyü ve nazar hala kentte ve köyde oldukça yaygın olan inançlardır.

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Antropoloji Bölümü tarafından 1995-1996 yılında başlatılan ve günümüze kadar bölüm akademik personeli gözetiminde yürütülen, ‘Türkiye Kültür Haritası Projesi’ kapsamında gidilen ve sahada uzun süre gözlem ve mülakat tekniği ile çok çeşitli konularda veri toplanan Balıkesir, Denizli, Kütahya,Uşak, Isparta illerinin köylerindeki , nazar ve nazar değmesi sonucunda tuz kullanılarak yapılan uygulamalar konusunda derlenen bilgiler özetlenmektedir.

Nazar Nedir ?

Arapça ‘nazar’ kelimesi , ‘bakış’ anlamına gelir. Türkçe’de de ‘nazar’ kimi insanların bakışlarındaki zararlı güç ve bu nitelikleriyle, bir kişiye, bir hayvana ya da bir nesneye bakmakla, canlı üzerinde hastalık, sakatlık, ölüm, nesne üzerinde kırılma gibi olumsuz etkinin meydana gelmesidir (Anadol 1987:124). Nazar sadece insanlara özgü bir olay olmayıp, mal mülk, hayvan, toprak, ağaç, çiçek, eşya ve evlerde nazara uğrayabilir. Herhangi zararlı bir olay, böyle bir sebebe yüklendiği zaman ‘nazar değdi’, ‘nazara uğradı’, ‘göz değdi’, ‘nazara geldi’, ‘göze geldi’, ‘göz aldı’vb. deyimler kullanılır. Nazar toplumsal ve kültürel bir üründür. Bugün olduğu gibi tarihi devirlerde de mevcuttur .Nazar inancını Neolitik çağlara kadar götürmek mümkündür. Balta şeklinde yapılmış olan nazarlıklar, (amuletler) Girit’te , Aşağı Mısır’da, Malta’da , Kuzey Fransa’da ve Britanya’da Bronz çağında bulunmuştur. Eski çağlardan itibaren Batı’da ve Doğu’da büyünün ve nazarın kötü etkilerine inanış ve tedbir alma bilgisi kökleşmiştir (.Uğursuz gözden çıkan fenalığı defetmek için kullanılan el şeklinde muskalar, Mısırlılar, Fenikeliler, Yunanlılar, Romalılar tarafından kullanılmıştır .Gerçeklere aykırı olmakla birlikte, gözleri fazla çukur, kaşları birbirine bitişik olanlarda ve açık çiy mavi gözlerde nazar gücü olduğu sanılır ve de mavi gözlülerin kötü niyetli, kıskanç, başkalarına zarar vermekten hoşlanan kimseler olduğuna inanılır . Kıskançlık duygusunun nazara yol açacağı inancı yaygındır. Yalnız şom göz değil, şom ağızda vardır (Westermarck 1961:9). Keskin göz ve güçlü dil, baktıkları ya da övdükleri canlıların, hastalanarak ölmelerine neden olur. Özellikle kişinin yakınlarının, fazla hayranlık ve sevgi duyguları da nazara neden olur

Nazar inancı tarihi devirlerde olduğu gibi, bugün de mevcuttur. Nazarla ilgili pratikler genel olarak iki grupta toplanabilir.

Nazar değmeden önce korunma amacıyla yapılanlar yada Nazar değdikten sonra kötü durumları ya da hastalığı sağaltmak amacıyla yapılanlara örnek; Nazarlık, Tuz Kavurma, Üzerlik Tütütme, Tuz Öveteleme, Tuz Gömdürme, Dua Okuma .

