BitkiDerman.com.tr

' "Bitki" Derman'dır. ' – Şifalı Bitkiler Bilgi Paylaşım Sitesi…



Bir yılbaşı sofrası hazırlayın bütün yıl konuşulsun

Yılbaşında birbirinden şahane yemekler hazırlayıp özensiz sıradan bir sofra kurmak, düğüne giderken albenili elbiseler giyip,saçınızı taramadan dışarı çıkmaya pekâlâ benzetilebilir. Yılbaşı sofraları günlük sofralar gibi kısa muhabbetlerin aksine, uzun uzun yapılacak sohbetlerin, atılacak kahkahaların merkezi olduğundan daha bir özen istiyor. Nasıl düzenlemeli, nelere dikkat etmeli, şıkır şıkır mı daha sade bir sofra mı karar vermek gerekiyor. Popüler her alanda olduğu gibi yılbaşı sofrası hazırlamanın da trendleri var. Ve tabii ki bu konuda gelenekçiler ve yenilikçilerin fikir ayrılıkları da… Yılbaşında şahane bir yılbaşı sofrası yaratmanın inceliklerini bilenlere sormak en iyisi.

A46 markasının yaratıcılarından Tuvana Büyükçınar’ın yılbaşı sofralarıyla ilgili küçük ama çok işe yarar tüyoları var. Olayın sadece sofra süslemek olmadığı, evin de süslenmesi gerektiği bunlardan sadece biri. Evin süslenmesi sözünden, evde kafanızı çevirdiğiniz her yerden bir süsün sarkmasını anlamayın. Yılbaşının vazgeçilmez ikonu küçük bir çam ağacı veya kapıya asacağınız çember bir süs kâfi. Büyükçınar, bu yılki yılbaşı sofrası trendlerinin farklı tarzların kombine edilmesi olduğunu söylüyor. Yani geometrik akımlardan tutun, fyturistik akımlara kadar pek çok seçeneğin yılbaşı sofralarında kullanılabileceğini vurguluyor. Organizasyon şirketi sahibi Bettina Mahler ise, her yıl ayrı bir konseptte sofra kurulmasını, bunu da kişinin hayat stilinin beraberinde getirdiği bir şey olduğunu söylüyor. “Bir yıl Rus ve Çin trendi yapıyorsanız, diğer yıl İskandinav trendini öne çıkarın” diyor. Bir de uyarısı var: “Asla sade bir sofra kurmayın. Bunu zaten yılın her günü yapabilirsiniz. Yılbaşının ruhuna uygun şıkır şıkır bir sofra hazırlamak en doğrusu.” Tasarımcı Gönül Paksoy ise, yılbaşı sofraları konusunda daha gelenekçi tavır koyuyor ve masanın kesinlikle sade ama özenli hazırlanması gerektiğini savunuyor. Sebebini de şöyle açıklıyor: “Gün boyu o kadar emek vererek hazırladığınız yemekler, masadaki süslerle yarışıyor gibi hissediyorum. Emeğinize yazık oluyor.”

HAZIRLANIRKEN BU TÜYOLARI UNUTMAYIN

TUVANA BÜYÜKÇINAR
KİŞİYE ÖZEL YEMEK TAKIMI OLUŞTURUN

Aynalı detaylar ışığı yansıtarak tüm süslemeleri görsel bir şölene çevirir. Masada kullanacağınız çiçeklerin arasında simli çiçekler ya da varak boyanmış yapraklar kullanarak masanıza ışıltı katabilirsiniz.
Mumlar her yılbaşı masasının vazgeçilmez dekoru. Kristal, varak ya da gümüş şamdanlarda uzun mumlar kullanarak masanıza klasik bir şıklık kazandırabilirsiniz. Klasik havayı değiştirmek için masanızdaki bardak mumlara ya da masa üzeri mumlarına bordür ekleyerek değiştirebilirsiniz.
Yemek takımı kullanmak yerine, üzerinde arkadaşınızı anlatan eğlenceli bir detay ya da desen olan tabaklar seçerek kişiye özel bir yemek takımı oluşturabilir, hatta bu tabakları arkadaşlarınıza yılbaşı hediyesi olarak verebilirsiniz.
Sofranızı hazırlarken hediyeleri de unutmayın. Satın alacağınız ya da kendinizin hazırlayacağı küçük hediyeleri masada tabakların üstüne koyabilirsiniz.