Halk inancına göre, onu üzerinde taşıyanı büyüye hastalıklara ve diğer fenalıklara karşı korumaya veya içinde bulunduğu fenalıklardan kurtarmaya hizmet eden objeye nazarlık denir (Koşay 1956:86). Nazarlığın türlü çeşitleri olup, taşlar (akik,firuze) , madenler (altın, gümüş, demir) üstüne dua yazılı parşömenler en çok kullanılanlarıdır. Ayrıca Çörek Otu, Üzerlik Otu, Sarımsak, Deve Dikeni, Hurma Çekirdeği gibi bitkiler, çeşitli hayvanların kabukları, dişleri, boynuzları, kafatasları (Kaplumbağa kabuğu ve kürek kemiği, Geyik boynuzu, Köpek ve Öküz kafatası, Kurt dişi, bazı deniz böceklerinin kabuğu gibi), (Koşay 1956:86-88), yumurta kabuğu, at nalı, göz boncuğu, Fatma Ana Eli, Meryem Ana Eli, küçük çocuk ayakkabısı, nazara karşı korunmada kullanılan unsurlar arasında yer almaktadır.

Canlı varlıklar için, nazar boncuğu, muskalar, çörek otu, kurt dişi, deniz hayvanlarının kabukları vb. elbiseye iliştirilir veya hayvanların boynuna asılır. Cansız varlıklar içinse evlerin kapılarına at nalı, nazar boncuğu, üzerlik, küçük çocuk ayakkabısı, deve dikeni asılır. Tarla, bağ ve bahçelere öküz başı, köpek kafatası at nalı, yumurta kabuğu asılır. Arabalara , nazar boncuğu, küçük çocuk ayakkabısı asılır.

Nazar değmeden önce koruma amacıyla yapılan pratikler her zaman nazarı engellemekte etkili olamaz. Nazara uğramaya en elverişli kimseler; çocuklarla, güzellikleri ve yetenekleriyle herkesin hayranlığını uyandırmış kişilerdir; çünkü çocuklar zayıftır, çabuk etkilenebilirler; güzel , yetenekli, mutlu kişiler, insanların kıskançlık duygularını kamçılarlar. Bu kötü duygular göz yolu ile hedefi etkiler ve sakatlar. Nazar hastalığının belirtileri şunlardır; uyku kaçar, göz yaşarır, insan sık sık esner, baş dönmesi, baş ağrısı, ateşlenme gibi haller görülür, vücut zayıflar, hasta durgun hale gelir. Zamanla vücutta çarpılmalar meydana gelir, bu durum öldürücü de olabilir. Bu nedenle nazar değdikten sonra kötü durumları ya da hastalıkları sağaltmak amacıyla 1) Kurşun Dökme 2) Üzerlik Otu Yakma 3) Tuz Patlatma- Tuz Kavurma 4) Tuz Gömdürme 5) Tuz ve Üzerlik Otunu Birlikte Yakma 6) Üzerlik Otu ile Çitlenbik Ağacından Alınan Parçaları Birlikte Yakma 7) Üzerlik Otu ile Üç Yol Ağzından Alınan Çöp ve Eşikten Koparılmış Tahta Parçasını Birlikte Yakma 8) Nazarı Değdiği Bilinen Kişinin Evinden Bir Tahta Parçası Alıp Yakma 9) Nazar Duası Okuma 10) Nazar Duası Okutma 11) Bıçak Basma- Bıçak Atma 12) Çekiye (uzunca eşarp, tülbent) İğne Bastırma 13) Çekiyi Bakma 14) Köz Söndürme 15) Yumurta Kırma gibi pratikler yapılmaktadır.

Sağlık yönünden inanmalar daha çok nazar kırma işlevini yerine getirir. Nazar kırma olayını da daha çok ocak tabir edilen kişiler gerçekleştirir. Bir ocak ölmeden ya da bu işleri bırakmadan önce “ El Verme” denilen olayı gerçekleştirir. Nazar kırma ağırlıklı olarak kadınlar tarafından yapılır, özellikle kadınlar büyü, sihir esrarını iyi bilirler.

‘Türkiye Kültür Haritası Projesi’ çerçevesinde, gidilen illerin köylerinde yapılan çalışmalar nazar inancının günümüzde geçerliliğini yaygın şekilde koruduğuna işaret etmektedir. Örneğin 1998-1999 yılları arasında gidilen Bilecik İnhisar Koyunlu; Bilecik Gölpazarı Üyük; Denizli Akköy Akçapınar; Denizli Acıpayam Uçarı; Denizli Çal Mahmutgazi; Denizli Çameli Bıçakçı; Denizli Tavas Akyar; Kütahya Hisarcık Hamamköy; Kütahya Aslanapa Pınarbaşı; Kütahya Gediz Ece; Kütahya Simav Hacı Hüseyin Efendi; Kütahya Domaniç Bükerler; Kütahya Altıntaş Çakırsaz; Uşak Eşme Eşmetaş; Uşak Karahalli Duraklı ve Uşak Ulubey Küçükkayalı köylerinde 888 Erkek ve 987 Kadın olmak üzere toplam 1875 kişiyle görüşme yapılmıştır. Görüşme yapılanların yaklaşık %70’i nazara inanmaktadır. Cinsiyet farklılıklarını dikkate alarak nazara inanma oranları tekrar gözden geçirildiğinde görüşme yapılan kadınların %80 ‘inin, erkeklerin ise yaklaşık %55’inin nazara inandıkları tespit edilmiştir. Şimdi de bu kadar yaygın olan nazar inancına bağlı olarak geliştirilmiş olan pratikler içinde tuz kullanılarak yapılan uygulamalara yer verilecektir.

1) İlk örneğimiz, Balıkesir’in Sındırgı İlçesinin Yaylacık Köyünden derlenmiştir. Köyün tarihiyle ilgili yazılı bir kaynak yoktur. Köyün yaşlılarından alınan bilgiye göre, Yaylacık Köyü yaklaşık 200 yıl önce Kafkasya’dan göç eden Karakeçili Yörük’ü olan Hacı Halil ve kardeşi Kilci Mehmet tarafından kurulmuştur. Verileri 1996-1997 yılları arasında derlenen Yaylacık Köyü , 123 Erkek, 142 Kadın olmak üzere toplam 265 kişiden oluşan Müslüman Köyüdür. Köy oldukça engebeli bir araziye sahiptir. Yaylacık Köyü Sındırgı ovasının bittiği yerde kurulmuştur. Tüm köy genel olarak düşünüldüğünde oldukça geniş bir alana yayılmış dağlık bir köy görüntüsünü verir. İlçeye uzaklığı 2 km’dir. Köylü geçimini ağırlıklı olarak topraktan, ardından hayvancılık, inşaat işçiliği ve ormancılıktan sağlar.

Yaylacık Köyü’nde nazara karşı pek çok pratik yapılır, örneğin; nazardan koruyacak sure ve ayetler okunur, hocaya ya da ayet bilen birine nazar değen kişi okutup, üfletir, bakışı, nazar değmesinden korkulan kişinin üzerinden başka yere çekmek için nazarlık takılır, nazar değdiğine inanılan kişi ya da hayvanın içme suyuna bir miktar idrar katılır, tuz kavrulur.

Tuz Kavurma:

Önce tavaya bir avuç tuz konulur, tuz genellikle kaya tuzudur, ancak sofra tuzu da kullanılır . Tava, içindeki tuzla birlikte ateşe konulur. Ateşe konulun tuz patlamaya başlar . Bu arada nazar değen kişinin başına bir tülbent örtülür . Daha sonra nazar değen kişinin başının üzerine içi su dolu bir çanak tutulur . Patlatılan tuz bu suyun içine dökülür . Bu işlemlerden sonra nazar değen kişiye bu sudan bir yudum içirilir , ya da biraz yalatılır. El ve ayak tırnaklarına ve alnına bu sudan sürülür . Daha sonra, avlunun bir kenarına, ayak basmayacak bir yere tuzlu su dökülür .

2) Verileri 1998-1999 yılları arasında derlenen Denizli Çal Mahmutgazi Köyü’nün kuruluşuyla ilgili çeşitli rivayetler olmakla birlikte, Prof.Dr. Ömer Lütfi Barkan bu köyün Osmanlı Devleti’nin ilk zamanlarında eski bir vakıf olarak varolduğu yazmaktadır (Karabaş 1999:45). Mahmutgazi Köyü , 200 ‘ü erkek, 201’i kadın olmak üzere toplam 401 kişiden oluşmaktadır. 130 haneli bir Müslüman Köyüdür. Mahmutgazi Köyü’nün ilçeye uzaklığı 9 km’dir. Köy halkı geçimini öncelikle topraktan tahıl ve sanayi bitkisi olan üzüm yetiştiriciliğinden ve hayvancılıktan sağlar.