BÜYÜLEYİCİ MUMLAR

Farklı bardak çeşitlerini mumluk olarak bir arada kullanabilirsiniz. Şarap, rakı veya viski gibi farklı boyuttaki bardakların içine bir miktar su doldurun. Bu suyu kumaş boyası ile renklendirdikten sonra içine minik bir mum yerleştirin. Dilerseniz boya ile birlikte, bir miktar da koku ekleyebilirsiniz. Bardakları altı aynalı bir tepsi içine koyun. Tepsiden yansıyan ışık ve renkler misafirlerinizi büyüleyecektir.

BETTİNA MACHLER
YEMEKLER VE SOFRA GÜZEL OLSA DA EV SAHİBİ OLARAK NEŞESİZSENİZ BİR İŞE YARAMAZ

Yılbaşının klasik rengi diyerek masanızda sadece kırmızı rengi kullanmayın. Siyah ve gümüş ya da kahverengi ve altın renkler çok şık olabilir. Ama kullanacağınız doğal ahşap aksesuvar ve mumlarla bir dağ evi havası da yaratabilirsiniz.
Yılbaşı masasının en olmazsa olmazı mumlar, mumlar, mumlar.
- İstediğiniz kadar güzel yemekler hazırlayın, enfes bir masa düzeni kurun, gece boyu ev sahibi olarak rahat ve neşeli değilseniz bir işe yaramaz.
Eğer iyi bir dekorasyon yapabiliyor ama kötü yemek hazırlıyorsanız misafir edeceğiniz yakın arkadaşlarınızdan istedikleri yiyecek ve içecekleri getirmesini isteyebilirsiniz.
Misafirlerinizi yemeğe çok erken davet etmeyin. Yemek 23.30’da bitmeli ki, yılbaşı kutlaması için şampanya ve video kamera hazırlıklarınız için vaktiniz kalsın.

GÖNÜL PAKSOY
KIRMIZI EZBERLENMİŞ BİR RENK, SOFT RENK MASA ÖRTÜSÜ KULLANIN

Masa örtüsü olarak mutlaka ipek ya da keten kullanılmalı. Son yıllarda moda olan kadifelerden ve boncuklardan uzak durun. Bence şıklık, yemeklerde öne çıkmalı.
Yılbaşı rengi her ne kadar kırmızı olarak bilinse de, kırmızı bir masa örtüsü gözü çok yorar. Kırmızı ezberlenmiş bir renk gibi geliyor bana. Ben her zaman beyaz ya da gümüş gibi daha soft renkleri tercih ederim. Ama illa ki renk istiyorsanız belki mor kullanabilirsiniz.
Yılbaşı demek biraz daha pırıltı, biraz daha ışık demektir. Abartmadan sofrada hoş mumlar kullanılabilir.
Asla kâğıt peçete kullanılmamalı, kumaş peçete her zaman daha şıktır. Hatta masa örtünüzle örtüşebilecek renkli kumaş peçeteler seçebilirsiniz.
Masada mutlaka her servisin yanında kişiye özel bir yeni yıl çiçeği olmalı. Konukların alıp götürebileceği ya da erkeklerin yakasına takacağı bir çiçek olabilir.
Gümüş küçük tombaklar masaya yerleştirilebilir. Şık sürahiler, karaflar sofrayı kalabalıklaştırmadan masada bulunabilir. Bazen çok klasik bir bardakla çok modern bir karafı da kombinleyebilirsiniz.

DESENLİ TABAK OLMAZ

Misafirlerinizin özelliklerine göre farklı tabaklar kullanabilirsiniz. Antika tabaklarla, modern tabakları birleştirerek çok güzel bir kombinasyon yapmak da bir seçenek. Tabaklar asla desenli olmamalı. Düz tabak her zaman yemeğin güzelliğini öne çıkarır. Şık çatal ve bıçakları ise söylemeye gerek yok.

sızıntılı bağırsak sendromu için modern tıp ve doğal yöntemler

Sızıntılı bağırsak sendromu halk arasında çok iyi bilinen bir hastalık değildir. Bu nedenle birçok hasta bu durumun farkında bile olmayabilir. Birçok doktor bu has­talığın belirtilerini giderme yolunu seçerek hastalığın kaynağına inememektedir. Hastalara kortikosteroid, antibiyotik ve bağışıklık sistemini güçlendirici ilaçlar önerilmektedir.

Doğal sağlık tedavileri:

■ Sızıntılı bağırsak sendromu tedavisi için çocuğunuzun beslenme sistemini gözden geçirmeniz ve alerjiye neden olabilecek her türlü yiyeceği menünüzden çıkarmanız gerekmektedir. Şeker, beyaz unlu ürünler, glüten içeren ürün­ler, buğday ve arpa gibi hububatlı ürünler, süt ve sütlü mamuller, aşırı yağlı yi­yecekler, kafein içeren gıda maddeleri, alerjik olduğu testlerle kanıtlanmış olan her türlü gıda maddesi ve çocuğunuza zarar verdiğini düşündüğünüz ha­zır gıdalar çocuğunuzun beslenme programında yer almamalıdır.
■ Dr Rona’ya göre, ekinezya ve sarımsak gibi doğal antibiyotiklerin kullanımı ol­dukça önemlidir. Antiparasitik özelliği bulunan siyah ceviz ve karanfil de teda­vide önemli rol oynar. Greyfurt çekirdeği özü gibi vücudun mantarlarla savaş­masını sağlayan meyvelerin tüketimi de tedavi için önemlidir.
■ Uzmanlar çocukların yiyecekleri iyice çiğnemeden yutmamasını da önermek­tedir.
■ Laktobasilus asidofilus ve bifidus gibi faydalı bakteriler mide-bağırsak fonksi­yonlarını düzenler.
■ Aloe vera özü ve doğal sindirim enzimleri, özellikle de çocuklar için hiçbir yan etkisi olmayan bromalain ve papin, bağırsak fonksiyonlarını düzenler.
■ Bazı doğal sağlık uzmanları glutamin gibi amino asitlerin kullanımını da uy­gun görmektedir. Ancak bu tür maddeler ancak ehil bir doğal sağlık uzmanı­nın denetimi altında ve öngördüğü şekilde kullanılmalıdır.
■ Keten tohumu yağı, çuha çiçeği yağı, balık yağı, siyah üzüm çekirdeği de teda­vide kullanılabilir.
■ Koenzim Q10 gibi antioksidan besinler sızıntılı bağırsak sendromunun verdi­ği hasarı tedavi eder.
■ Mavi-yeşil algler grubuna ait mikroskobik bir yosun türü olan “spirulina” da sızıntılı bağırsak sendromu için önerilmektedir. Bu yosun türü tüketilen besin maddelerinden elde edilen besin değerlerinin vücut fonksiyonlarının işlevini kolaylaştırmasını sağlar.