Mahmutgazi Köyü’ünde de nazara karşı geliştirilmiş pek çok pratik vardır. Örneğin tuz kavrulur, dua okunur, kurşun dökülür.

Tuz Kavurma:

İri tuz, bakır bir kapta kavrulur. Ateşte kaynamakta olan suya dökülür. İçine ayrıca 7 buğday tanesi, birkaç tane metal para, soğan kabuğu ve iğne atılır. Bunlar bir süre birlikte kaynatıldıktan sonra, su soğuyunca nazar değen kişinin; 3 kere başına, 3 kere karın kursağına, 3 kere bacaklarına dökülür. Bu işlemler 9-10 kez tekrarlanır. Bu işlemden önce nazar değen kişi, damağını kaldırır. Suyun kalanı nazar değen kişinin koltuk altına, ayaklarının altına ve kucağına dökülür. Böylece nazar değen kişinin nazarı üstünden atılmış olur.

3) Verileri 1998-1999 yılları arasında derlenen, Kütahya’nın Aslanapa İlçesinin Pınarbaşı Köyü’nün de tarihçesi tam olarak bilinmemekle birlikte, Tekeliler, Kocaağızlar ve Kabaşlar isimli üç aile tarafından kurulduğu söylenmektedir. Pınarbaşı bir ova köyüdür ve ilçeye uzaklığı 3 km’dir . Köyün nüfusu 198’i erkek, 192’i kadın olmak üzere 390 kişiden oluşur. Pınarbaşı Köyü’nde yaşayanların dini İslam, mezhepleri ise Sunni-Hanefi’dir. Köy halkının ana geçim kaynağı topraktır. Ayrıca yan gelir olarak büyükbaş ve küçükbaş hayvan beslenir.

Pınarbaşı Köyünde nazarın göz değmesi sonucu olmadığı, bir kişinin dil ile ifadesi sonucunda nazar değeceği inancı hakimdir. Örneğin bir kişi beğendiği bir şeyi dil ile ifade ederse, nazar değmektedir. İşte bu inanış, onları birtakım şeyler yapmaya itmiştir. Bunlardan birisi ve en çok başvurulanı, üzerlik tütütmedir. Bunun yanında tuz patlatma ve nazar duası okuma gibi işlemlerde nazara karşı yapılmaktadır. Üzerlik tütütme işlemi sırasında tuzda kullanılır. ( Yetkin 1999: 121)

Üzerlik Tütütme:

Üzerlik nohuta benzer taneleri olan bir bitkidir. Bu bitkinin yakılarak dumanının ev içine dağılmasına da tütütme denilir. Bu işlem şöyle gerçekleşir; bir piknik tüpü evin ortasına getirilir. Bir küreğin içini üzerlik otu ve bir tutam tuz konur . Kürek tüpün üstüne konarak, otun dumanının, ev içine yayılına kadar yanması sağlanır . Bu arada dua okunur. İyice yanan otlar, dışarı çıkarılarak kürek üstte, otlar altta kalacak şekilde ters çevrilir . Böyle yapılmasının nedeni, nazarı değen kişinin ağzının kapanmasını sağlamaktır. Bu işlem, evin herhangi bir yerinde de yapılabilir. Önemli olan, üzerliğin yanması sonucu çıkan dumanın evin her tarafına yayılmasını sağlamaktır. Ayrıca otun yakıldığı kabın da, işlem bitince mutlaka ters çevrilmesi gerekir. Böylece nazar değmesi engellenir.

4) Verileri 1998- 1999 yılları arasında derlenen, Uşak’ın Karahalli İlçesinin Duraklı Köyü’nün tarihi tam olarak bilinmemekle birlikte, Doğu Anadolu bölgesinden kan davası olayından kaçan Deli Hıdır, Kara Bekir, Hacım Sultan, Kara Dede isimli kardeşlerden, Kara Dede’nin Duraklı’ya gelip yerleşmesiyle oluşmuştur. Duraklı’nın İlçeye uzaklığı 8 km’dir. Köy 133 erkek ve 140 kadın olmak üzere toplam 273 kişiden oluşur ve Duraklı’da yaşayanların dini İslam, mezhepleri ise Hanefi’dir. Köy halkının ana geçim kaynağı tarım ve dokumacılıktır. Ayrıca az miktarda hayvancılıkta yapılmaktadır.