Çocuğunuzun sızıntılı bağırsak sendromu yaşadığından şüpheleniyorsanız, en kısa zamanda doktora ya da doğal sağlık uzmanına başvurun. Sızıntılı bağırsak sendromundan şüphelendiğiniz halde, doktorunuzun bu olasılığı göz ardı ettiğini düşünüyorsanız, sorunun üzerine gitmenizde fayda vardır. Hastaya zarar verme­yecek birçok bağırsak emilimi testi vardır. İşinin ehli olan bir doğal sağlık uzmanı­na, besin terapistine ve bitkibilimciye başvurarak tedaviye başlayabilirsiniz.

sızıntılı bağırsak sendromunun nedenleri

Sızıntılı bağırsak sendromu bağırsak bölgesinde oluşan yangı sonucunda ortaya çıkar. Aşağıdaki etkenler bağırsakta yangıya neden olmaktadır:
■ Sindirim ve bağırsak kanalında zararlı bakterilerin (parazit ve mantarların) oluşmasına neden olan antibiyotikler
■ Özellikle de çocukları olumsuz yönde etkileyen kafein ve asitli içecekler
■ İşlemden geçirilmiş yiyeceklerde bulunan kimyasal maddeler (renklendirici-ler, suni maddeler)
■ Enzim eksiklikleri (çöllak hastalığı, laktoz intoleransına neden olan laktoz ek­sikliği)
■ Ibuprofen gibi nonsteroid-antienflamatuar (NSAIDs) ilaçlar
■ Karbonhidrat ağırlıklı beslenme (çikolata, şeker, bisküvi, gazlı içecekler, beyaz ekmek).
Belirtiler
■ Tüketilen gıda maddeleri yeterince sindirilemez
■ Yangı midede şişkinliğe neden olduğundan gaz, kramp ve geğirmelere neden olur.
■ Kabızlık ve bu durumu takip eden ishal vakaları görülür. Tıp literatüründe ir-ritabl bağırsak sendromu adı verilen hastalık ortaya çıkar. İrritabl bağırsak sendromu hastalarının %80′ininin vücudunda mantar, parazit ve bakteri artı­şı gözlemlenmektedir.
■ Baş ağrısı, yorgunluk, hafıza kaybı, konsantrasyon eksikliği ve gıda hassasiye­ti görülür.
■ Artrit, migren, egzama, astım ve diğer bağışıklık sistemi bozukluğu hastalıkla­rı da hastalığın ilerleyen evrelerinde görülmektedir.

vücuda lif alımını faydaları

Posa, bağırsaklarımızı temizleyen doğal süpürgelerdir. Kabızlığı önler, pektin denen madde fazla yağlara yapışarak onların vücuttan dışarı atılmasını sağlar. Bu özellik kandaki kolesterolün belirli bir dengede kalmasını sağlar. Posa, kalın bağırsakta zehirli madde üretilmesini de engeller. Bağırsakta yararlı olan bakterilerin çoğalmasını ve bağırsaklarımızın daha iyi korunmasını sağlar

öksürük

Çoğunlukla, göğüs, boğaz veya karın boşluğunda meydana gelen bir rahatsızlığın belirtisi olarak ortaya çıkan öksürük`tür 3 grupta toplanır.
Kuru öksürük: Nezle, boğaz iltihabı, bademcik iltihabı, fazla sigara içmek, sindirim bozuklukları, gastrit, ishal, kabızlık, bağırsak solucanları, kalp hastalıkları ve ses tellerinin hastalanmasından kaynaklanan öksürük`ler balgamsızdır, yani kuru öksürük`tür.
- Nöbet şeklinde gelen öksürük: Bu çeşit öksürük, boğmaca veya ciğer şişmesi; gırtlak veya hava borusunun tahriş olması, veya astımdan kaynaklanır. Bu çeşit öksürük`te pek az balgam görülür.
- Balgamlı öksürük: Bu çeşit öksürük, sık sık tekrarlar. Hastada hırıltı vardır. Balgam çıkarır ve nefesini dışarı vermekte zorluk çeker. Balgamlı öksürük; Bronşit, astım, sinüs iltihabı, müzmin sinüzit, kalp hastalıkları veya tüberküloz’un bir işareti olabilir. Öksürük, nasıl olursa olsun, ihmal edilmemesi ve mutlaka tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. ÖKSÜRÜK

detoks nedir ve nasıl uygulanır?