Durak’lı Köyü’nde nazara karşı, kurşun dökme ve tuz öveteleme pratiği uygulanır.

Tuz Öveteleme:

Gerekli malzeme sadece tuzdur . Nazar değdiğine inanılan kişi tuz öveteleme işini yapacak kişinin karşısına oturur. Tuz övetelecek kişi avucuna bir miktar tuz alır . Avuca alınan tuz, nazar değen kişinin başının üzerinde dairesel hareketlerle dolaştırılır. Bu işlem yapılırken 3 kez İhlas, 1 kez de Fatiha suresi , tuz öveteleme işini yapan kişi tarafından okunur . Bu işlemler bittikten sonra üzerine okunulan tuz, üzerine basılmayacak bir yere atılır .

5) Son örneğimiz, verileri 1999-2000 yıllarında toplanan, Isparta’nın Sütçüler İlçesinin Darıbükü Köyü’ndedir. Darıbükü Köyü’nde Tuz Gömdürme pratiği uygulanır. Darıbükü köyünün tarihi ile ilgili yazılı bir belge bulunamamıştır. Nesilden nesile söylenen varsayımlar ve hikayelere dayanarak, köyün 200 yıllık bir geçmişi olduğu tahmin edilir. Antalya- Manavgat bölgesinden bir grup Yörük, hayvancılık yapmak amacıyla bu bölgeye gelmişlerdir. Köyün denizden yüksekliği 900m. olup, Akdeniz’in meşhur Toros Dağlarının eteklerinde kurulmuştur ve Darıbükü ormaniçi köy konumundadır. Köyün ilçeye olan uzaklığı 58’km.’dir. Müslüman Köy halkının ana geçim kaynağı mevsimlik işçiliktir, diğer bir iş kolu da halı, kilim, yolluk, seccade, torba ve halı dokumacılığıdır.

Tuz Gömdürme:

Darıbükü köyünde bu işi sadece bir kadın yapmaktadır. Rahatsızlığı olan kişi, tuz gömdürmek için bu kadını evini çağırır. Tuz gömecek olan kadın, hastayı karşısına alır ve diri tuz tanelerini eline alıp “Fatihi” suresini okur. Okunan tuz kor halindeki ateşe gömülür. Gömülen tuz patlamaya başlar. Tuzun patlamasıyla kişiye değen nazar dağılmış olur. Tuz gömdüren kişi erkekse takkesini, kadınsa yazmasını üzerindeki nazar dağılsın diye ateşe silkeler. Tuz patladıktan sonra ateşten biraz kül alınarak suya konur ve nazar değen kişi bu sudan üç yudum içer ve abdest alır. Geriye kalan su evin dört köşesine serpilir.

Dua Okuma:

Aslinda sadece Nazar için okunan dua-sure var ise de ben burada çok bilinen, namazlarda da okunan Muavvizeteyn surelerini tavsiye ederim. Çünkü tecrübelerimle sabittir.
Nasil yapacaksiniz.? Önce nazara ugramis olan kisinin karsisina geçerek; bütün iyi niyetiniz ve sevecenliginizle kisinin anne ve kendi adini ögreniniz.
Ve söyle niyet ediniz. Niyet ettim falandan olma (anne ismi) falanin (okunanin ismi) derdinin define Ella Talu ileyye ve tuni müslimin innehu min süleyman ve innehu Bismillahirrahmanirrahiym..! Her sureyi 3 kez ve katlari seklinde okumali ve bitiminde okudugunuz kisinin yüzüne üflemelisiniz. .
FELAK SURESi Bismillahirrahminirrahiym Kul e-uzu bi-Rabbil-felak. Min serri ma halaka Ve min serri gasikin iza ve kab. Ve min serrin neffasati filukad. Ve min serri hasidin iza hased.
NAS SURESI Bismillâhirrahmanirrahiym Kul e-uzu bi-Rabbin nâs. Melikin*nâs. Ilâhin-nâs. Min serril-ves vasilhan*nas. Elleziy yüves visü fiy sudürinnas. Minel-cinneti ven-nas.
NAZARA BİLİMSEL AÇIKLAMA
DİCLE Üniversitesi İktisadi ve İdari Programları Büro Yönetimi Bölümü’nü birincilikle bitiren ve KKTC Doğu Akdeniz Üniversitesi’nden Metazifik unvanını alan ve `Nazar’ adlı kitap yazan Diyarbakırlı Gökhan Hani, 5 yıl süren çalışmasının bilimsel temellere dayandığını söyledi.
Nazar olayının insandaki yoğun radyolojik ışınlarla ortaya çıktığını ileri süren Hani, “Geçmişi insanlık tarihi kadar eski olan nazar inanışını laboratuvar ortamında inceledim. Radyolojik açıdan nazarı meydana getiren, yıkıcı, yakıcı ve sarsıcı ışınların gözün ağ tabakasında birikerek ışığa duyarlı fotoreseptörler tarafından oluşuyor ve gözdeki sinir kaslarını kasıyor. Kasılan sinirden çıkan ısı ışınları nesne üzerine akmasıyla etkileşim oluşuyor. Bunun adı nazardır” dedi.
Metafizik uzmanı ve yazar Hani, göz renkleri üzerinde yaptığı araştırmada ilginç sonuçlara vardığı kitapta gözlerin renklerine göre etkileşim yaptığını belirtti. Nazarı en çok etkin olan gözlerin mavi ve sarı renkli gözlerin olduğunu anlatan Hani, “Nazar en çok kadınlarda var. Bunun nedeni kadınların kapris yapma özelliğinin olmasından kaynaklanıyor. Kapris göz akım dalga ışınımlarında, hızı erkeğin göz akım dalgasından daha fazla olmasından kaynaklanıyor” dedi
                            
                                           NAZAR İÇİN OKUNACAK DUALAR

Kendisine nazar değen kimse, aşağıda bildirilen duaların birini veya tamamını okumalıdır.
1- Fatiha, Âyet-el kürsi ve dört kul [Kâfirun, İhlas, Felak, Nas sureleri] 7şer defa okunup hastaya üflenirse, büyü, nazar ve her dert için iyi gelir. Tuza okunup, suda eritilerek içmek de olur. Bir hadisi şerifte de, (Fatiha ile Âyet-el kürsiyi okuyana, o gün nazar değmez) buyuruldu. (Deylemi)

2- Bir hadis-i şerifte, (Sabah akşam, [Besmele ile] 3 defa “Bismillâhillezi lâ yedurru ma’asmihi şey’ün fil Erdı ve lâ fissemâi ve hüvessemi’ul alim” okuyan, büyü ve nazardan korunur) buyuruldu. (İ. Mace)

3- Âyet-el-kürsi, Fatiha, iki kul euzü ve Kalem suresinin sonunu okumak çok iyi gelir. (Medaric)

4- Peygamber efendimiz, iki kul euzüyü okuyup buyurdu ki: (Bu iki sure ile [belalardan, nazardan] korunun! Hiç kimse, bu iki sure ile korunduğu gibi, başka şeyle korunamaz.) [Ebu Davud]

5- (Euzü bi-kelimatillahittammati min şerri külli şeytanin ve hammatin ve min şerri külli aynin lammetin) tavizini, sabah akşam 3 defa okunup kendine veya hastaya üflenirse, nazardan, cin, şeytan ve hayvanların zararından korur. (Mevahib)

6- Peygamber efendimiz nazar için (Allahümme barik fihi ve la tedarruhü) okurdu. (İbni Sünni)

7- Nazarı değen kimse veya herkes, beğendiği bir şeyi görünce Mâşâallah demeli, ondan sonra o şeyi söylemelidir. Önce Mâşâallah deyince, nazar değmez. Hadisi şerifte, (Hoşa giden bir şeyi görünce, “Mâşâallah la kuvvete illa billah” denirse o şeye nazar değemez) buyurdu. (Beyheki)

8- Nazardan korunmak için âyât-i hırz denilen âyetleri okumalı ve üzerinde taşımalıdır.