Herkesin belirli aralıklarla vücudunu dinlendirmeye ve vücudunu temizlemeye ihtiyacı var. Aslında vücutlarımız her gün, özellikle gece ve sabah erken saatlerde, kendisini temizlemeye programlanmıştır.

Alfa Yayıncılık tarafından piyasaya çıkarılan ´Detoks´ adlı kitapta Daniel Reid detoks ihtiyacımızı şöyle tarif ediyor: ´Vücutta toksinlerin tutulmasının iki temel sebebi vardır. Birincisi yiyeceklerde, havada ve suda doğal olmayan çevresel toksinlere aşırı maruz kalmamız yüzünden oluşan, metabolizmanın doğal seviyenin çok üstünde toksin yüklenmesi. Diğeri ise, sağlıksız kişisel alışkanlıklar, aşırı yorgunluk ve hiperaktif modern yaşam stilleri yüzünden zayıflayan sinir sistemi sebebiyle işlemeyen normal atılım sürecidir.´

Herkesin kendi yaşam tarzına ve ihtiyaçlarına göre değişik miktarlarda ve şekillerde detoksa ihtiyacı var. Reid´in kitabında bu konu bütün hatları ile gayet açık seçik ve detaylı olarak yer alıyor. Ancak siz bu kitaptan derlenen bilgiler ışığında ana hatlarıyla yapılması ve yapılmaması gerekenleri öğrenebilirsiniz.

Detoksa İhtiyacınız Olduğunu Gösteren İşaretler

Baş ağrısı, sırt ağrıları, sık sık soğuk algınlığına yakalanmak, yorgunluk, eklem ağrıları, burun kaşıntısı, sinirlilik, deri döküntüleri, öksürük, uyku hali, deri kızarıklıkları, göğüs hırıltısı, gözlerde iritasyon, uykusuzluk, bulantı, boğaz ağrısı, savunma sisteminizde yavaşlama, baş dönmesi, hazımsızlık, boyun tutulması, değişken ruhsal yapı, anoreksiya, sinüslerin tıkanması, anksiyete, ağız kokusu, dolaşım bozukluğu, ateş, depresyon, kabızlık.   

1 . İlk önce soluduğumuz hava temiz olmalı. Doğru bir şekilde solunum yapmayı bilmeli, diyaframımızı kullanmayı öğrenmeliyiz.

2 . Kanımızda bulunan oksijen miktarı düşük olmamalı. Aksi takdirde detoks yapamayız çünkü oksijen var olan en etkili antioksidandır. 200 yıl önce atmosferde yüzde 38 oranında oksijen bulunurken bugün sadece yüzde 19 oksijen mevcut. Tüm toksinler vücuttan atılmak için önce oksijenle birleşmeli, bu nedenle oksijen takviyesi almak için ozon ve oksijen tedavileri uygulatmak çok önemli.

3 . Yenilenler ve içilenler toksik olmamalı. İçtiğiniz suyun kalitesi çok önemli. İdeal bir diyet uygulandığında dahi içilen suyun ph derecesi ile vücudunuzun asit dengesini bozabilirsiniz. Su, ideal olarak ph 7.35 ile 7.60 değerleri arasında olmalıdır. İçtiğiniz suyun değerlerini bilmiyor ya da belirtilene güvenmiyorsanız, herhangi bir laboratuvara giderek değerleri çok ucuza öğrenebilirsiniz.

4 . ´AsiditeDetoks´ kitabının yazarı Daniel Reid´e göre sağlıklı bir vücutta kan ve diğer vücut sıvılarının birçoğu, deniz suyuna benzer şekilde hafif alkaliktir. Alkalik ve oksijen, sağlıklı olmanın ve güçlü bir bağışıklık sisteminin şartlarıdır; bakteriyel, virütik ve mantar kökenli enfeksiyonlar oksijenle yeterince beslenmiş ve alkalik dokularda gelişemezler. Mikropların neredeyse tamamı bu ortamda etkisiz hale gelir.
5 . Demek ki detoks yaparken amacımız; asit oranımızı ph 7 oranında tutmaya çalışmak ve oksijen oranımızı arttırmak olmalıdır. Bu sonuçları elde etmek için düzenli bir şekilde beslenip, yaşam tarzımızı da değiştirmeliyiz.

Detoks Programları

Detoks, sadece beslenme ile sağlanamıyor. Beslenmemizde yapacağımız değişikliklerle vücudumuza yeni toksinler eklemeyi kısıtlayabiliriz ancak var olan toksinleri vücuttan atmak için egzersizlerle terlememiz gerekir. Ayrıca idrar ve dışkı yoluyla da zehirlerimizi atabilmeliyiz.

Ülkemizde de çok çeşitli spa merkezleri ve otellerde, uzman doktorlar tarafından uygulanan destek tedaviler mevcut. Ancak evde haftada bir, üç ya da yedi gün veya en uzun 15 günlük kürler uygulayabilirsiniz. Uzman kontrolü olmayan ev tedavilerinde daha temkinli davranmanızı öneriyoruz.

Evde Detoks
Detoks´un beslenme ayağında çok çeşitli seçenekler ve programlar söz konusu. Detoks´ta ufak birkaç değişiklikten tutun da sadece elma yenilen, meyve suları tüketilen diyetlere ve hatta sadece su içilen oruçlara kadar uzanan çok geniş bir yelpaze söz konusu. Herhangi bir radikal diyet veya uygulamadan önce mutlaka doktora danışmalısınız. Su Orucu, meyve suyu diyeti veya tek tip gıda ile yapılan aşırı programları uygulamadan önce dikkatle düşünün. Çünkü bu tip diyetlerin yarardan çok zararı olabilir.

Beslenme Dışında Toksin Alımını Azaltmak İçin Neler Yapmalıyız?

PİŞİRME METOTLARI: Tükettiğimiz gıdalar kadar önemli bir diğer unsur ise pişirme metotlarımız. Kızartma yapmamaya, yağı aşırı ısıtmamaya özen göstermeliyiz. Haşlama ya da buharda pişirme usullerini tercih etmeliyiz. Ayrıca pişirme yapılan kapların paslanmaz çelik, cam veya porselen olmasına dikkat etmeliyiz.

SABUNLAR VE DETERJANLAR: Gerek bulaşık yıkarken gerekse banyoda kullandığımız sabunların, bitkisel özlerden olmasına dikkat etmeliyiz. Kimyasal katkıları olan ürünlerden kaçınmalıyız.

DENİZ SUYU MUCİZESİ: Denize yakın bir yerde oturuyorsanız ve suyun temizliğinden eminseniz, her gün birkaç damla deniz suyunu içme suyuna damlatarak içmeniz vücut asit dengeniz için son derece yararlı olacaktır. Denizde yüzmenin de tedavi edici özellikleri var ve günde belirli aralıklarla suya girilmesi çok yararlı.

DENİZ VE DAĞ HAVASI: Bu gibi mekanlarda havanın iyonizasyonu ve kalitesi farklı olduğundan, ´biraz dağ havası almak´ veya ´ deniz havası solumak´ hurafe değil. Sağlık üzerinde oksijen arttırıcı ve denge düzenleyici etkileri var.

DETOKS SAĞLAYAN ÇAYLAR: Başta yeşil çay olmak üzere birçok bitkisel çayın detoks etkisi yüksektir. Papatya, ginseng, ginko biloba, ekinezya, kırmızı pancar, zencefil, meyankökü de toksin arındırıcı özellikleri olan önemli kaynaklardır.