9- İbni Âbidin hazretleri (Tarlaya kemik, korkuluk, hayvan kafası koymalı. Bir kadın, ürününe nazar değmemesi için ne yapacağını sorunca, Resulullah, (Tarlaya hayvan kafası as) buyurur. Bakan kimse, önce bunu görüp tarladaki ürünü sonra görür) buyuruyor. (R. Muhtar)

10- Tivele, temime ve efsun caiz değildir. Manasız veya küfre sebep olan rukyeyi okumaya Efsun denir. Nazarı bizzat önlediğine inanılan nazarlıklara Temime denir. Şirinlik muskası denilen rukyelere Tivele denir. Rukye, okuyup üflemek veya üzerinde taşımak demektir. Rukye, âyet ve hadis ile bildirilen dualarla yapılırsa taviz denir. Taviz ise caizdir. Hadis-i şerifte, (İlaçların en iyisi Kur’an-ı kerimdir) buyuruldu.

YouTube neleri siliyor?

YouTube neleri siliyor?

1 yıldır YouTube’daki bir videoyu kaldırtamıyoruz. Peki YouTube’un yayınlama ve silme şartları ne?

youtubeDünyanın en büyük video paylaşım sitesi olan YouTube, içerikle ilgili düzenlemelerini netleştirdi. Kullanıcılar ne yayınlarsa silinir, hesapları kapatılır, işte bunlar aydınlatıldı. Aslında şartlar gayet basit, kullanıcılar başka insanların özel hayatlarını ortaya koyan videoları YouTube‘a yüklememeliler. Bu tür videolar kullanıcılar tarafından büyük olasılıkla YouTube‘a şikayet ediliyor. YouTube çalışanları da işaretlenen videoları 7 gün 24 saat inceleyerek kurallara aykırı olup olmadıklarını belirliyorlar.

YouTube‘un açıklamasına göre seks, çıplaklık, ırkçı söylevler, kanlı, sarsıcı, rahatsız edici içerik, tehlikeli veya yasa dışı hareketler, telif hakları yasası ihlali, çocukları içeren uygunsuz içerik yasak. Yasaklara en son eklenen ise insanların özel hayatına müdahale eden videolar oldu.

İşte YouTube açıklaması: “Kaydettiğiniz bir video’daki insanların kimliği teşhis edilebiliyorsa ve filmlerinin çekilmesine müsaade etmemişlerse sizi şikayet edebilirler. İşte bu yüzden insanların adres, telefon numarası, kredi kartı bilgileri paylaşılmamalı. Kullanıcılarımızı güvenli tutma konusunda ciddiyiz ve buna uymayan hesapları kapatırız.”

Bununla birlikte insanları taciz etmek de yasak. Yapılan yorumlardan bir başka kullanıcının hesabındaki kişisel özellikleri kopyalamaya, ismine benzer isim almaya kadar yasak listesi oldukça uzun. Kavga ve hakaret amaçlı, videolar da yasak. Amaç sadece video yükleyenleri değil, yorumcuları da denetlemek.

Google’da büyük değişim

Google’da büyük değişim…

İnternet devi Google, mühendislerinin, “Caffeine” adlı, daha hızlı yeni bir arama motoru üzerinde çalıştıklarını açıkladı.

googleGoogle’ın resmi blogunda Sitaram Iyer ve Matt Cutts adlı mühendislerin imzasıyla yayımlanan mesajda, Google mühendislerinin aylardır gizli bir proje üzerinde çalıştıkları ve yeni nesil bir arama motoru geliştirmek için çabaladıkları belirtildi.

Mesajda, bu projeyle, aramada çıkan sonuçların kapsamı, doğruluğu ve bilgiye ulaşma hızının artırılacağı kaydedildi. İnternet kullanıcıları, projenin gelişimini “www2.sandbox.google.com” adresinden takip edebilecekler. Görsel olarak, bu yeni arama motoru ile Google’ın orijinal sayfası arasında çok fark bulunmuyor.
Google yönetimi, tek hedefin “Caffeine”in mevcut arama motoruna göre daha hızlı çalışması olduğunu belirtiyor.