DUŞ VE BANYO: Sıcak suyun ve su ile masajın faydaları büyük. Ayrıca ölü derilerimizden arınarak gözeneklerimizi açtığımız takdirde toksinlerden daha kolay kurtulabiliriz. Cilde kuru fırça ile yapılan masaj kan dolaşımını hızlandırarak, ciltteki oksijen oranını arttırır. Cildimiz ve iç organlarımıza çok yararlıdır. Küveti su ile doldurup, evde detoks yapmak istediğinizde cildi tahriş eden zararlı kimyasallar içeren sabunlar yerine, papatya, biberiye, okaliptüs ve adaçayı gibi doğal yağlar kullanmayı tercih etmelisiniz. Ayrıca banyonuza yarım bardak içme sodası ve/veya deniz tuzu da ilave edebilirsiniz.

KOKULAR: Kokular bizim tahminimizden çok daha önemli. Çağlar boyunca çeşitli hastalıklar insanlığı tehdit ederken, bu virüs ve bakterilerden en az etkilenen veya hiç etkilenmeyen grup insan, çiçekler, çiçek suları ve yağlarıyla uğraşanlar olmuş. Kimyasal kokular bu kategoriye girmezler ve zararları da vardır.

VİTAMİNLER: Detoks sırasında, beslenme programınızı ve diğer tedavilerinizi desteklemek için alınması gereken en ideal antioksidan vitaminler: çinko, kalsiyum, B vitaminleri (özellikle B3), C vitamini, selenyum, A vitamini, E vitamini olarak özetlenir.

Baharat ve Çaylarla Arınma Programı

İyi bir beslenme programına ilaveten:

Uyanınca: Bir bardak ılık suya bir kaşık limon suyu veya bir kaşık elma sirkesi ekleyerek için.
Yemeklerde: Maydanoz ve sarımsak tüketin (tercihen çiğ), ayrıca kırmızı biber ve zencefil (çorbalara katılarak tüketilebilir) de tüketilmesi gerekir.
Yemek Aralarında: Papatya, zencefil, ıhlamur, meyankökü gibi arındırıcı çaylar tüketin.
Akşam: Papatya çayı rahatlatıcı özelliği ile uyku için de idealdir.  

İdeal Beslenme

* Haftada 1 kez vücudumuzu arındırmamız gerekiyor. Örneğin bir gün boyunca sadece evde sıkılmış doğal meyve suyu, içme suyu ve yanında çiğ meyve ve sebze tüketmemiz öneriliyor.

* Bunları sofranızdan kaldırmaya ya da çok ender tüketmeye çalışın. Kırmızı et, şarküteri etler, sakatat, rafine edilmiş gıdalar, konserveler, şeker, tuz, doymuş yağlar, kahve, alkollü içecekler ve nikotin.

* Mümkün olduğunca organik gıda tüketmeye çalışın.

* Sadece filtre edilmiş, mineralleri uygun ve ph düzeyi 7 veya üzerinde olan içme sularından tüketin.

* Yumurta, buğday, süt ve ürünlerini belirli dönemlerde sıra ile yiyin. Hepsini aynı dönemde tüketmemeye özen gösterin.

* Mevsim meyve ve sebzelerini tüketmeye özen gösterin.

 * Sofranızda en sık bulunan ürünler: meyve, sebze, yeşillik, tahıl, baklagiller, düşük yağ oranlı süt/yoğurt/peynir, organik beyaz et ve taze balık olmalı.

* Limon asidik olarak düşünülse de, vücudumuz için en ideal asit düzenleyici maddelerdendir ve her gün bir miktar tüketilmesi hararetle tavsiye edilir.

 * Doğanın antibiyotiği olan sarımsak, insan yapımı antibiyotikler gibi yan etkileri olmayan muhteşem bir antioksidandır. Belirli aralıklarda sarımsak kürü yapılması tavsiye edilir.

* Bir bağ maydanozu kaynayan suya atıp, suyun altını kapatın ve bu suyu ılık olarak gün içerisinde tüketin, hem klorofil hem de diğer vitaminler açısından ideal detoks ajanı olacaktır.                 (Cosmopolitan)